Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/5576 E. 2023/1359 K. 07.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5576
KARAR NO : 2023/1359
KARAR TARİHİ : 07.03.2023

Taraflar arasındaki miras payının devri sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.03.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde temyiz eden davalılar vekili Avukat … geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklaması dinlendikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; toplam yirmi bir parça taşınmazın kök muris Osman Naneci’den intikal ettiğini, mirasçılar arasında halen iştirak halinde mülkiyet şeklinde fiilen kullanıldığını, kök murisin kızı olan (22.12.2001 tarihinde ölen) davalıların annesi …’ın 27.04.1971 tarihli ”Mabey Senedi” ile kök muris Osman Naneci’den gelen menkul ve gayrimenkul mallarının hepsini, kardeşi olan müvekkilinin murisi (03.02.1984 tarihinde ölen) Hakkı Naneci’ye 10.000,00 TL bedelle temlik ettiğini, bedelin tamamını nakten aldığını, anılan temlik işleminin iki tanık huzurunda gerçekleştirildiğini ve aynı zamanda köy muhtarı ve ihtiyar heyetinin tasdik ettiğini, miras payının devrinin TMK’nın 676 ve 677 nci maddeleri gereğince geçerli olduğunu, ne var ki sözlü taleplerine rağmen davalıların anılan parsellerdeki hisselerini müvekkiline temlik etmediklerini açıklayarak, dava konusu taşınmazlardaki davalıların miras bırakanı Hatice’ye iştirak halinde mülkiyet olarak intikal edecek hisselere ait tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalılar … ve … vekili, senedin zamanaşımına uğradığını, bir kısım taşınmazlarla ilgili davalı … tarafından açılan ortaklığın giderilmesi dava dilekçesinin 31.07.2012 tarihinde davacıya tebliğ edildiği halde TBK’nın 66 ncı maddesi gereğince 1 yıllık yasal süre içinde de dava açılmadığını, taşınmazların halen davalıların zilyetliğinde olduğunu, 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı ile davacının mülkiyeti kazanamayacağını, taşınmazlarda iştirak halinde mülkiyet söz konusu olup müşterek mülkiyete dönüşmeden tescil istenemeyeceğini, ayrıca dayanılan senetteki imzanın müvekkillerinin miras bırakanı …’a ait olmadığını, muris Hatice’nin taşınmazlardaki zilyetliğini hiç bir zaman davacının murisine vermediğini, öte yandan senette cayma halinde 5.000,00 TL ödeneceğinin kabul edildiğini ve aradan geçen 43 yıla rağmen zilyetliğin devralınmaması ile birlikte cayma ile ilgili bir dava da açılmadığını açıklayarak davanın zamanaşımından ve esastan reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili, Adli Tıp Kurumu raporunda, senetteki imzanın müvekkillerinin murisi Hatice’ye ait olduğunun kesin olarak tespit edilmediğini, davacı tarafın Sincan 1. Noterliğindeki vekaletnamedeki imzaya dayandığını, celp edilen belgede murisin imzasının bulunmadığını, parmak basılmak suretiyle işlem yapıldığının ortaya çıktığını, tanık beyanlarını dayanak yapılarak karar verilemeyeceğini, senetteki imza müvekkillerinin murisine ait olmadığından ve aksi de ispat edilemediğinden dava konusu senedin geçersiz olduğunu, iştirak halindeki mülkiyet müşterek mülkiyete dönüşmeden tescil istenemeyeceğini, müvekkillerinin murisi Hatice tarafından zilyetliğin hiçbir zaman davacının murisi Hakkı Naneci’ye verilmediğini, dinlenen davalı tanıklarının murisin maddi durumunun iyi olduğunu ve taşınmaz satma ihtiyacı olmadığını açıkça dile getirdiklerini, imzanın muris Hatice’ye ait olduğu düşünülse dahi zilyetlik devri gerçekleşmediğinden iktisabın söz konusu olamayacağını, davanın zamanaşımı yönünden reddi yerine kabul kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu açıklayarak kararın kaldırılması isteğiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili, istinaf başvurusundaki gerekçelerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, miras payının devri sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 743 sayılı Medeni Kanununun 612 inci maddesi

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Adli Tıp Kurumunun 30.05.2018 tarihli raporunda …’ın sınırlı sayıda mukayese imzaları ile dava konusu 27.04.1971 tarihli miras payının devri sözleşmesindeki imzası arasında benzerlik görüldüğü, dava konusu taşınmazlardaki zilyetliğin davacıda olduğu yönündeki tanık beyanları ile özellikle tarafların kardeşi tanık … beyanları, mirasçılar arasında eldeki dava yönünden zamanaşımı süresinin söz konusu olmayacağı hususları hep birlikte değerlendirildiğinde temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Yargıtay duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.