Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/6726 E. 2022/7079 K. 21.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6726
KARAR NO : 2022/7079
KARAR TARİHİ : 21.11.2022

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Akhisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 28/09/2017 tarihinde verilen dilekçeyle önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18/07/2019 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davalı vekili tarafından talep edilmiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesince istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.

I.DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin Akhisar ilçesi, … Mahallesi 694 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, sınırdaş 692 parsel sayılı taşınmazın, gerçekte satış bedelinin 245.000,00 TL olmasına rağmen müvekkilinin önalım hakkının bertaraf edilmesi için bedelde muvazaa yapılarak 300.000,00 TL gösterilmek suretiyle davalıya satıldığını, davalının Eskişehir 1. Noterliği’nin 17.07.2017 tarih ve 15039 yevmiye numaralı ihtarnamesini gönderdiğini ileri sürerek, Manisa ili, Akhisar ilçesi, … Mahallesi 692 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan kaydın iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesi istemiştir.

II.CEVAP
Davalı vekili, davacının müvekkilinden önce taşınmazı 245.000,00 TL’den almak istediğini, ancak teklif edilen bedel düşük olduğu için eski malik taşınmazın değerinin 300.000,00 TL olduğunu söylediğinden davacının taşınmazı almaktan vazgeçtiğini, davacının eski malike 245.000,00 TL teklif ettiğini müvekkiline çektiği noter ihtarında ikrar ettiğini, önalım hakkının yenilik doğurucu bir hak olup … kullanma iradesinin karşı tarafa ulaştığı takdirde bu hakkın bir daha kullanılamayacağını, geri alınamayacağını ve yenilenemeyeceğini, dolayısıyla önalım hakkını müvekkiline çektiği ihtarla kullandığından yeniden bedel arttırımına giderek tükenen önalım hakkını kullanamayacağını, davacının muvazaa iddialarının haksız olduğunu, müvekkilinin ödemeyi banka yoluyla yaptığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmaz ile davacıya ait taşınmazın sınırdaş tarımsal arazi konumunda olduğu, davacının sınırdaş tarımsal arazi maliki olarak 5403 sayılı Yasanın 8/i maddesinin 2. bendi uyarınca önalım hakkını kullandığı, önalım hakkının yasadan kaynaklanmakta olup satış yapılması ile kullanılabilir hale geldiği, Yasanın amacının arazi bütünlüğünün korunması olduğu, bilirkişi raporu ile de bu hususun saptandığı anlaşılmakla davacının sınırdaş parseldeki taşınmaz satışı nedeni ile önalım hakkının doğduğu, davacının satım bedelinde muvazaa iddiasının yerinde olmadığı, davacı tarafa satış bedeli olarak belirlenen 300.000,00 TL ile tapu masrafı 6.181,00 TL’yi depo etmek üzere üç haftalık süre verildiği, süresi içinde bedeli depo ettiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile Manisa ili, Akhisar ilçesi, … Mahallesi 692 parsel sayılı taşınmazın davalı … adına olan tapu kaydının iptali ile davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

IV.BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
1.Hükmün istinaf yolu ile incelenmesi davalı vekilince talep edilmiştir.

2. Bölge adliye mahkemesince “..Dava konusu Manisa ili, Akhisar ilçesi, … Köyü 692 parsel sayılı 15.560,00 m² yüz ölçümlü olup tapuda tarla vasfında olsa da bilirkişi raporuyla tespit edildiği üzere fiilen zeytin bahçesi olarak kullanıldığından taşınmazın dikili tarım arazisi olarak kabulü gerekmektedir. 5403 sayılı Kanun’un 8/3. maddesinde de dikili tarım arazilerinde asgari büyüklük 0,5 hektar (5.000 m²) olarak düzenlendiğinden somut olayda dava konusu taşınmazın 5403 sayılı Kanun’un 8. maddesinde belirtilen asgari tarımsal arazi büyüklük miktarı ile hedeflenen miktarın çok üzerinde olduğu hatta Kanunun 8/A maddesinde belirtilen … gelirli tarımsal arazi büyüklüğünün (10.000 m²) de çok üzerinde olduğu anlaşıldığından, bu taşınmaz hakkında önalım hakkının kullanılması için haklı bir sebep bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne yönelik hüküm tesisi dairemizce doğru görülmemiştir….” gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
Davacı vekili kararı temyiz etmiştir.

