YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6444
KARAR NO : 2022/6788
KARAR TARİHİ : 10.11.2022
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Tokat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10.09.2015 tarihinde verilen dilekçeyle inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 12.01.2021 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı vekili tarafından talep edilmiştir. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
K A R A R
Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, bunun mümkün görülmemesi halinde alacak isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, taraflar arasında düzenlenen 26.02.2013 tarihli inanç sözleşmesi gereğince, 495 ada 21 parsel üzerinde yer alan 44 numaralı bağımsız bölümün, davacının, Kayseri 8. İcra Müdürlüğünün 2010/5375 Esas sayılı dosyasındaki 143.000,00 TL borcunun 31.12.2015 tarihinde ödenmesinin teminatı olarak davalıya devredildiğini, borç ödendiğinde taşınmazın geri davacıya devredileceğinin kararlaştırıldığını, davacının Tokat 2. Noterliğinin 17.08.2015 tarihli ihtarnamesi ile davalı tarafa ihtarname göndererek 143.000,00 TL borcu ödemeye hazır olduğunu teklif ettiğini, davalının cevap vermediğini ve taşınmazı da devretmeye yanaşmadığını ileri sürerek, 495 ada 21 numaralı parsel üzerinde yer alan 44 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini, kabul görmemesi durumunda taşınmazın rayiç değerinden şimdilik 20.000,00 TL’nin devir tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu taşınmazın dava dışı … tarafından davalıya tapuda satış sözleşmesi ile devredildiğini, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, sözleşmenin 6. maddesinde belirtilen ve 31.12.2013 tarihine kadar ödenmesi gereken 30.000,00 TL vekalet ücretine ilişkin borcun ödenmediğini, ihtarnamede de bu borca ilişkin bir teklifin olmadığını, eksik ifanın kabul edilemeyeceğini, taşınmazda iyileştirme yaptığından rayiç bedel talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf yoluna başvurması üzerine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, “26/02/2013 tarihli protokolde kararlaştırılan 143.000,00TL ile 31/12/2013 vade tarihli 30.000TL avukatlık ücretinin depo tarihindeki bilirkişi marifetiyle belirlenen güncel değeri toplamının mahkeme veznesine depo etmesi için davacıya önel verilmesi, depo ettiği takdirde sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu” gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına dosyanın yeniden yargılama yapılarak karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece, yeniden yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin, istinaf yoluna başvurması üzerine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.
İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır.
İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir … ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır.
İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme … sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
6100 sayılı HMK’nın 90. maddesi gereğince; süreler, kanunda belirtilir veya hakim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler.
Aynı Yasanın 94. maddesi gereğince; kanunun belirlediği süreler kesindir. Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Aksi hâlde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir. Bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma … ortadan kalkar.
Kanun ya da hakim tarafından tayin edilmiş olan kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlem bazen davanın kaybedilmesi sonuçlarını da doğurmaktadır. Davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır.
Somut olayda; mahkemece, davacı tarafa, taraflar arasında belirlenen 143.000 TL alacak ile 31/12/2013 vade tarihli 30.000TL avukatlık ücreti alacağının toplamının güncel bedeli olan 303.854,33 TL’nin depo edilmesi için 21/01/2020 tarihli duruşmada bir aylık kesin süre verilerek, davacı tarafından kesin süre içerisinde bedelin depo edilmemesi üzerine, davacının edimini yerine getirmediği, taşınmazın davacıya devir koşullarının oluşmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Tarafların kabulünde olan 26.02.2013 tarihli sözleşmede, davacı tarafından, 459 ada 21 numaralı pareselin … adına kayıtlı iken, davacının borcuna karşılık davalıya devredileceği, Kayseri 8. İcra Müdürlüğünün 2010/5375 Esas sayılı dosyasında avukatlık vekalet ücreti hariç olmak üzere toplam borcun 143.000,00 TL olduğu, bu borcun son ödeme tarihinin 31.12.2015 tarihi olduğu, 31.12.2015 tarihine kadar ödemelerin gerçekleşmesi halinde teminat olan taşınmazın davacıya devredileceği ve icra dosyasının kapatılacağı, icra dosyasında ödenecek olan avukatlık ücretinin 30.000,00 TL olduğu ve bu ücretin 31.12.2013 tarihine kadar ödeneceğinin karalaştırıldığı, davacının sözleşmeyle kendisine yüklenen edimlerden tapuyu devretme borcunu yerine getirerek, dava dışı … ‘ın aynı gün taşınmazı davalıya devretmesini sağladığı, davacının, 143.000,00 TL’nin ödeme günü olan 31.12.2015 tarihi gelmeden Tokat 2. Noterliğinin 17.08.2015 tarihli ihtarnamesi ile 143.000,00 TL borcu ödemeye hazır olduğunu bildirdiği, davalının ihtara cevap vermemesi üzerine 10.09.2015 tarihinde eldeki davanın açıldığı, davacı vekilinin 23.03.2017 tarihli duruşmada, sözleşmede yazılı 31.12.2013 tarihine kadar ödenmesi gereken 30.000,00 TL vekalet ücreti alacağının karşı tarafa ödenmediğini beyan ettiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, vadesi gelmeyen borcun güncellenerek depo edilmesine yönelik süre verilmesi sonucunda, davacının, ihtarat gereğini yerine getirmemiş sayılamayacağından, sözleşme gereğince vadesinde ödenmeyen 30.000,00 TL alacağın güncellenmiş bedelinin, dava açılış tarihi itibariyle vade günü gelmemiş olan 143.000,00 TL alacağın ise güncellenmeden, depo edilmesi için davacı vekiline usulüne uygun yeniden süre verilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, alacağın tümünün güncellenerek depo edilmesi için süre verilmesi ve sonucuna göre yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile HMK’nın 373/1. maddesi gereğince temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA; peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, karardan bir örneğin Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine, dosyanın İLK DERECE MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 10.11.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.