YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6436
KARAR NO : 2022/112
KARAR TARİHİ : 05.01.2022
7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
…
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 02/05/2012 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil olmazsa tespit, alacak talebi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; tapu iptali ve tescil isteminin kabulüne dair verilen 23/06/2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, davalı …’ın malik olduğu …,… parsel sayılı taşınmazı bulunduğunu, davalının davacıların babası olduğunu babalarının izni ile iyi niyetle bina yaptıklarını ve halen kullandıklarını, davalının aleyhlerine elatmanın önlenmesi davası açtığını, iyi niyetle yapmış oldukları evlerin değerlerinin arazinin değerinden çok yüksek olduğunu, belirterek; arsa bedeli karşılığında tapu iptali ve tesciline, tescil mümkün olmadığı takdirde yapmış oldukları binaların kendilerine ait olduğunun tespiti ile üzerinde sükna hakkı tanınmasına, tespit ve tescil mümkün olmadığı takdirde, bina bedelinin dava tarihinde işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
İlk kademe taleplerin reddine, ikinci kademe alacak isteminin kabulüne dair verilen karar Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 24/03/2016 tarih ve 2014/16675 Esas, 2016/3654 Karar sayılı ilamıyla “… davalı …’ın davacı oğullarına maliki olduğu dava konusu taşınmaz üzerine bina inşa etmeleri için izin verdiği, …. davalının inşaat iznini bizzat kendisinin aldığı ve inşaat tamamlanana kadar herhangi bir müdahalede bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacıların lehine sübjektif iyiniyet koşulunun gerçekleştiği anlaşıldığından mahkemece TMK’nın 724. maddesinde belirtilen diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece, bozma kararına uyulmuş ve yapılan yargılama sonunda tapu iptali ve tescil isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı …’ın mirasçıları temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak verilmiş olan tapu iptali ve tescil isteminin kabulüne dair temyiz itirazlarının yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava tapu iptali tescil olmaz ise tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece mahallinde yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporuna göre dava konusu 4 parsel sayılı taşınmazın zemin değeri 19.427,25 TL, ahşap evin değeri de 2201,04 TL olduğu bildirilmiş olup dava değeri toplamda 21.628,31 TL olduğu ve vekalet ücretinin hesaplanmasında da bu değer dikkate alınması gerekirken davacıların yapmış olduğu bina bedellerinin değeri de katılarak yüksek vekalet ücreti takdir edilmesi doğru görülmemiştir.
Diğer taraftan davacılar tarafından depo edilen taşınmaz bedelinin davacılar dışındaki mirasçılara ödenmesine karar verilmesi gerekirken muris …’a ödenmesine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Ne var ki bu husus kararın bozulmasını gerektirmiş ise de, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK’nun 438/7 maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) numaralı bent uyarınca davalının temyiz itirazlarının kabulü ile, hüküm sonucunun 2. bendinde yer alan “Dava konusu taşınmazın arsa değeri bedeli ve ahşap evin bedeli olarak mahkememiz veznesine depo edilen 21.628,31 TL’nin kararın kesinleşmesinin ardından talep halinde davalı …’a verilmesine” sözcüklerinin hükümden çıkarılmasına, yerine, “Dava konusu taşınmazın arsa değeri bedeli ve ahşap evin bedeli olarak mahkememiz veznesine depo edilen 21.628,31 TL’nin kararın kesinleşmesinin ardından talep halinde muris …’ın davacılar dışındaki mirasçılarına verilmesine,” cümlesinin eklenmesine, yine hüküm sonucunun 6. bendinde yer alan “Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T göre hesaplanan 22.570,84 TL nisbi vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,” sözcüklerinin çıkarılarak yerine “6-Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T göre hesaplanan 4.080,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,” yazılmasına, hükmün HUMK’nun 438/7. maddesi gereğince DEĞİŞTİRİLMİŞ ve DÜZELTİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05/01/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…