YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7945
KARAR NO : 2023/295
KARAR TARİHİ : 18.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : …Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki inşaat değerinin tespiti ile muhdesat aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacılar vekili;…. Mahallesi, 2525 parselde kurulu 5 katlı betonarme karkas binanın 13 bağımsız bölümden oluştuğunu, 1994 yılından bu yana davacıların tasarrufunda olduğunu, davacıların aynı zamanda tapuda hissedar olduğunu, yüklenici ….’ın
binanın inşaatını bitiremeden öldüğünü, kaba inşası tamamlanan yapıda geriye kalan tüm işlerin davacılar tarafından yapıldığını, yüklenicinin bağımsız bölüm sayısından fazla hisseli tapu vermesi nedeniyle tapuda kat irtifakı kurulamadığını, …Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/1089 Esas sayılı dosyasında devam eden ortaklığın giderilmesi davası olduğunu, her bir bağımsız bölüm yönünden inşaat değerinin ayrı ayrı tespiti ile muhdesatın aidiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2.Davacılar vekili 03.08.2018 havale tarihli dilekçesinde, her bir davacı yönünden hangi bağımsız bölüm için talepte bulunduklarını belirterek her bir davacının tapudaki hisselerine isabet eden ince imalat ve kaba inşaat bedellerinin ayrı ayrı tespiti ile hüküm altına alınmasını istemiştir.
II. CEVAP
Bir kısım davalıların vekilleri, Sulh Hukuk Mahkemesine sunulan bilirkişi raporlarının kesin delil olarak kabulünün mümkün olmadığını, muhdesatların davacı tarafça yapıldığının raporla tespit edilmediğini, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, “dinlenen tanıkların davacılardan bir kısmına yönelik beyanda bulunduğu, diğer davacılar yönünden beyanda bulunmadıkları, yapıldığı belirtilen işlerin binaya değer katıcı, ince iş niteliğinde faydalı giderler olması nedeniyle, bunlarla ilgili eda davası açılması mümkün iken tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı belirtilerek davanın usulden reddine” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili, yükleniciden hisse tahsisi yoluyla inşaa edilen binadan daireler satın alındığını, ancak daire sayısından fazla kişiye satış yapan yüklenicinin inşaatı tamamlayamadığını, ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, tespit dosyası incelendiğinde davacıların, natamam durumdaki kaba inşaatın kalan kısımlarını yaptırdıklarının ispatlandığını, yapılan bu işlerin faydalı gider değil, muhdesat vasfında olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi, davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili, istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarlamışlardır.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, inşaat değeri ile muhdesat aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK. mad. 684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK mad. 718). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
2.Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK mad.106/2) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK mad.114/1-h, 115).
3.Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
3. Değerlendirme
Temyizen incelenen kararda ve kararın gerekçesinde, hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü hususların kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı görüldüğünden davacılar vekilinin temyiz taleplerinin reddi ile hükmün onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
18.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.