YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5798
KARAR NO : 2021/3378
KARAR TARİHİ : 01.12.2021
7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 28.07.2015 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydının beyanlar hanesindeki şerhin terkini talebi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 09.03.2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalı … Başkanlığının 29.08.2007 tarih ve 1227 sayılı yazısı ile Bayındır Tapu Sicil Müdürlüğüne verdiği talimat ile İzmir ili, Bayındır ilçesi, Mithatpaşa Mahallesi, 90 ada 18 parsel sayılı taşınmaz üzerine “Üzerindeki binanın yıkım kararı vardır.” kaydını koydurduğunu, belediyenin görev ve sorumluluklarını belirleyen yasalarda bu yönde karar almaya ve tapu dairesine talimat vermeye uygun düşen hüküm bulunmadığını, dava konusu taşınmaz üzerine belediye tarafından düzenlenen ruhsata ve onaylı projelere uygun olmak üzere bina inşa edildiğini, 18 parsel üzerine inşa edilen yapının tapu kaydı üzerine belediye tarafından konulan “Üzerinde yıkım kararı vardır.” kaydının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının İzmir 2. İdare Mahkemesinin 2013/1483 Esas sayılı dosyası ile müvekkili tarafından yapılan işlemin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle idari işlemin iptalini istediği, mahkemece davanın reddine karar verildiğini ve temyiz aşamasında olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen ilk kararın Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 06.03.2019 tarihli ve 2016/16067 Esas, 2019/2005 Karar sayılı ilamı ile “Dava konusu 90 ada 18 parsel sayılı taşınmaz malikinin Arife Özyağcı olduğu, UYAP üzerinden yapılan kontrollerde nüfus kayıtlarına göre malikin ölü olduğu, davacı dışında da mirasçıları bulunduğu anlaşılmıştır. Dosya içerisinde bu kişiye ait mirasçılık belgesine de rastlanılamamıştır. Öncelikle dava konusu 90 ada 18 parsel maliki Arife Özyağcı’ya ait mirasçılık belgesinin davacıdan temin edilerek murisin davacı dışında da mirasçıları varsa taşınmazda elbirliği ortaklığı bulunduğundan tüm ortakların birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir. Ortakların tümünün muvafakatı sağlanamazsa TMK’nın 640. maddesi hükmü uyarınca murisin terekesine görevli mahkemede temsilci atanması için davacıya süre verilmesi gerekir. Eldeki davada diğer maliklerin muvafakatının alınmadığı veya terekeye temsilci atanmadığı anlaşıldığından taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında bir karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. ” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak mahkemenin söz konusu idari işleme yönelik şerhin kaldırılmasında görevli olmadığı ve idare mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Türk Medeni Kanununun 997 ila 1027. maddelerindeki hükümler, tapu siciline ilişkin bulunmaktadır.
Bunlardan, 1008. madde tapu siciline kaydolunacak ayni hakları, 1009. madde sicile şerh verilebilecek kişisel hakları, 1010. ve 1011. maddeler ise temlik hakkının sınırlamaları ile geçici tescili düzenlemiştir.
Türk Medeni Kanununun 1012. ve Tapu Sicil Tüzüğünün 60 ila 64. maddelerinde yedi bölüm olarak düzenlenen “beyanlar” gerek tescillerden gerekse şerhlerden farklıdır. Kütüğün beyanlar hanesine işlenen kayıt, kural olarak ne bir ayni hak ihdas eder ne de şahsi bir hakkı güçlendirmeye yarar. Beyanların fonksiyonu, gayrimenkulle ilgili bazı fiili veya hukuki durumlara ya da zaten mevcut bulunan bazı haklara aleniyet sağlamaktan ibarettir.
4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun “Beyanlar” başlıklı 1012. maddesi; “Bir taşınmazın eklentileri, malikin istemi üzerine kütükteki beyanlar sütununa yazılır. Bu kaydın terkini, kütükte hak sahibi görünen bütün ilgililerin rızasına bağlıdır. Taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususlar tüzükle belirlenir. Özel kanun hükümleri saklıdır” şeklindedir.
Yasanın sözü edilen bu hükmü uyarınca genellikle tapu kütüğüne yazılarak alenileştirilmesinde fayda umulan hukuki ilişki ve fiili durum şeklinde tarif edilen her beyanın tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilebilme olanağı yoktur. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünün beyanlar hanesine “beyanda” bulunulabilmesi için ya Türk Medeni Kanununda bir hüküm olması veya özel kanunlarda bu konuda bir hükme yer verilmesi yahut Tapu Sicil Tüzüğünde bir düzenleme yapılmış olması gerekir.
