Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/6550 E. 2022/145 K. 05.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6550
KARAR NO : 2022/145
KARAR TARİHİ : 05.01.2022

7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 06/04/2015 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27/04/2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin 507 ada 57 ve 58 parsel sayılı taşınmazlarda hissedar olduğunu, dava dışı eski hissedar … ‘nın 02.02.2015 tarihinde taşınmazlardaki hisselerini davalıya sattığını, satış bedelinin önalım hakkının kullanılmasının engellenmesi amacıyla yüksek gösterildiğini belirterek önalım hakkı nedeniyle 57 ve 58 parsel sayılı taşınmazlardaki davalıya ait hisselerin iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, satış bedelinin resmi senette gösterilen bedel olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan ilk yargılamada; davanın kabulü ile 57 ve 58 parsel sayılı taşınmazlardaki davalı adına kayıtlı hisselerin iptali ile müvekkili adına tesciline ve karar kesinleştiğinde mahkeme veznesine depo edilen 41.798,00 TL’nin davalıya ödenmesine karar verilmiş, hükmün davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 09.11.2020 gün ve 2016/18965 Esas – 2020/7004 Karar sayılı ilamı ile “Davacı bedelde muvazaa iddiasında bulunmuş, mahkemece tanık beyanları esas alınarak bedelde muvazaa iddiası kabul edilmiştir. Tanık beyanları, somut ve görgüye dayalı olmadığı gibi; bilirkişi raporları ile de uyumlu değildir. Bedelde muvazaa iddiası kanıtlanamadığından mahkemece, davalının resmi senette ödemiş olduğu satış bedeli ile alıcıya düşen tapu harç ve masraflarının toplamı üzerinden önalım hakkının kullandırılması gerekirken tanık beyanları esas alınarak depo edilecek bedelin belirlenmesi doğru görülmemiş bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamına uyularak mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacının davasının kabulü ile dava konusu 57 ve 58 parsel sayılı taşınmazlardaki davalı adına kayıtlı hisselerin iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 323. maddesinin (ğ) bendindeki düzenlemeye göre vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti yargılama giderleri kapsamındadır. Yine aynı kanunun 330. maddesine göre de kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesine göre; (1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7. maddenin ikinci fıkrası, 10. maddenin üçüncü fıkrası ile 12. maddenin 1. fıkrası, 16. maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
Somut olaya gelince; davacı vekili, dava dilekçesinde davalının, dava konusu payları 02.02.2015 tarihinde 39.420,00 TL bedelle satın aldığını, ancak önalım hakkının kullanılmasını önlemek amacıyla tapudaki toplam satış bedelinin 105.000,00 TL olarak gösterildiğini ileri sürerek davalı adına kayıtlı payın iptali ile adına tescilini istemiştir. Davalı, dava konusu payı, gerçek değerini ödeyerek satın aldığını, bedelde muvazaa yapılmadığını savunmuştur. Dosya kapsamına göre muvazaa iddiası kanıtlanamamıştır. Bu durumda mahkemece, iddia olunan bedel ile satış bedeli arasındaki fark üzerinden davada kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücreti takdiri gerekirken bu hususlar dikkate alınmayarak hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bu husus kararın bozulmasını gerektirmiş ise de yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’nun 438/7 maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. bent uyarınca davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile; hükmün 7. bendindeki “14.124,50 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” ibaresinin hüküm sonucundan çıkartılarak yerine “kabul ve ret oranına göre hesap edilen 5.913,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 9.325,40 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” ibaresinin yazılması, hüküm fıkrasının buna göre teselsül ettirilmesi suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla HUMK’nun 438/7. maddesine göre DÜZELTİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA, temyiz harcının yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05/01/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.