YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7158
KARAR NO : 2023/1951
KARAR TARİHİ : 04.04.2023
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Torbalı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki harici satışa dayalı tapu iptali ve tescil olmazsa tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 04.04.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı adına vekili Avukat …..geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; dava konusu taşınmazın 700 m2’sinin 1975 yılında harici senetle satın alındığını, o tarihten beri davacının zilyetliğinde olduğunu belirterek 700 m2’sinin davacı adına tescilini, mümkün olmadığı takdirde taşınmazın değerinin ya da o tarihte ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesine göre yasal faiziyle davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı asiller ayrı ayrı sundukları cevap dilekçesinde; tapulu taşınmazda harici satışın geçersiz olduğunu, dava konusu taşınmazın …. adına tescil edildikten sonra oğlu …..’a intikal ettiğini, …’ın 1984 yılında …..’e sattığını, murisleri ….’ın da ….’ten 1986 yılında satın aldığını, harici satış sözleşmesinin tarafı olmadıklarını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen sayılı kararı ile; tapulu taşınmazın resmi şekilde yapılmasının zorunlu olduğu, dava konusu taşınmazın tapulamasının 15/12/1969 tarihinde kesinleştiği, tapulu olan bu yerin 10/06/1975 tarihinde dava dışı Hüseyin tarafından harici satış senedi ile devrinin yapıldığı, böyle bir satışın haricen satın ve devralan kişiye herhangi bir hak bahşetmeyeceği gerekçesiyle davacı tarafın tapu iptal tescil talebinin reddine karar verilmiş; davacı tarafın tazminata ilişkin talebi değerlendirildiğinde, davacının davaya dayanak yaptığı 10/06/1975 tarihli harici satış sözleşmesinin tarafının dava dışı-ölü Hüseyin olduğu, bu kişinin davalı ya da davalıların murisi olmadığı, aralarında külli halefiyet bulunmadığı, bu sebeple davacının tazminat talebinin muhatabının davalılar olmadığı gerekçesiyle tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davayı 1.000 TL dava değeri üzerinden açtıklarını ve ıslah etmedikleri halde taşınmaz değeri üzerinden davalı tarafa vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, 1975 yılından beri davacının zilyet olduğunu belirtmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen sayılı kararı ile; mahkemece vekalet ücretinin taşınmazın dava tarihindeki (taşınmazın değeri 172.879,00 TL’dir) değeri üzerinden hesaplamasının doğru olduğunu, mahkeme tarafından dayanılan hukuksal ve yasal gerekçelere göre delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmediğinden davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili duruşmalı olarak temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili yukarıda IV-B bölümünde belirtilen sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, harici satışa dayalı tapu iptal ve tescil, olmadığı taktirde bedelin tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2.Tapuda kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetinin naklinin hüküm ve sonuç doğurabilmesi için sözleşmenin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 70., 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 237, 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26 ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 89 uncu maddesi uyarınca resmi biçim koşuluna uyularak yapılması zorunludur.
3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683 üncü maddesinin 2. fıkrası şöyledir: “Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.”
4. Kural olarak, 10.07.1940 tarihli ve 1939/2 E 1940/77 K sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre; “…. satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. Bilindiği üzere geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hale getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder. Buna göre, davacı tarafından bedelin ödeme tarihinden itibaren ekonomik etkenler nedeniyle azalan alım gücünün enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, döviz kurları, altın, memur maaşı ve işçi ücretlerindeki artışlar ve benzeri unsurların ortalamaları alınmak suretiyle denkleştirici adalet ilkesine göre dava tarihine kadar ulaşacağı alım gücünün saptanması gerekir.”
3. Değerlendirme
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına göre mahkemece mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğinden ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; somut olayda, dava konusu 761 numaralı parsel ifrazen taksim sonucu 820,09 m2 olarak tapuya tescil edilmiştir. Davacı dava konusu taşınmaz üzerindeki evleri kendisinin yaptığını belirterek, taşınmazın 700 m2’sinin iptali ile adına tescilini talep etmesine rağmen, bilirkişi tarafından taşınmazın değeri belirlenirken üzerindeki muhdesatla birlikte değeri hesaplanarak 172.879,37 TL bulunması, mahkemece bu değer üzerinden davacı aleyhine fazla vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş bozma nedeni yapılmıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Yukarıda V-C-3-1. paragrafta açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE;
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda V-C-3-2 bölümünde belirtilen sebeplerle BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
8.400 TL Yargıtay duruşma vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.