Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/7324 E. 2023/112 K. 11.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7324
KARAR NO : 2023/112
KARAR TARİHİ : 11.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : …Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki muhdesatın aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin 6630 parsel sayılı arsa niteliğindeki taşınmazı,…’den satın aldığını, müvekkilinin arsa üzerinde bulunan kaba inşaatlı iki katlı eve fayans yaptırıp kapılarını ve pencelerini taktırıp evi boyattığını ve garaj, samanlık, tandırlık, ahır, havuz, avlu içine tuvalet, avlu duvarı yaptırıp ağaçlar diktiğini, eve güneş enerjisi taktırdığını, daha sonra 265 ada 16 parsel ve 19 parsel numaralarını alan taşınmazlar ile ilgili olarak Karayolları Genel Müdürlüğünün yol yapımı için parsellerin bazı kısımlarını kamulaştırma kararı aldığını, kamulaştırılan alan içerisinde müvekkiline ait muhdesatların yer aldığını belirterek dava konusu muhdesatların müvekkiline ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zaman aşımı itirazında bulunduklarını, dava dilekçesinde yer aldığı üzere dava konusu olduğu iddia edilen encümen kararının 1973 yılına ait olduğunu, dava konusunu teşkil edilen kararın 45 yıl öncesine ait olduğunu, davaya konu taşınmaz üzerindeki yapının ruhsatı ve herhangi bir izin belgesinin bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde, dava konusu 265 ada 16 parsel ve 19 parsel sayılı taşınmazların … adına kayıtlı olduğu, dolayısıyla davacının taşınmazın kayıt maliki olmadığı, her ne kadar davacı vekili dava dilekçesinin ekine ilgili taşınmazın müvekkiline satıldığını iddia eder … Belediyesinin encümen kararını sunmuş ise de, hali hazırda davacının kayıt maliki olmadığı ve encümen kararına dayanarak tapu iptali ve tescili talebinin ayrı bir davanın konusu olduğu, tapu maliki olmayıp da taşınmaz üzerindeki muhdesatta hak iddiasında bulunan kişilerin tespit davası yerine eda davası açması gerektiği, başka bir anlatımla bu davada tapu maliki olmayan davacının muhdesat aidiyetinin tespiti davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, müvekkilinin arsa niteliğindeki taşınmazı, üzerindeki kaba inşaatlı iki katlı evle birlikte satın aldığını ancak, taşınmazın tapusunu üzerine alamadığını, müvekkilinin kaba inşaatlı iki katlı evi yaptırdığını, ayrıca; garaj, samanlık, tandırlık, ahır, havuz, avlu içine tuvalet, avlu duvarı yaptırdığını, bir çok ağaç diktiğini, eve güneş enerjisi taktırdığını, avlunun bir kısmına da tel örgü çektirdiğini, kamulaştırılan alan içerisinde müvekkiline ait muhdesat yer aldığını, taşınmazların gerek elektrik aboneliği gerekse telefon aboneliğinin yıllardır müvekkili adına olduğunu, müvekkili tapuda malik olarak gözükmese de gerçek hak sahibi olan müvekkilinin yapının maliki olduğunun tespiti gerektiğini, davayı açmakta hukuki yararı bulunduğunu belirterek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazlar davalı … adına kayıtlı olup, davacının taşınmaz üzerinde mülkiyetten kaynaklı bir hakkı bulunmadığı, dosya içerisinde bulunan ve dava dilekçesine ekli 30.11.01973 tarihli … Belediyesi Encümen kararı ile ekli krokide belirtilen 6630 parsel sayılı 700 m² yüz ölçümlü taşınmazın …’ye tahsisen satışına karar verildiği ancak, tapu kayıtlarından bu satış işleminin gerçekleşmediği, yine ekteki … tarafından yazılıp imzalanmış hak sahibinin davacı olduğunu belirten belgelerden de davacı tarafından taşınmazın tapu dışı yolla satın alındığı ancak, gerek önceki maliki gerekse davacı tarafından iddia edilen hak tapu siciline dayanmayıp harici satın almaya dayandığı ve esasen Belediye tarafından bir satış işlemi de yapılmış olmadığından, davacının selefi ile davacının, taşınmazda mülkiyet hakkı bulunmadığı, yapılan imalat bedelleri sebepsiz zenginleşme veya alacak hükümlerine göre istenebilir ise de muhdesatın tespiti ya da aidiyeti talep edilemeyeceği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, müvekkilinin dava açmakta hukuki yararının bulunduğunu, dava konusu taşınmazdaki muhdesatların müvekkilince meydana getirildiğini, taşınmazın tapu kaydının kendisinden kaynaklanmayan sebeplerle üzerine alamadığını savunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 Sayılı TMK m.684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK m.718).    22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, bir  arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde  dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK m.722, 724 ve 729), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.

2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilâmın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 Sayılı HMK m.106/2) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararının bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hâkim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti hâlinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK m.114/1-h ve 115).

3. Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dava konusu hak tapu siciline dayanmayıp, harici satın almaya dayandığı ve Belediye tarafından satış işlemi yapılmış olmadığından, davacının selefi ile davacının, taşınmazda mülkiyet hakkı bulunmadığı, yapılan imalat bedelleri sebepsiz zenginleşme veya alacak hükümlerine göre istenebilir nitelikte olduğu, muhdesatın tespiti ya da aidiyeti talep edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Mahkemece verilen hüküm Dairemiz ve Yargıtay ilkelerine uygun düşmektedir.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.