Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/6884 E. 2021/3368 K. 30.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6884
KARAR NO : 2021/3368
KARAR TARİHİ : 30.11.2021

7. Hukuk Dairesi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 10/11/2011 gününde verilen dilekçe ile ecrimisil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 17/10/2019 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin paydaş olduğu 316 parsel sayılı taşınmazda payına vaki elatma nedeniyle 19.000 TL ecrimisil, 1000 TL işlemiş faizin tahsilini talep etmiş, 30.12.2013 tarihli dilekçe ile, ecrimisil talebini ıslah etmek suretiyle artırmıştır.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazda davacının payının daha az olduğunu, davacının çekişmeli taşınmazı kullanımına engel olmadıklarını, intifadan men edilmediklerini, davacının miras taksim anlaşmasına uymadığını, belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, 29.157,50TL ecrimisilin, 19.000 TL’sine dava tarihinden itibaren, 10.157,50 TL’sine ıslah tarihi olan 30.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, 2.624,10 TL dönemsel işlemiş faizin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, şeklinde karar verilmiş, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2015/3241 Esas ve 2015/6832 Karar sayılı ilamı ile, ecrimisile hükmedilmesinde isabetsizlik olmadığı, ancak dava konusu taşınmazda bulunan çaylık ve fındıklığın davalıların babası tarafından meydana getirilmiş olması nedeniyle, çay ve fındık üzerinden ecrimisil hesabı yapılmasının doğru olmadığı, davacı tarafından hükmün temyiz edilmemiş olması nedeniyle kazanılmış hakka riayet edilerek karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bozma ilamından sonra asıl dosya ile birleşen davada davacı vekili, asıl dava ile aynı gerekçeyle paya vaki elatmanın önlenmesini, 3.000 TL ecrimisil, 500 TL işlemiş faizin tahsilini talep etmiş, 01.05.2018 tarihli dilekçe ile, ecrimisil talebini 38.304 TL’ye, işlemiş faiz talebini ise, 6.433 TL’ye artırmıştır.
Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, 32.490 TL ecrimisilin 19.000 TL’sine dava tarihinden itibaren, 13.490 TL’sine ıslah tarihi olan 30.12.2013 tarihinden itibaren işlenecek yasal faiziyle, 9.580,86 TL işlemiş dönemlik faizin davalılardan müştereken ve mütesellilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; birleşen davanın kabulüne, 38.304,00 TL ecrimisilin 3.000 TL’sine dava tarihinden itibaren, 35,304 TL’sine ise ıslah tarihi olan 01.05.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, 11.097,10 TL işlemiş dönemlik faizin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, dair verilen karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl dava, paydaşlararası ecrimisil; birleşen dava ise, paydaşlararası elatmanın önlenmesi ve ecrimisil talebine ilişkindir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Kural olarak, mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğar. Diğer taraftan yerel mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu müessese mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir (09.05.1960 gün, 21/9 sayılı YİBK).
Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir ve davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Taraflardan yalnız birinin hükmü temyiz etmesi halinde Yargıtayın temyiz eden tarafın yararına olarak verdiği bozma kararına uyan yerel mahkeme artık, temyiz eden tarafın önceki bozulan karara oranla daha aleyhine bir hüküm veremez. Buna da “aleyhe hüküm verme yasağı” denir. Aksi halde usul hükümleri ile hedef tutulan istikrar zedelenir ve mahkeme kararlarına karşı güven sarsılır.
Somut olayda, mahkemece ilk kararda davanın kısmen kabulüne, 29.157,50 TL ecrimisil, 2.624,10 TL dönemsel işlemiş faizin davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verildikten sonra, karar yalnızca davalılar vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi hükmü bozmuş, mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de, asıl dava yönünden usuli kazanılmış hakka riayet edilmeyerek davanın kabulüne, 32.490 TL ecrimisil ve 9.580,86 TL işlemiş dönemlik faizin davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar vermesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1. bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının REDDİNE, HUMK’un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin yatırılan harcın yatıranlara iadesine, 30.11.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.