Türk Medeni Kanununun 1012. maddesine göre, bir taşınmazın eklentilerinin malikin istemi üzerine kütükteki beyanlar sütununa yazılması mümkündür. Önceki Medeni Kanundaki “teferruat” deyiminin karşılığı olarak yeni Medeni Kanunda kullanılan “Eklenti”, asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel adetlere göre, işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleştirme, takma veya başka bir biçimde asıl şeye bağlı kılınan taşınır maldır. (TMK m.686)
Türk Medeni Kanunu uyarınca beyanlar sütununda gösterilebilecek diğer haklar ise, Yasanın 748. maddesinde sözü edilen geçit haklarından sürekli olanlar, 755. maddedeki toprağın iyileştirilmesi işlemi yapılmak üzere taşınmaz maliklerinin alacakları kararlar, 710. maddedeki yetkili makamlarca belirlenmiş taşınmazın heyelan bölgesinde kaldığına dair beyanlardır.
Tapu Sicil Tüzüğünün 60. maddesi hükmü gereğince kütüğün beyanlar sütununa ancak mevzuatın yazılmasını öngördüğü hususlar yazılabilir. Yukarıdaki açıklamalarda gerek Türk Medeni Kanununun ve gerekse özel kanunların beyanlar sütununa nelerin yazımına cevaz verdiğinden söz edilmiştir. Tapu Sicil Tüzüğünün 61. maddesi uyarınca teferruatın mülkiyet hakkı sahibinin yazılı talebi üzerine beyanlar sütununda belirtilmesi olanaklıdır. Tüzüğün 62. maddesi Türk Medeni Kanununun taşınmaz mal sicilleri ile ilgili hükümlerine göre kurulmaları artık mümkün olmayan ayni hakların, 63. madde medeni hakların kısıtlanmasına ilişkin mahkeme kararlarının, 64. madde ise işçi ve yüklenicinin işe başlama tarihi, inşaat ile ilgili sözleşmenin kütüğün beyanlar sütununda gösterilmesine olanak sağlamaktadır.
Türk Medeni Kanununda sözü edilen özel yasa hükümleri ve Tapu Sicil Tüzüğünün 60. maddesindeki düzenlemeler incelendiğinde, beyanlar sütununda nelerin yer alacağı aşağıdaki şekilde saptanmıştır.
3402 Sayılı Kadastro Kanununun 13/c maddesi uyarınca, taşınmazın tahdit ve tespiti yapılırken kayıt sahibinin ölü olduğu anlaşılır ve mirasçıları belirlenemezse kayıt sahibi adına tespit yapılır ve kayıt sahibinin ölü olduğu beyanlar sütununda belirtilir. Yine aynı yasanın 19/2 maddesine göre, taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlardan birine ait muhdesat mevcut ise bu husus da beyanlar sütununa yazılır. Aynı Yasanın 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltmeler de beyanlar sütununda gösterilecek bir diğer husustur.
21.03.1995 tarihli Tapulama ve Kadastro Paftalarını Yenileme Yönetmeliğinin 11. maddesine göre yenilemeye tabi olacak taşınmazların beyanlar sütununa yenilemeye tabi olduğu yazılır. Yenileme işlemleri yapıldıktan sonra askı ilanı süresinde kadastro mahkemesine dava açıldığında da beyanlar sütununa yenileme sebebiyle davalı olduğu belirtilir.
3194 sayılı İmar Kanununun 11. maddesi uyarınca umumi hizmetlere ayrılan, 18. maddesine göre imar düzenlemesine alınan, imar planına göre tescile tabi olan, imar sebebiyle sayfası kapatılan ve malik hanesi açık olan taşınmazların anılan nitelikleri beyanlar hanesinde gösterilir. Oluşan imar parselleri üzerine kadastro parselinde bulunan beyanlar da aktarılır. Yine imar sırasında uygulanan kat mülkiyeti ve imar parseli üzerindeki binaların sahipleri ve parsel üzerindeki geçici yapılar da beyanlarda yer alır.
3083 sayılı Kanunun 13. maddesindeki sulama alanlarında kalan taşınmazlar ve bu kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmeliğin 24. maddesi uyarınca toplulaştırmaya alınan taşınmazlar beyanlar hanesinde belirtilir.
2981 sayılı İmar Affı Kanununa göre de, tapu tahsisi belgeleri, bu belgelerin iptalleri ve kat irtifakı, kat mülkiyeti belirlemesi beyanlar sütununa yazılır.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca, her bağımsız bölüme ait eklentiler, arsa payları, yönetim planı veya yönetim planında sonradan yapılan değişiklikler ve Kat Mülkiyeti Kanununun 41. maddesi gereğince yapılan işlemler, devremülk esasına tabi taşınmazlarda devremülk hakkı, harap olan bağımsız bölüm beyanlar hanesinde işaret edilir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında kamulaştırma kararı ve bunların terkini (m.7) beyanlara yazılır.
