Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/624 E. 2021/3465 K. 02.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/624
KARAR NO : 2021/3465
KARAR TARİHİ : 02.12.2021

7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki geçit hakkının kaldırılması davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen hüküm, bir kısım davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:
_KARAR_
7201 sayılı Tebligat Kanunu, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunla değiştirildikten sonra, gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir.
a)Bu kanun değişikliğine göre, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresine, Kanunun 21/2. maddesi uyarınca doğrudan tebligat yapılması mümkün değildir. Muhataba çıkarılan ilk tebligatın, öncelikle bilinen veya gösterilen en son adresine, mavi renkli zarf kullanılmaksızın ve adres kayıt sistemindeki adres olduğuna ilişkin şerh verilmeksizin Kanunun 10. maddesine göre normal bir şekilde çıkarılması gerekir. Muhatabın bu adreste bulunmaması durumunda, tebliğ memurunca Kanunun 20 ve 21. maddesinin birinci fıkrası ile Tebligat Yönetmeliğinin 29. maddesi uyarınca, muhatap lehine olan araştırmalar yapılarak tebligatın kendisine ulaşması ve bilgilendirme işlemlerinin yerine getirilmesi gerekir.
b)Muhatabın gösterilen adresten sürekli olarak ayrılması ve yeni adresinin de tebliğ memurunca tespit edilememesi durumunda, tebliğ evrakının tebligatı çıkaran mercie geri gönderilmesi gerekir. Ancak bu aşamadan sonra, Kanunun 10/2 ve Yönetmeliğin 16/2. maddeleri nazara alınarak, tebliğ evrakının açık mavi renkli zarfla, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek, Kanunun 21/2. maddesine göre tebliği mümkün olabilecektir.
Tebligat Kanununun 10/2 ve 21/2. maddeleri farklı şekilde yorumlanarak, başka adresi bilinmediği gerekçesiyle muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine doğrudan doğruya 21/2. maddesine göre tebligat çıkartılması muhatabın savunma hakkını kısıtlayacağından, Anayasanın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesine ve Tebligat Kanununun yukarıda bahsi geçen hükümlerine aykırı olacaktır.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince;
1-Gerekçeli karara ilişkin tebligatların, davalılar …, …, …, …, …, …, …, …, …, … …, … ve …’a Tebligat Kanununun 10/2. maddesi göz ardı edilerek ve yasal şartları oluşmadan, doğrudan doğruya Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiğinden usulsüz oldukları anlaşılmakla; gerekçeli kararın, anılan davalılara 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde tebliğinin sağlanarak, temyiz süresinin dolmasının beklenmesi;
2-Davalı …’ın 30.12.2016 tarihinde süresi sona eren Üsküdar 5.Noterliğince düzenlenmiş 11.01.2016 tarihli vekaletname ile Av….’i; davalı …’ın 01.06.2018 tarihinde süresi sona eren Kadıköy 7. Noterliğince düzenlenmiş 01.06.2016 tarihli vekaletnameyle ve davalı …’ın 30.05.2017 tarihinde süresi sona eren Kadıköy 13. Noterliğince düzenlenmiş 30.05.2016 tarihli vekaletname ile Av. …’u vekil tayin ettikleri; bahsi geçen vekaletnamelerin süresinin yargılama sırasında sona ermesine rağmen yeni vekaletnamelerin dosyaya sunulmadığı anlaşıldığından; anılan davalıların vekillerine verdikleri yeni vekaletnameler varsa ilgilisinden temin edilmesi; yoksa gerekçeli kararın, davalı asillere 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde tebliğinin sağlanarak, temyiz süresinin dolması da beklendikten sonra inceleme yapılmak üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın MAHKEMESİNE İADESİNE, 02.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.