Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/5388 E. 2023/850 K. 14.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5388
KARAR NO : 2023/850
KARAR TARİHİ : 14.02.2023

Taraflar arasındaki ölünceye kadar bakım akdinin ehliyetsizlik nedeniyle iptali ile tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.02.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belirlenen günde temyiz eden davalı vekili Av. … ile ihbar olunan Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü vekili Av. Sema Selçuk geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosya ve içeriğindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı … vekili dava dilekçesinde, vekil edeninin teyzesi …’ın 13.04.2012 tarihinde 82 yaşında, dul ve çocuksuz olarak vefat ettiğini, murisin sağlığında noterde düzenlenen 13.01.2004 tarihli vasiyetname ile 188 ada 35 parsel sayılı taşınmazda bulunan 3 ve 4 Nolu bağımsız bölümleri vekil edeni…’ye bıraktığını, iş bu vasiyetnamenin Alaşehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/422 E. 2013/230 K. sayılı dosyası üzerinden 27.02.2013 tarihinde açılıp okunarak kesinleştiğini, daha sonra söz konusu taşınmazların tapuda 19.07.2010 tarihli ölünceye kadar bakım akdi ile davalıya devredildiğini öğrendiklerini, ancak sözleşmenin yapıldığı tarihte murisin Alzheimer hastası olup fiili ehliyetinin bulunmadığını, 2002 yılından itibaren Demans ve Alzheimer ilaçları kullandığını, sözleşme düzenlenirken alınan doktor raporunun da ilk derece sağlık kuruluşu olan ve uzman olmayan hekimlerin görev yaptığı aile hekimliğinden alınmış olduğunu ileri sürerek ölünceye kadar bakım akdinin ehliyetsizlik nedeniyle iptalini ve dava konusu taşınmazların davalı adına kayıtlı tapusunun iptali ile vekil edeni adına tescilini talep ve dava etmiş; muris …’ın diğer mirasçılarından Bayazıt ve …’ın davaya muvafakat ettiğine dair vekaletnamelerini dosyaya sunmuştur.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin anne ve babası öldüğü için altı yaşında iken Kadriye ve İsmet Dural çiftinin yanına verildiğini, ailenin ihtiyaç ve bakımının aksamaması için okula gönderilmediğini, 1978 yılında Mehmet Irk ile evlendiğini ve İstanbul’a gelin olarak gittiğini, ancak yaz tatillerini ailenin yanında geçirdiğini ve diğer zamanlarda da fırsat buldukça bir araya geldiklerini, 1994 yılında eşinin emekli olması üzerine …’e yerleştiklerini, İsmet Dural’ın 2001 yılında ölmesi üzerine 300 dönüm bağ ve 7 dükkanın yönetiminin noterde düzenlenen vekaletname ile müvekkilinin eşi Mehmet’e verildiğini, müvekkilinin eşinin davacının da güvenini kazanan bir kişi olduğunu, muris …’ın hayatta iken hastalığı nedeniyle bir ameliyat geçirdiğini, tedavisi ve bakımının müvekkili ve ailesi tarafından yerine getirildiğini, davacının ise ara sıra telefonla aramak suretiyle muris ile görüştüğünü, bunun üzerine murisin, manevi kızı olan müvekkilinin sadakat ve hizmetinin altında kalmamak için 2004 tarihli vasiyetname ile davacı …’ye vadettiği dava konusu taşınmazları ölünceye kadar bakım akdiyle müvekkiline devrettiğini, ayrıca murisin 2012 yılında vefat etmiş olup davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin 27.04.2018 tarihli ve 2015/235 E. 2018/298 K. kararıyla; Adli Tıp Kurumundan alınan 17.03.2017 tarihli raporda, muris Kadriye’nin ölünceye kadar bakım akdinin yapıldığı 19.07.2010 tarihi itibariyle fiil ehliyetini haiz olmadığının bildirildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davaya konu ölünceye kadar bakım akdinin iptaline ve dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı … adına tesciline karar verilmiştir.

2. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 12.04.2019 tarihli ve 2018/2322 E. 2019/825 K. sayılı kararıyla özetle; “vasiyetnamenin tenfizi ve tescil davası, varsa tenfiz memuru yoksa yasal mirasçılara karşı açılacak davalardan olduğundan, bu talebe ilişkin davanın tefriki ile yeni bir esasa alınması, yeni esas üzerinden taraf teşkili sağlanarak ve ehliyetsizlik nedenine dayalı olarak açılan iş bu davanın sonucunda verilecek kararın kesinleşmesi de beklenerek bir karar verilmesi; iş bu dava yönünden ise mirasçılardan …’nin davaya muvafakatini içerir vekaletnamenin davacı vekilinden temin edilmesi, taşınmaz elbirliği mülkiyetine konu olup ehliyetsizliğin sabit olması nedeniyle tescil kararının davacı ve davaya muvafakat veren mirasçılar adına olması gerektiği gözetilerek bir hüküm kurulması” gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

3. İlk Derece Mahkemesince, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı doğrultusunda, 13.09.2019 tarihli ilk celsede vasiyetnamenin tenfizi ve tescil davasının iş bu dosyadan tefrik edilerek ayrı bir esasına kaydedilmesine karar verilmiş; davacı vekilince de muris Kadriye’nin diğer bir mirasçısı olan …’nin davaya muvafakatini içeren vekaletnamesi sunulmuştur.

4. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Adli Tıp Kurumundan alınan 17.03.2017 tarihli rapora göre muris Kadriye’nin ölünceye kadar bakım akdinin yapıldığı 19.07.2010 tarihi itibariyle fiil ehliyetini haiz olmadığı; davalı vekilinin, murisin vasiyetnamenin yapıldığı tarihte de fiil ehliyetine sahip olmadığı ve bu konuda gerekli araştırmanın yapılmadığına dair beyanlarına, son aşamaya kadar bu yönde herhangi bir iddianın ileri sürülmemiş olması, vasiyetname tarihi ile ölünceye kadar bakma akdinin yapıldığı tarihler arasında altı yıl gibi uzunca bir sürenin olması ve ilgili vasiyetnamenin açılarak kesinleşmesi sebebiyle itibar edilmediği; dava konusu taşınmazların elbirliği mülkiyetine tabi olup tescil kararının davacı … ile davaya muvafakat veren diğer davacılar adına olması gerektiği gerekçe gösterilerek, davanın kabulüne ve dava konusu 188 ada 35 parselde kain 3 ve 4 No.lu bağımsız bölümlerin davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile Karşıyaka 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/551 E. 2012/658 K. sayılı veraset ilamı doğrultusunda muris … mirasçıları olan davacılar adına miras payları oranında tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın ihbarına ilişkin dilekçenin yanlış kuruma gönderildiğini; tapuda işlem yapılmadan önce murisin sağlık raporunun alınması için Aile Hekimliğine başvurulduğunu, hukuki ehliyeti olduğuna dair raporun murisi takip altında tutan ve murisin akrabası olan aile hekimi tarafından verildiğini, resmi şekilde yapılan ölünceye kadar bakım akdinin yasaya uygun olduğunu, müvekkilinin ölünceye kadar bakım akdinin gereklerini muris vefat edinceye kadar yerine getirdiğini, dosyanın davalı tanıkları dinlenmeden Adli Tıp Kurumuna gönderildiğini, bu nedenle kurum raporuna itiraz ettiklerini, ancak mahkemece kabul edilmediğini, davacı tarafça murisin 2002 yılından itibaren Alzheimer hastası olduğunun ileri sürüldüğünü, bu durumda davacılar lehine düzenlenen vasiyetnamenin geçerliliğinin de tartışmalı olduğunu, vasiyetname düzenlenirken alınan sağlık raporunun da aynı aile hekimi tarafından verilmiş olup bu hususta araştırma yapılmasına dair taleplerinin mahkemece haksız gerekçeyle reddedildiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı vekili tarafından ihbar dilekçesinin doğru kuruma gönderilmediği gerekçesiyle kararın kaldırılması istenmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 62 inci maddesinin ikinci fıkrasında açıkça davanın ihbarı nedeniyle yargılamanın başka güne bırakılamayacağının emredici şekilde hükme bağlandığı, ihbarın tek taraflı bir usul işlem olduğu, karşı tarafın muvafakatine ya da mahkemenin onayına bağlı olmadığı, mahkemeden istenebileceği gibi mahkeme dışında da yapılabilecek bir işlem olduğu, davalı vekilinin ihbar dilekçesinde açıkça davanın Tapu Kadastro Genel Müdürlüğüne ihbarını talep ettiği, ihbar dilekçesinin sehven kantin işletmesine tebliği doğru olmamış ise de anılan yasa hükmü gereğince bu husustaki istinaf talebinin yerinde görülmediği,

2. Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçe ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tapuda işlem yapılmadan önce murisin hukuki ehliyeti olduğuna dair raporun murisi takip altında tutan ve murisin akrabası olan aile hekimi tarafından verildiğini, resmi şekilde yapılan ölünceye kadar bakım akdinin yasaya uygun olduğunu, müvekkilinin ölünceye kadar bakım akdinin gereklerini muris vefat edinceye kadar yerine getirdiğini, dosyanın davalı tanıkları dinlenmeden Adli Tıp Kurumuna gönderildiğini, bu nedenle kurum raporuna itiraz ettiklerini, ancak gerek İlk Derece gerekse Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilmediğini, davacı tarafça murisin 2002 yılından itibaren Alzheimer hastası olduğunun ileri sürüldüğünü, bu durumda davacılar lehine düzenlenen vasiyetnamenin geçerliliğinin de tartışmalı olduğunu, vasiyetname düzenlenirken alınan sağlık raporunun da aynı aile hekimi tarafından verilmiş olup bu hususta araştırma yapılmasına dair taleplerinin mahkemece haksız gerekçeyle reddedildiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ölünceye kadar bakım akdinin yapıldığı tarihte muris …’ın fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı, bu konuda Adli Tıp Kurumundan alınan raporun yeterli olup olmadığı ve davacılar lehine düzenlenen vasiyetnamenin yapıldığı tarihte murisin fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususunun görülmekte olan davada tartışma konusu yapılıp yapılamayacağı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369’uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371’inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371’inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Yargıtay duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine; kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.