YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5772
KARAR NO : 2021/3499
KARAR TARİHİ : 06.12.2021
7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.02.2010 ve 16.06.2010 günlerinde verilen dilekçeler ile geçit hakkı tesisi talebi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın usulden reddine dair verilen 18.03.2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen hükmün davalı … vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 07.03.2018 tarihli ve 2015/9542 Esas, 2018/1725 Karar sayılı ilamı ile ” …asıl dava 17.02.2010 tarihinde 2.000,00TL, birleştirilen dava 16.06.2010 tarihinde 2.000,00TL değer gösterilerek sulh hukuk mahkemesinde açılmıştır. Mahkemece mahallinde yapılan keşif sonucu alınan uzman bilirkişi raporunda dava konusu geçit hakkının değeri 7.401,05TL olarak belirlenmiş ve mahkemece bu bedelin depo ettirilmesine karar verilmiştir. Geçit hakkı davalarında görevli mahkeme, üzerinden geçit kurulan yerin değerine göre belirlenir. Dava tarihi olan 17.02.2010 itibariyle değeri 7.230,00TL’nin üstünde olan davalara asliye hukuk mahkemesinde bakılması gerektiğinden, mahkemece, re’sen gözetilmesi gereken görev hususu dikkate alınarak görevsizlik kararı verilip dosyanın asliye hukuk mahkemesine gönderilmesi gerektiği düşünülmeden yargılamaya devamla işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davacı vekiline verilen usulüne uygun süreye rağmen geçit hakkı bedelini depo etmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.
6100 sayılı HMK’nun 90.maddesi gereğince; süreler, kanunda belirtilir veya hakim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hakim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. Hakim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler.
Aynı Yasanın 94. maddesi gereğince; kanunun belirlediği süreler kesindir. Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Aksi halde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir. Bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.
Kanun ya da hakim tarafından tayin edilmiş olan kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlem bazen davanın kaybedilmesi sonuçlarını da doğurmaktadır. Davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu nedenle de hakim tarafından kesin süre verilirken;
1-Kesin süreye konu işlemin gerekli ve tarafların yerine getirebileceği bir işlem olması,
2-Verilen sürenin işlemin yapılması için yeterli ve makul bir süre olması, duruşma gününe kadar kesin süre nedeniyle yapılacak işlem sonrası başka bir işleme gerek yok ise bu sürenin takip eden duruşma gününe kadar verilmesi,
3-Yapılacak iş veya işlemler birer birer, varsa masraflarının da miktarıyla birlikte açıkça gösterilmesi,
4-Sürenin kesin olduğu ve sonuçlarının tarafa açıklanması zorunludur.
Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda somut olaya gelince;
1-Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda mahkemece; 18.02.2021 tarihli celsede davacı vekiline 14.04.2020 tarihli bilirkişi raporunda 1. güzergah olarak belirtilen güzergahın geçit hakkı bedeli olan 8.603,00TL’yi mahkeme veznesine depo etmek üzere iki haftalık kesin süre verildiği, yatırılmadığı takdirde davanın usulden reddine karar verilebileceğinin ihtar edildiği, bu süre içerisinde geçit hakkı bedeli depo edilmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş ise de; eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu verilen karar usul ve yasaya uygun değildir.
Şöyle ki; mahkemece, geçit hakkı bedelinin depo edilmesi için 18.02.2021 tarihli celsede verilen kesin sürede 8.603,00TL’nin depo edilmesi istenmişse de yargılama sırasında davacı yanın geçit hakkı bedeli olarak 7.401,05TL’yi depo ettiği gözetilmeksizin 8.603,00TL’nin geçit hakkı bedeli olarak depo edilmesinin istenmesi usulüne uygun değildir.
Kabule göre de, mahkemece en uygun alternatif olarak belirlenen ve 8.603,00TL’nin depo edilmesi istenen 14.04.2020 tarihli bilirkişi raporunda 1. güzergahın 104 ada 42 parsel üzerinden geçit hakkı tesisini öngördüğü, aleyhine geçit hakkı tesis edilecek 104 ada 42 parsel sayılı taşınmazın tapu kayıt malikinin davada taraf olarak yer almaması nedeniyle taraf teşkili sağlanmadan hüküm kurulması da doğru değildir.
2-Mahkemece; dava konusu 104 ada 40 parsel lehine geçit hakkı tesis edilebilecek bütün alternatifler aynı pafta üzerinde gösterilecek ve karşılaştırmalı olarak açıklama yapılacak şekilde bilirkişi raporu temin edildikten sonra hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi de doğru görülmemiştir.
Bu sebeplerle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.