Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/7357 E. 2023/106 K. 11.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7357
KARAR NO : 2023/106
KARAR TARİHİ : 11.01.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki muhdesatın aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılardan … (…) vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, müvekkili ile davalıların 19 parsel sayılı taşınmazda hissedar olduklarını, taşınmaz hisselerinin, müvekkilleri ile diğer davalılara murisleri …’dan intikal etmiş olup, taşınmaz üzerindeki 4 katlı binanın müvekkillerinin murisi … tarafından yapıldığını, taraflar anlaşamadığından Şişli 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/691 Esas sayılı dosyası ile ortaklığın giderilmesi davası açılmış olup davanın devam ettiğini açıklayarak, 8972 ada, 19 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki beş katlı binanın müvekkillerinin murisi … tarafından yapıldığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı … vekili, konu ile ilgili müvekkili Belediyenin ilgili müdürlük elemanlarınca mahallinde yapılan incelemede, dava konusu taşınmaz üzerinde 4 katlı boş bina işgalinin bulunduğunun tespit edildiğini, bina sahibinin … varisleri olduğunun mahalle sakinleri tarafından beyan edildiğini, ancak söz konusu binanın kimin tarafından yapılmış olduğunun belirlenemediğini, bu nedenle davacıların davasını ispat etmesi gerektiğini belirterek, davanın müvekkili Belediye yönünden husumetten reddine karar verilmesini savunmuştur.

2.Davalı … vekili, …Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/691 Esas sayılı dosyası üzerinden görülen ortaklığın giderilmesi davasında, davacıların muhdesatın muris … tarafından yapıldığına ilişkin olarak mahkemeye sundukları 18/04/2017 tarihli ıslah dilekçesine karşı taraflarınca 21/04/2017 tarihinde sunulan beyan dilekçesi ile muhdesatın muris … tarafından yapıldığının açıkça kabul edilmiş olup, yine aynı mahkemenin 20/09/2017 tarihli celsesinde taraflarınca duruşma tutanağında da açıkça görüleceği üzere muhdesatın muris … tarafından yapıldığının hiçbir şüpheye mahal vermeksizin açık bir şekilde kabul edildiğini beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

3.Davalı … vekili, muhtesatın … tarafından yapıldığını, müvekkilinin beyanı olmadan davanın yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu, muhdesatın müvekkilinin eşi muris … tarafından yapıldığını kabul etmekte olup muhdesatın aidiyeti hususunda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık olmadığından, davanın müvekkili yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dinlenen tanıkların yapının muris …’a ait olduğunu beyan ettikleri, davalı …’ın ortaklığın giderilmesi davasında yapının … tarafından meydana getirildiğini kabul ettiği, davalı …’ın da cevap dilekçesi ile kabul ettiği, diğer davalı tarafça ise tanık beyanları ve taraf beyanlarının aksine bir husus ispatlanamamış olmakla, yine dosya içeriğindeki emlak vergisi bildirimlerinin de muris adına olduğu gözetilerek, açılan davanın davalı … açısından sulh hukuk mahkemesindeki kabulü nazara alınarak usulden reddi, davalı … açısından kabul nedeniyle kabulü ve diğer davalı açısından kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan İBBB vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalılardan İBBB vekili, muhdesat üzerinde hak iddia edilmediğini, muhdesatla ilgili müvekkili belediyenin bir ilgisi olmamış olup bu nedenle husumet nedeniyle davanın reddinin talep edildiğini, mahkeme tarafından müvekkili belediyenin yargılama gideri ve vekalet ücreti ile sorumlu tutulmasının haksız ve mevzuata aykırı olduğunu savunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında görülmekte olan …. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/691 Esas sayılı dosyası ile ortaklığın giderilmesi davasının derdest olduğu, dava konusu taşınmazda davacılar ve davalıların paydaş bulunduğu, davacıların muhdesat iddiasının bir kısım davalılar tarafından açıkça kabul edilmediği için eldeki davanın açıldığı, davaya konu muhdesatın davacıların ve gerçek kişi davalıların ortak murisi tarafından yapıldığının anlaşıldığına, davalı belediyenin muhdesat iddiasını açıkça kabul etmediğine göre yerel mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinde ve istinaf eden davalı aleyhine yargılama gideri takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan …vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, müvekkili idarenin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, davanın kendileri açısından husumetten redde karar verilmesi gerektiğini, yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığını savunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 Sayılı TMK m.684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK m.718). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde  dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK m.722, 724 ve 729), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.

2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 Sayılı HMK m.106/2) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararının bulunması dava şartı olup yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK m.114/1-h ve 115).

3. Öğretide ve Yargıtay’ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

2. Gerek Mahkeme gerekse Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında belirtildiği üzere, dava konusu taşınmazda tarafların paydaş olduğu, gerçek kişi davacı ve davalıların murisince dava konusu muhdesatların meydana geterildiği, isitinaf ve temyiz başvurusunda bulunan taraf vekilince ilk derece mahkemesinin 1 inci duruşmasında davanının reddi yönünde talepte bulunduğu, bu bahisle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden de sorumlu olmalarının doğru olduğu anlaşılmaktadır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar, Dairemiz ve Yargıtay uygulamalarına uygun düşmektedir.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılardan İBBB vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılardan İBBB vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

11.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.