Temyiz Nedenleri
1.Bölge adliye mahkemesi kararının hatalı olduğunu, önalım hakkını kullanan birden fazla sınırdaş tarımsal arazi malikinin bulunması halinde tarımsal bütünlük arz eden sınırdaş arazi malikine tarımsal arazinin devrine karar verileceği Yasanın 8/İ-2. bent son cümlesi ile belirtilmiş ise de önalım hakkını kullanan sınırdaş tarımsal arazi malikinin birden fazla olmaması halinde tarımsal bütünlük oluşturması gerektiğine dair bir koşul konulmadığını,

2.Davalının davacı tarafa noterden ihtar çekerek önalım … olduğunu kabul ettiğini, ancak rakamda anlaşılamadığı için dava açıldığını, davalının önalım hakkının varlığını kabul etmesine rağmen istinaf mahkemesince bunun kabul edilmemesinin Yasaya aykırı olduğunu,

3. Azil edilmiş vekile vekalet ücreti takdiri mümkün değil iken takdir edilmesi yasaya aykırı olduğunu, diğer yönden Toprak Koruma Kanununda yer almayan tamamen dairenin yorum yoluyla red kararı verdiği olayda karşı taraf lehine vekalet ücreti takdirinin de doğru olmadığını ileri sürmüştür.

VI. YARGITAY KARARI
1.Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.

2.Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
6100 sayılı HMK’nun 323. maddesinde avukatlık ücreti, yargılama giderleri arasında sayılmış, aynı Yasa’nın 330. maddesinde ise, “Vekil ile takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekalet ücreti, taraf lehine hükmedilir” hükmüne yer verilmiş olup, anılan hükümden yargılama gideri olarak hükmolunan avukatlık ücretinin ancak “yargılamanın tarafları” arasında geçerli olacağı anlaşılmaktadır.

3.1136 sayılı Avukatlık Yasası’nın 164/son maddesinde; “Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti, avukata aittir…” düzenlemesi mevcut ise de, hüküm, vekil ile müvekkil arasında çıkacak ve iç ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlıkları düzenlemek amacıyla öngörülmüştür (HGK’nun 07.04.2004 tarih ve 2004/12-213 E., 2004/215 K. sayılı kararı). Avukat, bu vekalet ücretini ancak müvekkili adına vekaleten takibe koyabilir. Kendisini alacaklı göstererek, anılan alacak konusunda borçlu hakkında takip yapamayacaktır. Belirtilen yasal düzenlemeler karşısında, taraf lehine, yani asil lehine hükmedilen vekalet ücretinden yine asilin feragat etme yetkisinin bulunduğunun kabulü gerekir.

4. Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; davalı … her ne kadar başlangıçta davasını vekil aracılığıyla takip etmiş ise de; istinaf karar tarihinden önce, 14.12.2020 tarihli azilname ile vekilini azlederek ve yeni bir vekil de tayin etmeyerek lehine hükmedilebilecek vekalet ücretinden feragat etme hakkını kullanmış olduğu değerlendirilmiştir. Dolayısıyla, karar tarihi itibariyle kendisini temsil eden bir vekili bulunmayan taraf lehine, aksi görüş ve gerekçeyle vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.