2924 sayılı Orman Köylüsünün Desteklenmesine Dair Kanunun 7. maddesine göre orman sınırı dışına çıkartılıp mülkiyeti kişilere devredilen arazilerdeki mülkiyet takyitleri ve bu kabil bir araziyi zilyet olarak tasarruf edenlerin adları beyanlar hanesinde gösterilir.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun değişik 7. maddesine göre korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenen taşınmazların bu niteliği beyanlarda yer alır.
3621 sayılı Kıyı Kanununun 10. ve 12. maddesinde öngörülen kıyı şeridinde kalan parsel ve yapılar, yapılan yapıların durumu beyanlar sütununa yazılır.
3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununun 8. maddesine göre finansal kiralama sözleşmesine konu taşınmaz mala ilişkin sözleşmeler beyanlar sütununda gösterilir.
6326 sayılı Petrol Kanununun 37. maddesine göre tasfiyehane ve boru hatlarına ilişkin belirlemeler, 3303 sayılı Kanuna göre de taşkömürü sahalarında maliklere getirilen kısıtlamalar beyanlarda yer alır.
1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 15. maddesi uyarınca bir taşınmaza bağlı kooperatif ortaklığının cüz’i haleflere intikal edeceği hususu da beyanlar hanesine yazılır.
Tapu Sicil Tüzüğünün 8, 26, 36, 77, 85. ve 104. maddeleri uyarınca yapılan işlemlerin de beyanlar hanesinde gösterilmesi olanağı vardır.
Ticaret Sicili Tüzüğüne göre, ticari işletme rehininin de beyanlar hanesine yazılması mümkündür.
Açıklanan yasal düzenlemeler dışında yasal düzenlemelerdeki belirsizlikler nedeniyle Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü genelgeleri ile açıklayıcı nitelikteki bina yapılamaz beyanı, yıkım kararları, uygulanamayan mahkeme ilamları, orman içi binalar da beyanlar sütununa işaretlenebilir.
Birbirinden farklı konularda beyanlar sütununa yapılan kayıtların bazıları, üçüncü kişilerin iyiniyetini bertaraf etmeye yararken, bazıları ilgilisi yararına karine yaratır, bazıları ise taşınmaza bağlı bir ayni hakkı ya da şahsi hakkı açıklarken bazı beyanlar da kamu hukukundan kaynaklanan kısıtlamaları açıklar. Bir diğer anlatımla, beyanın niteliğine göre beyana bağlanan sonuç değişmektedir (Oğuzman-Seliçi, Eşya Hukuku, İstanbul 2004, s.204).
Gerek metni yukarda yazılan Türk Medeni Kanununun 1012. ve gerekse Tapu Sicil Tüzüğü’nün 60. maddelerinden anlaşılmaktadır ki mevzuatın yazılmasına izin vermediği bir belirtmenin kütüğün beyanlar sütununda gösterilebilme olanağı yoktur.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; dava tapu kaydının beyanlar hanesindeki şerhin terkini istemine ilişkindir. Bu tür davaların görülme yeri adli yargı mercileridir. Mahkemece idari yargı makamlarının görevli olması ve buna ilişkin olarak kesinleşen mahkeme kararına atıf yapılarak davanın reddedilmesi doğru görülmemiştir.
Dosya içerisine alınan Bayındır Sulh Hukuk Mahkemesinin 23.09.2020 tarihli ve 2020/71 Esas, 2020/399 Karar sayılı ilamı incelendiğinde, mahkemece davanın kabulü ile muris Arife Özyağcı’nın mirası paylaşılıncaya kadar geçerli olmak üzere Bayındır Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/147 Esas sayılı dava dosyasında terekeyi temsil etmek üzere …’nin temsilci olarak tayin edilmesine karar verilmiştir. Bu hükmü mirasçı Arif Özyağcı’nın istinaf etmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 26.04.2021 tarihli ve 2021/79 Esas, 2021/545 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin kesin olmak üzere karar verilmiştir. Mahkemece hükmün 26.04.2021 tarihinde kesinleştiğine dair kesinleşme şerhi düzenlenmiştir. Buradan da anlaşılacağı üzere Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 06.03.2019 tarihli ve 2016/16067 Esas, 2019/2005 Karar sayılı bozma ilamında belirtilen terekeye temsilci atanmasına ilişkin bozma ilamının gereğinin yerine getirilmediği sabittir.
Mahkemece yapılması gereken iş Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 06.03.2019 tarihli ve 2016/16067 Esas, 2019/2005 Karar sayılı bozma ilamı doğrultusunda terekeye temsilci atanarak taraf teşkilini sağlayıp işin esasını incelemek olmalıdır.
Kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.