YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7446
KARAR NO : 2023/1468
KARAR TARİHİ : 13.03.2023
DURUŞMALI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen mirasta denkleştirme davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 2. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkeme kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.03.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davalı vekili Avukat Yaren Baltacı, karşı taraftan davacılar vekili Avukat … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 13.03.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacılar vekili dilekçesinde; 14.08.2007 tarihinde ölen ortak muris …’in 1978 yılının Temmuz ayında davalıya 1.375.000,00 TL vererek boya malzemeleri işi için finansman sağladığını, bu işyerinin davalı …, davacı … ve (davacılardan …’in eşi olan )…’in adına açıldığını, işin fiilen davalı … tarafından yürütüldüğünü, diğer ortakların hiçbir para almadan ayrılması ile de tek başına davalı …’e bırakıldığını ve tüm kazancın davalının tasarrufunda olduğunu, murisin ayrıca kendisine ait …Mahallesinde bulunan bağımsız bölümünün satışından elde ettiği 8.000.000.000,00 TL’nin 3.650.000.000,00 TL’sini 05.03.2001 tarihinde ve 32.000.000,00 TL’si murisin emekli ikramiyesi olan 42.000.000,00 TL’yi 28.06.1991 tarihinde davalı …’e karşılıksız olarak verdiğini, muris tarafından düzenlenen ve imzalanan 07.05.2001 tarihli belgede davalının mirastan hak talep etmesi hâlinde belirtilen kazandırmaların terekeye iadesinin gerekeceğinin belirtildiğini ifade ederek mirasta denkleştirme hükümleri uyarınca davacıların miras payına düşen şimdilik 7.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini istemiştir.
2. Davacılar vekili, belirsiz alacak davasına konu olan alacaklarının miktarını belirtmek amacıyla verdiği ve harçlandırdığı dilekçesi ile talebini 69.299,00 TL daha artırdıklarını belirterek toplamda 89.015,75 TL istediklerini belirtmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; dava konusu karşılıksız kazandırmaların gerçek dışı olduğunu, murisin davalı dışındaki tüm çocuklarına en az birer daire verdiğini, işyerine ilişkin tüm emek ve çalışmanın müvekkiline ait olmasına karşın gelirlerinin tüm kardeşleriyle ve murisle paylaşıldığını, işyerinin daha sonra murise bedelsiz olarak devredildiğini, 07.05.2001 tarihli belgenin murisin serbest iradesinin ürünü olmadığını, mirasta denkleştirme koşullarının oluşmadığını, müvekkilinin davacılara karşı …. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/354 Esas sayılı dosyasında muris muvazaası nedeni ile tapu iptali ve tescil, terditli tenkis davası açmasından sonra davacıların eldeki davayı açmalarının dahi kötü niyetlerini gösterdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
…Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.02.2009 tarih ve 2008/52 Esas, 2009/30 Karar sayılı kararı ile 07.05.2001 tarihli belgenin mirasta iade hükümlerine ilişkin bir sözleşme olmadığı, tavsiye niteliğinde bir belge olduğu, toplanan delillere göre davalının muristen mirasta iade talebine konu olacak biçimde bir kazandırma sağlamadığı, insani yardımlar niteliğinde bir kısım çocuklarına yaptığı yardımlar niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 17.02.2009 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12.12.2012 tarih ve 2011/19590 Esas, 2012/30026 Karar sayılı kararıyla, “Murisin 14.08.2007 günü öldüğü, ölmeden önce 07.05.2001 tarihinde düzenlediği belgede davalıya verilen paraların iadeye tabi olduğunu belirttiği anlaşılmaktadır. Bu davada yapılan teberrunun iadeye tabi olmadığını ispat külfeti davalıya düşer. Davalı tarafından kendisine yapılan teberruların iadeye tabii olmadığı da kanıtlanmamıştır. Mahkemece toplanan deliller göz önüne alınıp Türk Medeni Kanununun 669. maddesi gereğince mirasta denkleştirme konusunda karar verilmek…” gerekçeleri ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, “…Dosya içerisindeki bozma ilamı 07/05/2001 tarihli murise ait adi yazılı belgeden murisin söz konusu belgede de açıkça belirttiği üzere davalıya bir takım karşılıksız parasal kazandırmalar yaptığı ve bunun miras payından da düşülmesi gerektiğini açıkça belirttiği davalının da bunun iadeye tabi olmadığını ispatlayamadığı bu nedenle murisin ölüm tarihindeki mal varlığını denkleştirmeyi sağlamak amacı ile murise ait temlik içi tereke ve temlik dışı tereke satılmak suretiyle bilirkişi …’dan alınan 08/04/2020 yine bilirkişi …’ye ait 17/03/2014 tarihli rapor ve bilirkişi … ‘ye ait 06/11/2019 tarihli rapor ve muris …’e ait veraset ilamı uyarınca denkleştirme gereğince davacıların 3/28 paylarına düşen karşılıksız kazandırmadan kaynaklanan isteyebileceği miktarın 12.12.716,53 TL olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine toplam 76.299,18 TL alacağın davalıdan alınarak davacılara hisseleri oranında ödenmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar vermek…” gerektiği yönündeki gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, murisin müvekkiline yaptığı tek kazandırmanın … Ticaret isimli işyeri olduğunu ancak, bu kazandırmanın da karşılıksız olmadığını, miras bırakanın sürekli anılan işyerinin kazancından para aldığını, ayrıca