Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/7394 E. 2023/116 K. 11.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7394
KARAR NO : 2023/116
KARAR TARİHİ : 11.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki tapuda kayıtlı hisse miktarının düzeltilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Hüküm kesinleştikten sonra davacı vekilinin, aleyhine hüküm kurulan …’ın hissesindeki takyidatların kaldırılmasını istemesi üzerine tavzih istemli dilekçenin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin tavzih istemli dilekçenin reddine dair verilen 13.07.2021 tarihli kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNİN TAVZİH TALEBİNİN REDDİ KARARININ TEMYİZİ
I. DAVA
Davacı vekili, dava konusu taşınmazda 5 katlı bir bina bulunduğunu, tapuda hissedar olan davalılardan İzzet’in diğer davalılarla aynı ölçü ve nitelikteki daireyi davacıya devretmesine rağmen davacının diğer hissedarlardan eksik miktarda hissesi olduğunu belirterek davacıya ait hisse miktarının düzeltilmesi ve

daireler arasındaki denkliğin sağlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalılar … ve …; davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla …’ın kalan payının hacizli olması nedeniyle devredilemediğinden davacının eksik hissesi olduğunu, davacının bu durumu bildiği halde davayı açtığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı Hazine vekili; gerekli araştırmaların yapılmasını, Hazinenin hatalı tasarrufundan kaynaklanmayan dava nedeniyle Hazine aleyhine mahkeme masrafı ve vekalet ücreti yüklenmemesine karar verilmesini savunmuştur.
3.Davalı … vekili duruşmada, arsa sahibi olduğunu, ruhsat almadan 1980 yılında taşınmazda 5 katlı bina yaptıklarını, kendisine ait hisseyi davacıya sattığını, daha sonra dava açıp paylaşma hususunda karar aldıklarını, ancak davacıya az hisse verildiğini, eşit hisse verilmesi gerektiğini, tapuda 33 m2 görünen hissesinin 20 m2’sinin davacıya verilmesini kabul ettiğini dile getirmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

2. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; davalı …’in kabul beyanı değerlendirilmeksizin davanın reddine karar verildiğini, davalının aynı zamanda taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile dava konusu taşınmazı davacıya satan kişi olduğunu, taşınmazda kullandığı bir yer olmadığını belirterek davanın kabulü gerektiğini belirtmiştir.

3.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi, “taşınmazın müşterek mülkiyet şeklinde tapuda kayıtlı olduğu, kat irtifakı veya kat mülkiyetinin mevcut olmadığı, davacının talebinin tapuda arsa payının düzeltilmesi olduğu, fiilen davacı ve Hazine tarafından kullanılan bir bağımsız bölüm olmadığı, davanın Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerine göre çözümlenemeyeceği, davacının payının mahkeme kararı ile belirlendiği, imar uygulamasına karşı dava açılmadığından davanın arsa payının düzeltilmesi davasından ziyade … aleyhine açılan tapu iptali ile tescil davası olarak nitelendirilmesinin gerektiği, İzzet’in halen tapuda 1743/17907 payının mevcut olması ve bu davayı kabul etmesi nedeniyle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak davalı … yönünden davanın kabulü ile davalının tapuda adına kayıtlı tüm payının iptaline ve davacı adına tesciline; diğer davalılar yönünden ise davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine,” karar vermiştir.

V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı, temyiz edilmeksizin 27.10.2020 tarihinde kesinleşmiştir.

2. Bölge Adliye Mahkemesi Kesin Kararına Karşı Tavzih Talebinde Bulunanlar
Davacı vekili, davalı …’ın hissesi üzerindeki hacizler ve takyidatlar kaldırılmadığından davacı adına tescil yapılamadığını, davalının hissesi üzerindeki şerhlerin terkinini talep etmiştir.

3.Bölge Adliye Mahkemesi Tavzih Talebinin Değerlendirilmesi Kararı
Bölge Adliye Mahkemesi, şerhlerin dava tarihinden önce olduğu, şerh lehtarlarının da taraf olmadığı gerekçesiyle tavzih talebinin reddine karar vermiştir.

4. Bölge Adliye Mahkemesi Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

5. Temyiz Nedenleri
Davacı vekili, davalı … hissesi üzerine dava sırasında ve sonrasında konulan hacizlerin fekki talep edildiğinden, bu takyidatların kaldırılması gerektiğini belirtmiştir.

6.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil isteminin kabulüne dair verilen ve kesinleşen kararın tavzihi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Bilindiği üzere; hükmün tashihi ve tavzihi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 304. (1086 sayılı HUMK’nın 455.) ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, 6100 sayılı HMK’nın 304. maddesinde “(1) Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, Mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. (2) Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir.” şeklindeki hükmün tashihi; 305. maddesinde de “(1) hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. (2) hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” şeklinde hükmün tavzihi müesseseleri düzenlenmiştir.

3.Değerlendirme
Somut olaya gelince, davacı taraf hüküm kesinleştikten sonra davalı …’ın hissesi üzerindeki haciz ve takyidatların kaldırılması talebinde bulunmuş ise de; taraflara tanınan hakları ve yüklenen borçları değiştirir mahiyette hüküm genişletilip sınırlandırılamayacağından davacının talebinin Bölge Adliye Mahkemesince reddedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş, hükmün onanması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesinin 13.07.2021 tarihli tavzih talebinin reddi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.