YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8015
KARAR NO : 2023/285
KARAR TARİHİ : 18.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki müdahalenin önlenmesi ve karşı dava olarak temliken tescil ve ikinci kademede tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulü, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı-karşı davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-karşı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu taşınmazdaki kargir ev ve arsanın sahibi olduğunu, davalıların ise müvekkilinin boşandığı eşinin anne ve babası olduğunu, müvekkilinin eşinden boşandıktan ve bu taşınmazın 1/2 hissesini boşandığı eşinden satın aldıktan sonra davalılara taşınmazı tahliye etmelerini ihtar etmesine rağmen davalıların tahliyeye yanaşmadıklarını ileri sürerek taşınmazdaki davalıların müdahalelerinin önlenmesine ve taşınmazın müvekkiline teslimine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; müvekkili …’ın dava konusu taşınmazın maliki iken 9580 ada 6 numaralı parseli oğlu Yerhan’a, 9580 ada 7 numaralı parseli ise diğer oğlu Ali’ye arsa olarak öncesinde ifraz yaparak paylaştırdığını, sonrasında müvekkilinin, davacının eski eşi olan oğluna güvenerek 7 numaralı parselde 2 katlı ev yaptırdığını, uzun yıllar bu evin alt katında yaşadığını, müvekkillerinin taşınmazda fuzuli işgalci olmadıklarını, arsaya malik iken oğlu adına akrabalık ilişkilerini gözeterek yardımda bulunduğunu, müvekkilinin oğlunun, babası ve annesinden habersiz olarak eski eşi olan davacıya tapu devrini yaptığını, boşanmalarına rağmen beraber yaşayan oğlu ve davacı gelininin muvazaalı olarak taşınmazın tahliyesini istediklerini bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesini, karşı dava olarak da; binanın değerinin arsanın değerinden açıkça fazla olması nedeniyle evin bulunduğu kısmın temliken müvekkili adına tesciline, olmadığı takdirde arsaya yapılan iki katlı binanın değerinin müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mülkiyet hakkına üstünlük tanınarak asıl davanın kabulüne; temliken tescil talebi yönünden ise evin kaba inşaatının yapımında davalıların katkısı olduğu, evin büyük oranda davacı ve eski eşi tarafından yaptırıldığı, davalıların bu evi oğulları ile davacının oturması için hediye olarak yaptırdıkları, evlilik hediyesi olarak yapılan bir katkının bedelinin geri istenmesine hukuken imkan bulunmadığı gerekçesiyle karşı davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı/karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
İstinaf yoluna başvuran davalı/karşı davacılar dilekçesinde özetle; müvekkillerinin oğullarına verdikleri arsa üzerine kendi malzemeleri ile kendi nam ve hesaplarına 2 katlı evi sonradan yaptırdıklarını, inşaatın bedelinin müvekkillerinin birikimi ile karşılandığını, boşanmalarına rağmen oğluyla beraber yaşayan gelini davacının muvazaalı olarak eldeki davayı açtığını, yaptırılan bu binanın bedeli ödenmeden fuzuli şagil olarak değerlendirilemeyeceğini, evin değerinin arsanın değerinden fazla olduğunu, 2 katlı yapının değerinin açık net biçimde belirlenmemiş olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların davacı ile eski malik …’ın birlikte hareket ettiği iddiasının yani muvazaanın dosya içeriğine göre kanıtlanamadığı, ….’ın taşınmazı muhdesatlar ile birlikte davacıya devrettiği, davalıların muhdesatla ilgili yapılan imalat ve masrafları eski malikten talep edebilecekleri, netice olarak mahkemece yazılı şekilde verilen karara yönelik istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı/karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı/karşı davacılar vekili, istinaf dilekçesindeki başvuru nedenleriyle temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, meni müdahale; temliken tescil ve ikinci kademe tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Asıl dava yönünden; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 683 üncü maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü elatmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.
2. Karşı dava yönünden; TMK’nın 684 ve 718 inci maddeleri hükümleri gereğince yapı, üzerinde bulunduğu taşınmazın mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) haline gelir ve o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Ancak, yasa koyucu somut olaydaki taşınmazların durumunu genel hükümlere bırakmamış, bu konumdaki taşınmazların maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi TMK’nın 722, 723. ve 724 üncü maddelerinde özel olarak düzenlemiştir. Uyuşmazlığın bu kapsamda değerlendirilmesi gerekecektir.
3. Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde malzeme sahibinin iyiniyetli olması yanında diğer bazı koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet hakkı sahibinden isteyebilir.
4. TMK’nın 724 üncü maddesinde yapı sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, taşınmaza sonradan malik olan kişiye karşı da bu kişisel hak ancak yapı sahibini bu haktan mahrum bırakmak amacıyla arsa sahibi ile el ve işbirliği içinde olduğu iddiasıyla ileri sürülebilir.
5. Malzeme sahibinin TMK’nın 724 üncü maddesine dayanarak tescil talebinde bulunabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır;
a) Birinci koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır.
TMK’nın 724 üncü maddesi hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin TMK’nın 3 üncü maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural, malzeme sahibinin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder.
Malzeme sahibinin tescil istemi ile açtığı davada iyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan malzeme sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir. (Sübjektif koşul)
İyiniyet koşulunun gerçekleşmediği durumlarda diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasına gerek bulunmamaktadır.
b) İkinci koşul, yapı kıymetinin taşınmazın değerinden açıkça fazla olmasıdır. (Objektif koşul)
c) Üçüncü koşul ise yapıyı yapanın (malzeme sahibinin), taşınmaz malikine uygun bir bedel ödemesidir.
d) Yukarıda değinilen üç koşulun yanısıra, yapının bulunduğu arazi parçası davalıya ait taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise tescile konu olacak yer, inşaat alanı ile zorunlu kullanım alanını kapsayacağından mahkemece iptal ve tescile karar verebilmek için bu kısmın ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gereklidir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı karşı davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.