Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/7354 E. 2022/7877 K. 20.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7354
KARAR NO : 2022/7877
KARAR TARİHİ : 20.12.2022

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 13.03.2018 tarihinde verilen dilekçeyle tapusuz taşınmazın tescili (TMK 713/1) talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 14.11.2019 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı vekili tarafından talep edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, doğusunda 270 ada 24 numaralı imar parseli, batısında 1704 numaralı kadastro parseli, güneyinde asfalt yol, kuzeyinde boş arazi ile sınırlandırılmış yaklaşık 341 m² büyüklüğündeki tarla vasıflı taşınmazın müvekkilince 22/06/1994 tarihinde eklemeli zilyetlik yolu ile … ‘dan devir ve satın aldığını, taşınmazın kültür arazisi vasfı ile malik sıfatıyla zilyet olarak kullanıldığını, vergilerinin ödendiğini, dava konusu taşınmazın 1957-1958 yıllarında yapılan arazi kadastrosu sırasında eski dere yatağı vasfı ile tespit dışı bırakıldığını ancak, hiçbir zaman aktif olmadığını, davaya konu 341 m² yüzölçümlü tarla vasıflı taşınmazın müvekkili adına TMK’nın 713. maddesi gereğince tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, davanın Belediye yönünden husumet nedeni ile reddi gerektiğini, bunun dışında davacı tarafın taleplerinin zamanaşımına uğradığını, Plan Proje Müdürlüğüne göre, davaya konu Yenidoğan 270 ada, 24 ve 25 parseller ile Yenidoğan 1704 numaralı parsel arasında kalan alanın kadastral dere olduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı Hazine vekili, idare tarafından dava konusu taşınmaz ve civarında yaptırılan çalışmada davacının zilyetlikle iktisabını talep ettiği, taşınmazın etrafını çevreleyen … direk ve tel çitin 2018 yılı Mart ayında yapılmış olduğu ve davacının bu taşınmazı zaman zaman kullandığının öğrenildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın reddine dair verilen karar hakkında, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuş; Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu taşınmazın kadastro sırasında dere yatağı olarak tescil harici bırakıldığı, taşınmazın belirlenen niteliği gereği TMK’nın 715. maddesi gereğince özel mülkiyete konu olamayacağı, 4721 sayılı TMK’nın 713 ve 3402 sayılı Kadasro Kanununun 14. maddesindeki şartların davacı yararına oluşmadığı anlaşılmakla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK’nın 713. maddesi uyarınca açılan tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir.
Kural olarak, dere yatakları TMK’nın 715. maddesine göre Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup, aktif dere yatakları ile derenin etki alanında kalan yerlerin özel mülkiyete konu olması ve zilyetlikle kazanılması mümkün bulunmamaktadır. Ancak, aktif dere (nehir-çay) yatağında ve etki alanında kalmayan bir yer koşulları mevcut olduğu takdirde, TMK’nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddeleri gereğince zilyetlik ve imar-ihya yoluyla kazanılabilir
Dava konusu taşınmaz, tespit dışı bırakıldığına göre, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddelerinde imar-ihya için öngörülen tüm olumlu ve olumsuz koşulların davacı lehine oluşup oluşmadığının araştırılıp belirlenmesi gerekir. Taşınmaz ve çevresinin hangi tarihte ve hangi nedenle tespit dışı bırakıldığının ilgili Kadastro Müdürlüğünden sorularak belirlenmesi, çalışmalara ilişkin harita ve paftaların getirtilmesi, tespit dışı bırakılma tarihinden sonra ve dava tarihinden geriye doğru en az 20-25 yıl öncesine ait iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü … fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığından, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotoğrametrik paftaların ise, İl Kadastro Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulması, yeniden yapılacak keşifte ziraat bilirkişi, jeoloji ve fotogrametri uzmanı mühendis, teknik bilirkişi, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla açıklanan … fotoğrafları, kadastro paftalarının keşifte uygulanması, … fotoğraflarının çekildikleri, kadastro paftalarının tarihlerine göre dava konusu taşınmazın kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar-ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı, dere yatağında kalıp kalmadığı, özel mülkiyete konu edilebilen yerlerden olup olmadığı üzerinde durulması konusunda uzman bilirkişilerden tarafların ve Yargıtayın denetimine açık gerekçeli rapor alınması, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK’nın 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, davacının ya da satın aldığı kişinin hangi tarihte taşınmazın imar-ihyasına başladıkları, ne şekilde sürdürdükleri ve hangi tarihte tamamlandığı konularında yerel bilirkişi ve tanıkların bilgilerine başvurulması, yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK’nın 261. maddesi uyarınca yüzleştirilmek suretiyle aykırılığın giderilmesi, imar-ihyanın tamamlandığı tarihten davanın açıldığı tarihe kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığının belirlenmesi, daha önce götürülmeyen başka bir uzman ziraat mühendisi aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı incelenerek yukarıdaki açıklamalar da göz önünde tutularak gerekçeli, denetime açık, karşılaştırmalı rapor istenmesi, bir önceki bilirkişinin raporuyla mukayese edilerek taşınmazın niteliğinin belirlenmesine çalışılması, taşınmazın yağışlı mevsimlerde … sularının etkisinde kalıp kalmadığının belirlenmesi; ayrıca davacı adına aynı çalışma alanı içerisinde belgesiz zilyetlik nedeniyle tespit edilen taşınmaz bulunup bulunmadığı Adliye Yazı İşleri Müdürlüğü, Kadastro ve Tapu Müdürlüklerinden (senetsiz defteri) sorularak varsa bu taşınmazlara ait kadastro tutanaklarının kesinleşip kesinleşmediğini gösterir şekilde onaylı örneklerinin getirtilmesi; TMK’nın 713/4 ve 5. maddeleri gereğince  keşif sonucu  düzenlenen bilirkişi rapor ve krokisine göre gerekli yerel ve gazete ilanlarının yöntemine uygun bir şekilde yapılması,  ilanın yapıldığı gazete ile ilan tutanaklarının dosya arasına konulması, 3 aylık yasal sürenin dolmasının beklenilmesi gerekmektedir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu, aksi ispatlanmadıkça yararı kamuya ait sular ile kayalar, tepeler, dağlar, buzullar gibi tarıma elverişli olmayan yerler ile bunlardan çıkan kaynakların kimsenin mülkiyetinde bulunmadığı ve hiçbir şekilde özel mülkiyete konu olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar uyarınca araştırma yapılmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 20.12.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.