YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7966
KARAR NO : 2023/127
KARAR TARİHİ : 11.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ….Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki ecrimisil ve elatmanın önlenmesi davası ile birleşen inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulü ile; 1.000,00 TL ecrimisilin dava tarihi olan 08/11/2017 tarihinden itibaren, 6.780,46 TL ecrimisil bedelinin ıslah tarihi olan 29/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının dava konusu taşınmaza müdahalesinin önlenmesine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı/birleşen dosya davacısı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun harç hesabı yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne 1.000,00 TL ecrimisilin dava tarihi olan 08.11.2017 tarihinden itibaren, 6.780,46 TL ecrimisil bedelinin ıslah tarihi olan 29.05.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının müdahalesinin menine ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı/birleşen dosya davacısı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 104 ada 29 parsel sayılı taşınmazda bulunan üç katlı kargir ev vasıflı taşınmazın maliki olduğunu davalının taşınmazı müvekkiline satarken boşaltacağını söylemesine rağmen taşınmazı kullanmaya devam ettiğini beyanla müdahalenin meni ve müdahale tarihi olan 29.06.2016 tarihinden itibaren şimdilik 1.000,00 TL ecrimilisile hükmedilmesini talep etmiş; 29.05.2017 tarihli dilekçesi ile ecrimisl talebini 7.780,46 TL olarak ıslah etmiştir.
2. Birleştirilen davada ise davacı vekili; 104 ada 29 parsel sayılı taşınmazın müvekkiline ait olduğunu ve bankadan kredi kullanabilmek amacıyla davalıya satış gösterildiğini beyanla taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
2. Birleşen dosya davalısı davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mülkiyet hakkına üstünlük tanınarak asıl davanın kabulü ile; 1.000,00 TL ecrimisilin dava tarihi olan 08.11.2017 tarihinden itibaren, 6.780,46 TL ecrimisil bedelinin ıslah tarihi olan 29.05.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının dava konusu taşınmaza müdahalesinin önlenmesine; ispatlanamadığı kanaatine varılarak birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı/ birleşen dosya davacısı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı/birleşen dosya davacısı vekili istinaf dilekçesinde;
Taşınmazın asıl malikinin müvekkili olduğunu, bankadan kredi çekmek amacıyla söz konusu devrin yapıldığını, tanık beyanları ile bu iddia ve savunmanın ispat edildiğini, müvekkilinin haksız ve kötüniyetli sayılamayacağını, mahkeme aksi kanaatte ise davacı müvekkilinin taşınmazını kullanmasına müsaade ettiğine göre ecrimisil talebinin ihtar tarihinden itibaren kısmen kabul edilmesi gerektiğini, birleştirilen davanın reddine karar verilmesini doğru olmadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden; davalı tarafın, taşınmazı kullanmasını gerektiren haklı bir nedeninin bulunduğunu ispatlayamaması gözetilerek ve birleşen dava yönünden ise ispatlanamadığı gerekçesiyle istinaf talebinin harç hesabı yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne 1.000,00 TL ecrimisilin dava tarihi olan 08.11.2017 tarihinden itibaren, 6.780,46 TL ecrimisil bedelinin ıslah tarihi olan 29.05.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının müdahalesinin menine ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı/ birleşen dosya davacısı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı birleşen dosya davacısı vekili; istinaf sebeplerini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ecrimisil, elatmanın önlenmesi ve inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Asıl davaya konu elatmanın önlenmesi talebi yönünden;
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683 üncü maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü elatmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.
Birleşen davaya konu inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil istemi yönünden;
İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.
İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır.
İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır.
İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmesi, 5.2.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202.maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.
Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde hakimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli, 2014/14-516 E. 2015/2838 K. sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
3. Değerlendirme
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre ecrimisil talebi yönünden mülkiyet hakkına üstülük tanınması ve birleşen dava yönünden ise ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna uygun olup davalı/ birleşen dosya davacısı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.