VII. KARAR
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile; HMK 371. maddesi gereğince temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, HMK 373/2. maddesi gereğince dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, 21.11.2022 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
Dava, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda 6537 sayılı Yasa ile yapılan değişikliğe dayalı, tarımsal arazilerde satış halinde sınırdaş tarımsal arazi malikinin önalım hakkına ilişkindir.
Dava konusu Akhisar ilçesi, … Mahallesi 694 parsel sayılı tarla vasfındaki taşınmaz 05.07.2017 tarihinde satışa konu olmuş, sınırdaş tarımsal arazi maliki davacı tarafından süresi içerisinde belirtilen yasanın 8/i maddesi gereğince yasal önalım … dava açılarak kullanılmıştır.
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda 6537 sayılı Yasa ile 30.04.2014 tarihinde değişiklik yapılarak, arazinin parçalanarak bütünlüğünün bozulmasını engellemek amacıyla sınırdaş arazi malikine önalım … tanınmıştır. Yasanın metninde ve gerekçesinde önalım … ile ilgili Türk Medeni Kanunu hükümlerine atıf yapılmış, farklı bir koşul getirilmemiştir. Bu nedenle tarımsal arazinin devri halinde sınırdaş tarımsal arazi malikleri dava yolu ile önalım hakkını kullanabileceklerdir. Önalım hakkını kullanan birden fazla sınırdaş tarımsal arazi malikinin bulunması halinde tarımsal bütünlük arz eden sınırdaş arazi malikine tarımsal arazinin devrine karar verileceği yasanın 8/İ-2.bent son cümlesi ile belirtilmiş ise de önalım hakkını kullanan sınırdaş tarımsal arazi malikinin birden fazla olmaması halinde tarımsal bütünlük oluşturması gerektiğine dair bir koşul konulmamıştır.
Sayın çoğunluğun, Yasanın metninden anlaşılmayan ve sadece birden fazla sınırdaş tarımsal arazi malikinin önalım hakkını kullanması halinde izlenecek yöntemin genişletici yorum ile önalım hakkını kullanan arazi malikinin birden fazla olmadığı durumda da davacıya ait taşınmazın davaya konu edilen taşınmaz ile tarımsal bütünlük oluşturması gerektiği şeklinde onama gerekçesine katılamamaktayım. Hükmün bu nedenle bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyorum.

KARŞI OY
Dava, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda 6537 sayılı Yasa ile yapılan değişikliğe dayalı, tarımsal arazilerde satış halinde sınırdaş tarımsal arazi malikinin önalım hakkına ilişkindir.
Dava konusu Akhisar ilçesi … Mahallesi 694 parsel sayılı tarla vasfındaki taşınmaz 05.07.2017 tarihinde satışa konu olmuş, sınırdaş tarımsal arazi maliki davacı tarafından süresi içerisinde belirtilen yasanın 8/i maddesi gereğince yasal önalım … dava açılarak kullanılmıştır.
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda 6537 sayılı Yasa ile 30.04.2014 tarihinde değişiklik yapılarak, arazinin parçalanarak bütünlüğünün bozulmasını engellemek amacıyla sınırdaş arazi malikine önalım … tanınmıştır. Yasanın metninde ve gerekçesinde önalım … ile ilgili Türk Medeni Kanunu hükümlerine atıf yapılmış, farklı bir koşul getirilmemiştir. Bu nedenle tarımsal arazinin devri halinde sınırdaş tarımsal arazi malikleri dava yolu ile önalım hakkını kullanabileceklerdir. Önalım hakkını kullanan birden fazla sınırdaş tarımsal arazi malikinin bulunması halinde tarımsal bütünlük arz eden sınırdaş arazi malikine tarımsal arazinin devrine karar verileceği yasanın 8/İ-2. bent son cümlesi ile belirtilmiş ise de önalım hakkını kullanan sınırdaş tarımsal arazi malikinin birden fazla olmaması halinde tarımsal bütünlük oluşturması gerektiğine dair bir koşul konulmamıştır.
Sayın çoğunluğun, Yasanın metninden anlaşılmayan ve sadece birden fazla sınırdaş tarımsal arazi malikinin önalım hakkını kullanması halinde izlenecek yöntemin genişletici yorum ile önalım hakkını kullanan arazi malikinin birden fazla olmadığı durumda da davacıya ait taşınmazın davaya konu edilen taşınmaz ile tarımsal bütünlük oluşturması gerektiği şeklinde onama gerekçesine katılamamaktayım. Hükmün bu nedenle bozulması gerektiği görüşündeyim.
Kabule göre de: Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 01.10.2018 tarih, 2018/2242 Esas ve 2018/5756 Karar sayılı ilamı emsal gösterilmek suretiyle bölge adliye mahkemesi tarafından karar tarihi itibari ile davalının vekili bulunmasa da yargılama gideri olan vekalet ücretine hükmedilmesi için bir duruşmaya katılma ya da bir dilekçe vermek yeterli olup vekilin azledilmesi davalının vekalet ücretini kazanmasına engel olmadığından davalı yararına tarife hükümlerine göre vekalet ücretine karar verilmesine ilişkin gerekçesinin ve kararının yerinde olduğunu düşünerek sayın çoğunluğun bu yöndeki düzelterek onama kararına da katılamamaktayım.