kazandırmanın (…’in eşi olan) … adına da yapıldığını, şirket açılırkenki katkı payına ilişkin hesaplamaların …’un da dikkate alınarak yapılması gerektiğini, miras bırakanın şirketin açıldığı dönemde terekeye iade kastının olmadığını, şirketin 1978 yılının Temmuz ayında kurulduğunu, kardeşlerin ortak olarak 7 yıl birlikte çalıştıklarını, 1984 yılında davacı …’in ortaklıktan çıkmasına karşın şirketten para almaya devam ettiğini, kaldı ki müvekkilinin işyerini murise 1997 yılında iade ettiğini, 07.05.2001 tarihli belgede şirket sermayesi olarak gösterilen bedelin de yanlış olduğunu, murisin bu miktarda bir para vermediğini, paranın günümüze eskale edilmesi sonucunda bir devlet memurunun böyle bir gelirinin olamayacağının tespit edileceğini, murisin emekli parasının 32.000,00 TL olduğu, belgedeki 42.000,00 TL’nin de yanlış olduğunu, emekli sandığından celp edilen belgenin resmi ve yazılı belge olduğunu, müvekkilin kızına verilen harçlıkların müvekkilinin kızının yasal mirasçı olmaması nedeniyle mirasta denkleştirmeye tâbi olmadığını, 07.05.2001 tarihli belgenin muris tarafından yazılmadığını, davacıların etkisi ile ve murisin o dönemde alzheimer hastası olmasının etkisi ile murise imzalattırıldığını, belgenin karara esas alınmasının mümkün olmadığını, muris …’in davacılardan …’e … Mahallesinde bulunan 8987 ada 5 parsel 5 No.lu bağımsız bölümü sattığı yazılarak hesaplama yapıldığını ancak, murisin hiçbir zaman müvekkiline hiçbir şekilde bir taşınmaz satmadığını, bu taşınmazın …’e muvazaalı olarak devir edilen taşınmaz olduğunu, bu hususun dosyaya celp edilen tapu kayıtları ile sabit olduğu gibi bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde de defalarca belirtildiğini, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarının ve hesapların tamamının yanlış olduğunu, Mahkeme kararın son derece fahiş nitelikte hatalı olduğunu, ıslah dilekçesine zamanaşımı itirazlarının Mahkemece hükümde karar altına alınmadığını, iadenin mirasçıya değil terekeye yapılacağını, işyerinin murise iade edilmiş olması nedeniyle mirasta denkleştirmeye tâbi olmadığını, tanık olarak dinlenen muhasebecinin de bu durumu doğruladığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, mirasta denkleştirme istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesi yedi, sekiz, dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası,
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 669 uncu maddesi şu şekildedir:
“Yasal mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler.
Mirasbırakanın çeyiz veya kuruluş sermayesi vermek ya da bir malvarlığını devretmek veya borçtan kurtarmak ve benzerleri gibi karşılık almaksızın altsoyuna yapmış olduğu kazandırmalar, aksi mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça, denkleştirmeye tâbidir”
3. Değerlendirme
1. İlk Derece Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Miras bırakan tarafından düzenlenen 07.05.2001 tarihli belge, dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında miras bırakanın 1978 yılının Temmuz ayında 1.375.000,00 TL vererek boya malzemeleri işi için davalıya finansman sağladığı, 05.03.2001 tarihinde 3.650.000.000,00 TL ve 28.06.1991 tarihinde 42.000.000,00 TL’yi karşılıksız olarak davalıya kazandırdığı, belirtilen kazandırmaların miras payına mahsuben yapıldığı anlaşılmış olduğundan temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, temyiz edenin sıfatına göre kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Yargıtay duruşma vekalet ücreti 8.400,00 TL’nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
13.03.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
K A R Ş I O Y
Dava, TMK’nın 699/2 nci maddesi kapsamında mirasta denkleştirmeye ilişkindir.
Tarafların ortak murisi …sağlar arası kazandırma ile oğlu …’e 1978 yılında 1.375.000,00 TL vererek boya ve hırdavat dükkanı açtırdığı, bu dükkanın oğlu … ile oğlu …’in eşi … adına açıldığı, dava dilekçesinde dahi bu durum belirtilip daha sonra yargılama aşamasında belirtilen belge ve kayıtlardan da …’in yıllar sonra dükkan ortaklığından ayrıldığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki, ortaklıklarını inkar da etmemişlerdir.
Tanık … muris …’nın abisi olduğunu kendisinin Alaybey camii imamı olup aynı zamanda müteahhitlik yaptığını, bir kooperatifin kuruluş ortağı olduğunu, davacının hırdavat-boya üzerine dükkan açtığını belirtmiştir. Taraflara yakınlığı aynı olan bu tanık anlatımlarından murisin dükkanı çocukları adına açtığı, diğer tanık anlatımları ve dosya kapsamınında bu hususu doğruladığı dükkanın tamamen davalı … adına açılmadığı anlaşılmaktadır.
Somut olay değerlendirildiğinde; davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hırdavat-boya dükkanının üç kardeş adına ortak babalarının verdiği sermaye ile açıldığı dükkanın ortak işletildiği, bir anlamda “gelir iş ortaklığı” kapsamında olan dükkan için verilen 1.375.000,00 TL kuruluş sermayesinin sadece davalı …’e verilmediği … hissesinin denkleştirmede 1/3 hisse olarak dikkate alınması gerekirken tamamı üzerinden denkleştirmeye tâbi tutulması doğru olmadığından kararın bu yönüyle bozulması gerektiği yönündeki azınlık görüşüm olup, sayın çoğunluğun onama görüşüne katılmadığımı belirtirim.