Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/5882 E. 2021/2505 K. 01.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5882
KARAR NO : 2021/2505
KARAR TARİHİ : 01.11.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 07.10.2004 gününde verilen dilekçe ile imar uygulamasının hatalı yapılmasından kaynaklı tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davaların reddine dair verilen 01.12.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı -birleştirilen davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Asıl ve birleştirilen dava, imar uygulamasının hatalı yapılmasından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili, İzmir ili, Buca ilçesi, Çamlık Mahallesi, 758 ada 118 parselde kayıtlı 3830 m²’lik yüzölçümlü, şahıslar adına kayıtlı taşınmazın şerhler ve beyanlar hanesinde mevcut 1303 m² lik fazlalık şerhinin iptali ve Hazine adına tescil talebi ile, şahıslar adına açılan davaya ilişkin İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1980/353 Esas sayılı dosyasında verilen karar gereğince taşınmazın ifraz sonucu üç kısıma ayrıldığını, 10/06/1985 tarih 2336 yevmiye numarası ile yeni oluşan 758 ada 349 ve 350 parsel numaralı taşınmazlar 651.50’şer m² yüzölçümle Hazine adına tescil edildiğini, büyükşehir belediye encümeni tarafından yöreye uygulanan 54 ve 55 nolu ıslah imar planları sonucu 758 ada 118 parsel numaralı taşınmazın dağıtımının yapıldığını, ancak dağıtımın 2527 m² üzerinden yapılması gerekirken 758 ada 118 parsel numaralı taşınmazın eski yüzölçümü 3830 m² üzerinden yapılarak Hazine adına kayıtlı 349 ve 350 parsel numaralı taşınmazların açıkta bırakıldığını belirterek, 758 ada 118 parsel sayılı taşınmazın ıslah imar planı sonucu ifraz edilmesiyle açıkta bırakılan 758 ada 349 ve 350 parsel numaralı 651.50’şer m² olmak üzere toplam 1303 m²’lik taşınmazların davalılara ait 118 parselin dağıtımı sonucunda oluşan 38788 ada 8 parsel, 38789 ada 6 parsel, 38789 ada 9 parsel, 38789 ada 10 parsel, 38789 ada 11 parsel, 38811 ada 5 parsel, 38811 ada 6 parsel, 38812 ada 1, 5 ve 6 parseller, 38815 ada 5 parsel, 38815 ada 7 parsel, 38805 ada 31 parsel, 38804 ada 28 ve 29 nolu parseller, 38804 ada 30 parsel ve 38804 ada 1 parsel sayılı taşınmazlardan ifraz edilerek Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekili ile bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş, bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının; İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1980/353 Esas sayılı dosyasında 118 parsel sayılı taşınmazın 3830 m2 yüzölçümü ile tapuya kayıtlı olduğu, taşınmazda bulunan 1303 m2 Hazine fazlalık şerhinin iptali ve adına tescili istemli açtığı dava sonucu davanın kabulü ile 118 parsel sayılı taşınmaz ifraz edilerek 651,50 m2’lik iki kısmın 349 ve 350 parsel numarası altında Hazine adına tescil edildiği, İzmir Büyükşehir Belediyesinin 31.08.1987 tarih 1839 sayılı encümen kararı ile 118 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda yapılan imar uygulamasında Hazine adına kayıtlı 349 ve 350 parsel sayılı taşınmazların uygulamaya alınmayarak 118 parselin 3830 m2 olarak uygulamaya alındığı, dolayısıyla Hazine adına tahsis edilmesi gereken ıslah imar parsellerinin tamamının 118 parsele ve 118 parsel maliklerine tahsis edildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanununun 1022. maddesi hükmü uyarınca, ayni haklar tescille doğar. Bunun yanı sıra Türk Medeni Kanunu Alman sisteminden ayrılarak tescil yoluyla mülkiyet hakkının doğumunu sebebe bağlı bir hukuksal işlem olarak kabul etmiştir. Bu itibarla, tescilin nedenini teşkil eden idari karar hukuki varlığını koruduğu sürece açılan tapu iptali ve tescil davasının dinlenebilme olanağı yoktur. Diğer bir deyişle, tapu kütüğündeki tescilin idari karara dayanması halinde kararın idari yargı yerinde kanuna aykırılıktan dolayı tashihi ya da iptali cihetine gidilmesi ve idari yargı kararının da kesinleşmesiyle tapudaki tescil işlemi hukuksal sebebini yitirir ve bu işlem (tescil işlemi) öncesini kapsamak üzere yolsuz tescil niteliğini alır. Ancak, o taktirde, hak sahibi tapu kütüğündeki kaydın iptali ya da tashihi için genel mahkemelerde (Adli Yargı Yerinde) dava açabilme olanağına kavuşur.
Somut olayda; çekişme konusu taşınmazda yapılan 31.08.1987 tarih 1839 karar sayılı imar uygulaması ile sicil kaydı oluşturulduğu, sicilin dayanağı idari kararın halen ayakta olduğu, bir başka anlatımla imar uygulamasının hukuki varlığını koruduğu görülmektedir.
Hal böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bir kısım davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 01.11.2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.