Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/8000 E. 2023/170 K. 12.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8000
KARAR NO : 2023/170
KARAR TARİHİ : 12.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ….Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün, gerekçedeki hata nedeniyle kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında derdest ortaklığın giderilmesi istemli dava nedeniyle husumet bulunduğunu, … Mahallesi, 4510 parsel sayılı taşınmazda davacıya ait muhdesatların aidiyetinin tespiti için eldeki davayı açma zorunluluğu doğduğunu, davalıların hakları bulunmadığını beyan ederek; 4510 parsel sayılı taşınmazdaki cam seranın mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinin usule uygun olmadığını, mülkiyetin tespiti davasının yasada düzenlenmediğini, mülkiyetin tespiti yoluyla cam seranın kime ait olduğunun belirlenemeyeceğini, davacının hukuki yararının bulunmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; duruşmada dinlenen tanığın, oğlu olan davacının o dönem kendisine ait bir gelirinin olmayıp aile içinde sağlanan gelir yardımıyla cam seranın yapıldığını, öte yandan davalı tanıklarının ise 1991 yıllarında sera yapıldığında davacının çocuk yaşta olduğunu beyan etmiş olmaları sebebiyle, seranın yapımı sırasında davacının küçük yaşlarda olup, ailesinden ayrı bir geliri olmadığı, davacı tarafından yapıldığına ilişkin bir delil bulunmadığı, tarafların murisi tarafından yapıldığı gerekçesiyle; ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu seranın davacı tarafından yapılıp bakım ve onarım masraflarının da yine davacı tarafından karşılandığını, 1975 doğumlu davacının aile içinde sağlanan gelirle değil, aktif olarak işleri yürütüp kendi elde ettiği gelirle 1995 yılında kendi ad ve hesabına serayı yaptırmasının hayatın olağan akışına aykırı olmadığını, kesin süre içinde sunulmayan fotoğrafların delil kabul edilmesine muvakafatlarının olmadığını beyan ederek; ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince, seraların yasada tanımlanan yapılardan olmayıp, TMK’nın 728. maddesi kapsamındaki sabit olmayan ve sökülüp götürülebilen taşınır yapılardan oldukları, geçici yapıların muhdesat olarak kabul edilemeyecekleri gerekçesiyle davanın reddedilmesi gerekirken; dava konusu seranın davacıya aidiyetinin ispatlanamadığı şeklindeki gerekçeyle reddedilmesinin isabetsiz olduğu, davanın reddine yönelik “gerekçe” hatalı olduğundan ve bu durumun, HMK’nın 353/1-b-2 hükmü uyarınca gerekçenin düzeltilerek yeniden hüküm kurulmasını gerektirdiği gerekçesiyle; davacı … vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ve Demre Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 22/10/2020 tarihli 2018/183 Esas, 2020/108 sayılı Kararının HMK’nın 353/1-b-2 hükmü uyarınca kaldırılmasına ve esasa ilişkin olarak davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesindeki başvuru nedenleriyle hükmü temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muhdesat aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Mevzuat
1. Bilindiği üzere ve kural olarak tespit davalarında; tespit davası açanın hukuki yararının varlığı gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 106 ncı maddesinin 2 nci fıkrasında “tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır.” denilmektedir.
2. 6100 sayılı Kanunun 114 üncü maddesinin (h) bendine göre, davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartıdır. Aynı Kanunun 115 inci maddesi uyarınca mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır ve dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddine karar verir.
3. Öğretide ve Yargıtay’ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesat aidiyetinin tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ilgili maddeleri şöyledir:
“A. Taşınmaz mülkiyetinin içeriği
III. Arazideki yapılar
1. Arazi ve yapı malzemesi
b. Tazminat
Madde 723- Malzeme sökülüp alınmazsa arazi maliki, malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür.
Yapıyı yaptıran arazi maliki iyiniyetli değilse hâkim, malzeme sahibinin uğradığı zararın tamamının tazmin edilmesine karar verebilir.
Yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyiniyetli değilse, hâkimin hükmedeceği miktar bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri geçmeyebilir.
IV. Araziye dikilen fidanlar
Madde 729- Bir kimse başkasının fidanını kendi arazisine ya da kendisinin veya bir üçüncü kişinin fidanını başkasının arazisine dikerse, başkasının malzemesini kullanarak yapılan yapılara veya taşınır yapılara ilişkin hükümler bunlar hakkında da uygulanır. Ağaçlar ve ormanlar üst hakkına konu olamaz.”
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; muhdesatın, mütemmim cüz niteliğinde olduğu, bir başka deyişle geçici ve taşınabilir olmaması, taşınmaza sıkı sıkıya bağlı bulunması gerektiğini söylemenin yanlış olmayacağının vurgulanması karşısında; bu cümleden olmak üzere “cam sera” gibi taşınır malların, taşınmazın mütemmim cüz’ü yani tamamlayıcı parçası niteliğinde kabul edilemeyeceği, muhdesat niteliğinde olmayacağı, tam aksine taşınır hükümlerine tabi mal niteliğinde olduğu açıktır. Bu sebeple; yukarıda “Gerekçe ve Sonuç” paragrafındaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesince esas hakkında yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile bölge adliye mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.