Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/6374 E. 2023/1672 K. 21.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6374
KARAR NO : 2023/1672
KARAR TARİHİ : 21.03.2023

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Hazine vekili ve davalı kayyım vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davalı kayıt malikine yöneltilen tapu iptali ve tescile ilişkin davanın esastan reddine, davalı Hazineye yöneltilen tapu iptali ve tescil davasının ise taraf sıfatına ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 21.03.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davacı asıl … ve vekili Av. …, diğer taraftan davalı Hazine vekili Av. Cevahir Leyla Sipahi geldiler. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu 2790 parsel sayılı taşınmazın vekil edeni tarafından 1982 yılında davalı …’ndan satın alındığını, ödemelerin davalıya taksitler hâlinde yapılmasına rağmen tescilin yapılamadığını, müvekkilinin 30 yılı aşkın süredir malik sıfatı ile zilyet olduğunu açıklayarak tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur.

2. Davalı Kayyım vekili, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02.07.2020 tarih ve 2015/116 Esas, 2020/243 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili ve davalı kayyım vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davalı Hazine vekili özetle; davanın TMK’nın 713 üncü maddesi koşullarını taşımadığını, kayıt malikinin kim olduğunun anlaşıldığını, gaiplik kararı olmadığını, kayıt malikinin mirasçısı yoksa taşınmazın Hazineye intikali gerektiğini, aleyhlerine husumet yöneltilemeyeceğini ve yeterli inceleme yapılmadığını ileri sürmüştür.

2. Davalı kayyım vekili özetle; dava konusu 2790 parsel maliki …’na İstanbul Defterdarının Küçükçekmece 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/1107 Esas, 2018/454 Karar sayılı ilâmıyla kayyım tayin edildiğini, tapuya kayıtlı taşınmazların zilyetlikle tescilinin istenemeyeceğini, nizalı taşınmazın tapuya kayıtlı olup, malikin belli olduğunu ve gaiplik kararı olmadığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın, davaya konu taşınmazı 1982 yılında kayıt maliki Karakin’den satın aldığını, bir araya gelemedikleri için tapuda devrinin yapılamadığını bildirerek, tapu iptali ve tescil talep ettiğini, davada ileri sürülen harici satış tarihi itibarıyla taşınmazın tapuya kayıtlı bulunduğunu, resmi memur önünde yapılmayan harici satış iddiasına değer verilemeyeceğini, mahkemece, somut olayda dayanılmadığı hâlde davanın nitelemesinde hataya düşülmek suretiyle, TMK’nın 713/2 nci maddesi koşullarının oluştuğundan bahisle yazılı şekilde karar verilmiş olmasının doğru olmadığını, tapu iptali ve tescil davaları kural olarak kayıt malikine, kayıt malikinin ölmüş olması hâlinde mirasçılarına yöneltileceğini, dava konusu taşınmazın kayıt malikinin öldüğü ileri sürülmediği gibi Hazinenin de henüz mirasçılığına ilişkin bir iddia ve kayıt sunulmadığına göre, Hazine aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddi gerektiği gerekçesiyle davalı Hazine vekili ile davalı kayyım vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisine, davalı kayıt malikine yöneltilen tapu iptali ve tescile ilişkin davanın esastan reddine, davalı Hazineye yöneltilen tapu iptali ve tescil davasının ise taraf sıfatına ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde (özetle);
1. Yapılan yargılamada harici satışın ispatına ve müvekkilin 30 yılı aşkın senedir taşınmazda nizasız ve fasılasız zilyet olduğuna yönelik tüm deliller sunulduğu gibi tanıkların da dinlendiğini,

2. Davanın esasına ilişkin bir çok hususun tespiti ve ispatının yapıldığını,

3. 25.01.1984 gün ve 3/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı uyarınca vekil edeninin satış işleminin geçerli olduğunu,

4. Bölge Adliye Mahkemesinin yetersiz inceleme ve eksik araştırma ile usul ve yasaya uygun bir gerekçe belirtmeden sadece resmî satışın esas olduğunu belirterek hatalı bir karar verdiğini,

5. Resmî satış olmaması nedeniyle tescil kararının kaldırılması gerektiği düşünülse dahi somut olayda, TMK’nın 713/2 nci şartlarının oluştuğunu, vekil edeninin bu yönden dahi davaya konu taşınmazın tesciline hak kazandığını,

6. Tapudaki bilgilerden kayıt malikinin kimliğine ulaşılamadığını,

7. Davalılardan Maliye Hazinesinin husumet itirazlarının yerinde olmadığını,

8. Davalılar lehine hükmedilen vekâlet ücretlerinin hatalı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, harici satışa dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. Türk Medeni Kanun’un 706 ncı, Borçlar Kanun’un 213 üncü (Türk Borçlar Kanunu 237), 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26 ncı maddesi ve Noterlik Kanun’un 60 ıncı maddesi hükümleri uyarınca tapuda kayıtlı olan taşınmazların resmî şekilde yapılmayan satışlarına hukukça değer verilemez ve mülkiyetin naklinin sebebini teşkil edemez. Bu husus, kamu düzeniyle ilgilidir ve re’sen gözetilir.

3. Resmî şekilde düzenlenmemiş olan ve geçerli olmayan tapulu taşınmaz satış sözleşmesine istinaden tapu iptali ve tescil talep edilemez.

3. Değerlendirme
a. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

b. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 8.400,00 TL’nin davacıdan alınarak davalı Hazineye verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.