Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/6047 E. 2022/6831 K. 14.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6047
KARAR NO : 2022/6831
KARAR TARİHİ : 14.11.2022

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 49. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 28/03/2014 tarihinde verilen dilekçeyle mirasçılık belgesinin iptali talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 19/12/2017 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davalı … vekili tarafından talep edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 49. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, davalı … tarafından yapılan başvuru sonucunda verilen Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2012/775 Esas 2012/1261 Karar sayılı 03/07/2012 tarihli veraset ilamının gerçeği yansıtmadığını, İstanbul Anadolu 12. Aile Mahkemesinin 2012/1065 Esas 2013/856 Karar sayılı davası ile … ve muris … Tatlıcı arasında boşanma davası bulunduğunu, bu dosyanın murisin vefatından sonra sağ kalan eşin kusurunun tespiti ve mirasçılık sıfatının olup olmadığının belirlenmesi olarak devam ettiğini, …’nın boşanmaya yol açan olaylarda kusurunun mahkemece tespit edildiğini davanın Yargıtay aşamasında olduğunu, Yargıtay sonucu belli olana kadar veraset ilamlarının uygulanmasının durdurulmasına ve nihai olarak veraset ilamlarının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili, 10.07.2015 tarihli dilekçesi ile davadan vazgeçtiğini beyan etmiştir.
İlk derece mahkemesince, davacı vekilinin 01/07/2015 tarihli UYAP sistemi üzerinden göndermiş olduğu dilekçesi ile davadan vazgeçtiklerini beyan ettiği, sunulan vazgeçme dilekçesi içeriğinden açıkça anlaşılacağı üzere ortada HMK’nın 307/1. maddesi kapsamında feragat (vazgeçme) durumunun mevcut olduğu, dosyanın takipsiz bırakılması veya işlemden kaldırılması durumunun söz konusu olmadığı, her ne kadar o duruşmada davacı vekilince davanın takip edilmek istenmediği ve işlemden kaldırılmak istendiği beyan edilmiş ise de, o duruşma öncesi sunulan dilekçe ile davadan açıkça vazgeçilmiş olması karşısında HMK’nın 311/1. maddesi gereğince, feragatın yapıldığı an itibariyle kesin hüküm gibi sonuç doğuracağından dilekçenin mahkememize ulaşması sonrasında bu feragat beyanından vazgeçilemeyeceği, bu dilekçe doğrultusunda işlem yapılarak bir karar verilmesi gerektiği, bir kısım davalının davayı takip etmek istemesinin feragat karşısında bir değer ifade etmeyeceği, davanın vaki vazgeçme (feragat) nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davalı … vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 49. Hukuk Dairesi’nce; “…Davacının vekili aracılığıyla sunduğu 01/07/2015 tarihli dilekçesinde davadan vazgeçtiğini beyan ettiği, vazgeçme beyanının HMK’nın 307. maddesindeki feragatin, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmasına göre davadan feragat anlamına geldiği, davacı vekilinin vekaletnamesinde feragat yetkisi bulunduğu, her ne kadar davacı vekili duruşmada davanın takip edilmek istenmediği ve işlemden kaldırılmak istendiğini beyan etmiş ise de davadan açıkça vazgeçilmiş olması karşısında HMK’nın 311/1. maddesi gereğince feragatin yapıldığı an itibariyle kesin hüküm gibi sonuç doğuracağı ve feragat beyanından vazgeçilemeyeceğine dair mahkeme gerekçesinin yerinde olduğu, kaldı ki davanın feragat nedeniyle reddine ilişkin karara karşı davacı tarafından yasa yoluna başvurulmadığı, istinaf başvuru dilekçesinin tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunmadığı da gözetilerek mahkeme kararının yerinde olduğu…” gerekçesiyle davalı … vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge adliye mahkemesi kararı, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 307. maddesinde feragatin, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olduğu belirtilmiştir. Aynı Kanunun “Feragat ve kabulün şekli” başlıklı 309. maddesi hükmüne göre de feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır.
Yukarıda belirtildiği üzere feragatin kati bir hükmün hukuki neticelerini hasıl edeceği hükme bağlanmıştır. Yine belirtmek gerekir ki, feragatin geçerliliği karşı tarafın muvafakatine bağlı değildir. Etkisini onu yapanın tek yönlü irade beyanı ile doğurur. Yargıtayın yerleşmiş uygulamaları da bu doğrultudadır (11.4.1940 tarihli ve 70 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.5.1992 tarihli ve 1992/2-250/364 sayılı kararı).
Davanın geri alınmasında ise, 6100 sayılı HMK’nun 123. maddesinde “Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir.” şeklinde hüküm altına alınmıştır. Madde metninden anlaşıldığı üzere, davacı, davalının muvafakatı ile davayı geri alabilir. Davalının rızasının açık olması gerekir; zımni muvafakat yeterli değildir. Davalı, davacının davayı geri almasına açık bir şekilde muvafakat ederse mahkemece, davanın esası hakkında karar verilmeyip geri alınma ve davalının da buna muvafakat etmesi nedeniyle davanın son bulduğunu belirtmekle yetinmelidir.
HMK’nın 307. maddesinde düzenlenen davadan feragat ile 123. maddede düzenlenen davanın geri alınması, farklı sonuçları olan işlemlerdir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; davacı vekili 13.10.2015 tarihli duruşma celsesinde davayı takip etmek istemediğini beyan ederek dosyanın işlemden kaldırılmasını talep etmiş ise de davalı … vekilinin davaya devam etmek istemesi üzerine yargılamaya devam olunmuştur.
Davacı vekili 10.07.2015 tarihli dilekçesinde ise açıkça davadan feragat beyanında bulunmayarak “davadan vazgeçtiklerini” beyan etmiştir. İlk derece mahkemesi ise davadan vazgeçmeye ilişkin dilekçesini davadan feragat olarak niteleyerek davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise aynı gerekçelerle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, 10.07.2015 tarihli dilekçesinde ise davadan vazgeçtiğini beyan etmiş ancak diğer taraflarının açık beyanı tespit edilmemiştir. Geri alma beyanına yönelik davalı tarafın açık muvafakati bulunmadan, davacı vekilinin 10.07.2015 tarihli dilekçesinin davadan feragat olarak nitelendirilmesiyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 373/1. maddesi gereğince temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, peşin alınan harcın yatırana iadesine, karardan bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 49. Hukuk Dairesine, dosyanın İLK DERECE MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 14/11/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.