YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/736
KARAR NO : 2021/3350
KARAR TARİHİ : 30.11.2021
7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 22.10.2015 tarihinde verilen dilekçeyle ve 18/10/2016 tarihinde birleştirilen dava davacıları tarafından verilen dilekçe ile önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda asıl dava ve birleştirilen davanın kabulüne dair verilen 18.12.2018 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından talep edilmiştir. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf talebinin kabulüne, davanın kabulüne dair verilen kararın Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi asıl dava davacısı vekili ve davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 31.11.2021 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı … vekili Av. … davalı- birleştirilen dava davalısı … vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Dava ve birleştirilen dava önalım hakkına dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Davacılar vekilleri, müvekkilleri davacıların 63 parsel sayılı taşınmazda hissedar olduğunu, taşınmazda paydaş olmayan davalının ilk hisse alımında bedelde muvaaza yaptığını, 63 parselin davalıya ait 15529/33320 oranındaki payın tapu kaydının iptali ve davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.
Davalı vekili davacının kanuni şufa hakkını kullanamayacağını, zira taşınmazda eylemli kullanımın söz konusu olduğunu, dava konusu alanlarda zeytin ve nar ağaçlarından oluşan bahçeler olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme davanın ve birleşen davanın kabulü ile davalının 63 parseldeki 15529/33320 oranındaki payının iptali ile davacı ve birleşen dava davacıları adına bu payın 1/13’er oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili ile asıl dava davacısı … vekili istinaf etmiştir.
Bölge Adliye mahkemesince davacı … vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararının kaldırılmasına, davanın ve birleşen davanın kabulü ile davalının 63 parseldeki 15529/33320 oranındaki payının iptali ile davacı ve birleşen dava davacıları adına bu payın 1/13’er oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Hükmü asıl davada davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Asıl dava dosyası yönünden yapılan incelemede;
6100 sayılı HMK’nın 297/2. maddesi gereğince; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Somut olayda; asıl dava dosyası yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte mahkemece, hüküm sonucunda dava konusu taşınmazda 15529/33320 oranındaki payının iptali ile davacı ve birleşen dava davacıları adına bu payın 1/13’er oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ise de, hükümde davacı adına kayıtlı ve iptaline karar verilen payın miktarı açık ve infaza elverişli şekilde gösterilmeyerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
2- Birleştirilen Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/689 Esas sayılı dava dosyası yönünden yapılan incelemede;
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.
TMK’nın 733. maddesi gereğince yapılan satış alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirilir.
Önalım hakkı, satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve herhalde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer.
Bu süre hak düşürücü bir süre olup mahkemece kendiliğinden gözönünde tutulmalıdır.
Somut olaya gelince, birleştirilen davada önalım hakkına konu olan payın satışına ilişkin olarak davacılara noter aracılığıyla bir bildirimde bulunulmamıştır. Dava ilk pay satış tarihi olan 17.10.2014 tarihinde yapılan satıştan iki yıl sonra 18.10.2016 tarihinde açılmıştır. İlk pay sattışına karşı iki yıllık hakdüşürücü süre geçtikten sonra birleştirilen dava açıldığından sonraki 23.12.2014, 27.02.2015, 11.09.2015 tarihli satışlara karşı da davalı artık süresinde kullanılmayan önalım hakkı nedeniyle paydaş olacağından ve paydaşa karşı önalım hakkının kullanılamayacağından birleştirilen davanın reddine karar verilmesi gerekirken birleştirilen davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle ve HMK 371. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, HMK 373/2. maddesi gereğince dosyanın Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, peşin alınan harcın yatırana iadesine, 30/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.