YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6590
KARAR NO : 2021/3147
KARAR TARİHİ : 24.11.2021
7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 25/07/1997 gününde verilen dilekçe ile asıl ve birleştirilen dava haricen satın almaya dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tazminat talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; her iki davada da tapu iptali ve tescil isteminin reddine, tazminat isteminin kabulüne dair verilen 15/04/2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi asıl davada davacılar vekili, birleştirilen davada davacılar vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Asıl davada davacı; 07.08.1980 tarihli senede dayalı olarak tapulu taşınmazı haricen satın alma ve zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak dava konusu 1942 tarih ve 18 nolu tapu kapsamında 1 ada 1 parsel sayılı taşınmazda davacıya ait olduğunu iddia ettiği 500 m2 yerin tapu kaydının iptali ile vekil edeni davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 13.05.2013 tarihli ıslah dilekçesinde; 18. madde uygulaması ile …’in ana gayrimenkuldeki payının gittisi içinde yer alan 180 ada 6 parsel nolu taşınmazdaki 372 m2’lik alanın bakiye satış bedeli olan 425.000 liranın güncellenmiş halinin mahkeme veznesine depo edilerek … adına kayıtlı tapunun iptali ile davacı mirasçıları adına tesciline olmadığı takdirde davacı tarafından sözleşme tarihinde ödenen 75.000 liranın denkleştirici adalet ilkesine göre bilirkişilerce hesaplanacak bedelinin ıslah tarihindeki karşılığı ile birlikte taşınmaz içerisine yapılan yapı bedellerinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsil edilerek davacılara verilmesine karar verilmesini istemiştir.
Birleştirilen davada davacılar vekili; 08.01.1980 tarihli senede dayalı olarak tapulu taşınmazı haricen satın alma ve zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak dava konusu 1942 tarih ve 18 nolu tapu kapsamında 1 ada 1 parsel sayılı taşınmazda davacıya ait olduğunu iddia ettiği 1020 m2 yerin tapu kaydının iptali ile vekil edeni davacı adına tapuya tesciline olmadığı takdirde 10.000 TL’nin faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili 09.04.2015 tarihli ıslah dilekçesinde; 18. madde uygulaması ile …’in ana gayrimenkuldeki payının gittisi içinde yer alan 181 ada 1 parsel nolu taşınmazdaki 1020 m2’lik alanın … adına kayıtlı tapusunun iptali ile davacılar adına tesciline, olmadığı takdirde 51.591,45 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsil edilerek davacılara verilmesine karar verilmesini istemiştir.
Asıl ve birleştirilen davada davalılar …, … ve … vekili; … … dışındaki mirasçılara husumet yöneltilemeyeceğini, tapulu taşınmazların zilyetlik yoluyla ve harici satış senedi ile satışının mümkün olmadığını, resmi senetle kazanılabileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Asıl ve birleştirilen davada davalı muris …mirasçıları vekili; asıl davacı … ile … arasında düzenlenen sözleşmenin resmi şekilde düzenlenmediğinden geçerli olmadığı gibi, yok hükmünde olduğunu, müvekkillerine ve … dışındaki …mirasçılarına bu davanın açılamayacağı gibi husumette yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Asıl ve birleştirilen davada bir kısım davalılar vekili; zamanaşımı süresinin geçtiğini, dava tarihinden önce mirasçılar arasında iştirak halindeki mülkiyete son verilerek müşterek mülkiyete geçildiğini, tapuda tescillerin yapıldığını, davanın husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, davacı tarafın yasaların yok saydığı işlemlere dayanarak mülkiyet iddiasında bulunmasının kabul edilemez olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl davada tapu iptali tescil davasının satış sözleşmesinin resmi şekilde yapılmadığı gerekçesiyle tapu iptal ve tescil istemlerinin reddine, harici satış sözleşmesinde belirlenen değerin güncel karşılığı olan 143,95 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı mirasçılarına verilmesine, taşınmaz iade edilmediğinden faiz isteminin reddine, davacıların taşınmazı davalıya iade tarihinden itibaren bedele yasal faiz işletilmesine, birleştirilen davada; tapu iptali tescil davasının satış sözleşmesinin resmi şekilde yapılmadığı gerekçesiyle tapu iptal ve tescil istemlerinin reddine, harici satış sözleşmesinde belirlenen değerin güncel karşılığı olan 45.191,45 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, taşınmaz iade edilmediğinden faiz isteminin reddine, davacıların taşınmazı davalıya iade tarihinden itibaren bedele yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, asıl dava davacılar vekili, birleştirilen dava davacılar vekili ve bir kısım davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre asıl dava davacılar vekilinin ve birleştirilen dava davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Dava, tapulu taşınmazı haricen satın alma ve zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TMK’nun 713/1. maddesi gereğince açılan tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde geçersiz sözleşme gereğince ödenen bedelin tazmin edilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, iptal ve tescile ilişkin isteğinin kabul edilmemesi halinde ödediği bedel yönünden tazminat talebinde bulunmaktadır. Kural olarak, 10.07.1940 tarih ve 2/77 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme ve 07.06.1939 tarih, 1936/31 Esas, 1939/47 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararlarına göre harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. Bilindiği üzere geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hale getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder. Ülkemizde yaşanan ve uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyreden enflasyon nedeni ile belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir. Hukuken geçersiz sözleşmeler tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı göz ardı edilmemelidir. Davacının harici satış nedeniyle davalı yana bedel ödediğinin kanıtlanması halinde harici satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesine göre tazmini gerekir.
Somut olayda, Fethiye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1997/403 E. 2015/208 K. sayılı dosyasında davacı … ile davalı … arasında 07.08.1980 tarihli, birleştirilen Fethiye 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/645 E. 2010/128 K. sayılı dosyasında davacılar murisi … ile davalı … arasında 08.01.1980 tarihli harici satış sözleşmesi gerçekleştirilmiş olup tarafların hak ve yükümlülüklerinin sözleşmenin tarafları ile ilgili olması gerekir. Sözleşmelerde taşınmazın satışını vaad edenin … olmasına rağmen …’nın da murisi olan …mirasçılarına husumet yöneltilerek bütün davalıların tazminatlar ile yükümlü tutulmaları doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl dava davacılar vekilinin ve birleştirilen dava davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.11.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.