YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7029
KARAR NO : 2023/1509
KARAR TARİHİ : 14.03.2023
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, ıslahen ikince kademede tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleştirilen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davalı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.03.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davalı vekili Av. … ile karşı taraftan asıl davada davacı ile birleştirilen davada davacı vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacı … vekili dava dilekçesinde; müvekkili, davalı, diğer kardeş… ve oğullarının ortağı olduğu dava dışı şirketteki hisselerini müvekkilinin 04.01.2010 tarihinde dava dışı… ve davalının oğluna devrettiğini, aynı tarihte şirket sermayesi üzerindeki hakların paylaşımı için düzenlenen harici sözleşme uyarınca şirket kazancı ile alınan ancak davalı adına tescil edilen 169 parsel sayılı taşınmazın 4 kardeş arasında taksimine karar verildiğini, şirketin resmi ortağı olmayan kardeşleri …’e de hakkaniyet gereği taşınmazda pay verilmesine karar verildiğini, sözleşmede taşınmazın tapusunun imar ve tapudaki engeller sona erdikten sonra devredileceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmeye konu 169 parsel sayılı taşınmazda yapılan imar uygulaması sonucu dava konusu 260 ada 5 ve 262 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar oluştuğunu belirterek, dava konusu taşınmazlarda %22,5 hissenin müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleştirilen davada davacı … vekili dava dilekçesinde; dava konusu 260 ada 5 ve 262 ada 1 parsel sayılı taşınmazın geldisi olan 169 parsel sayılı taşınmazın 4 kardeşin çalışması sonucu alınarak davalı adına tescil edildiğini, taşınmazın taksimine yönelik 04.01.2010 tarihli protokol düzenlendiğini, müvekkilinin şirkette resmi hissedar olsa da çalışan olduğunu, şirketten ayrılırken kendisine ödeme yapıldığını ve taşınmazın taksimine yönelik protokol düzenlendiğini belirterek dava konusu taşınmazlarda %22,5 hissenin müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
3. Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili ıslah dilekçesinde tapu iptali ve tescil ikinci kademede tazminat talebinde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı vekili asıl ve birleştirilen davaya cevap dilekçesinde; sözleşmenin geçersiz olduğunu, müvekkilinin duygusal olarak zayıf olduğu bir zamanda karşı tarafın baskısı ile ve ortaklığın tasfiyesi amacıyla sözleşmeyi okumadan imzaladığını, başka bir tapu verilip nakit ödeme yapıldığını, davacı … ile müvekkili arasında düzenlenen bir protokol bulunmadığını, sözleşmenin inanç sözleşmesi değil satış sözleşmesi olduğunu, söz konusu sözleşmenin müvekkili tapuyu devraldıktan sonra düzenlendiğini, ıslahın usul ve yasaya uygun olmadığını, süresinde yapılmadığı beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça dayanılan sözleşmenin hukuken geçerli olduğu gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl ve birleştirilen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde; asıl ve birleştirilen davaya yönelik savunmalarını tekrarlayarak ve eksik incelemeyle karar verildiğini beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davası olduğu, taraflar arasındaki inanç ilişkisinin 04.01.2010 tarihli belgeyle ispatlandığı, söz konusu belgenin davacı … yönünden yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleştirilen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerle ve re’sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil ıslahen ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
2. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.
3. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (6100 sayılı Kanun’un 188inci maddesi ile 225 nci maddesi v.d.) yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde hakimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli, 2014/14-516 Esas, 2015/2838 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleştirilen davada davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Yargıtay duruşma vekalet ücreti 8.400,00 TL’nin asıl ve birleştirilen dava davalısından alınarak asıl ve birleştirilen davada davacılara verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.