Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/8126 E. 2023/626 K. 06.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8126
KARAR NO : 2023/626
KARAR TARİHİ : 06.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : …Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki harici satış nedeniyle tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince “başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine” karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; davalının 721 ada 183 parselde 500 m2’yi kendisine 28.09.2009 tarihinde 10.500,00 TL bedelle sattığını ancak tapudan devir yapılmadığını, taşınmazın adına tescilini olmazsa rayiç değerinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesi sunmamış, yargılama aşamasındaki beyanlarında tapudan devri sağladığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; harici satış sözleşmesinin geçerli olmadığı ve aslının dosyaya sunulamadığı, dava konusu taşınmazdaki 500 m2’nin 28.09.2016 tarihinde dava dışı Fahrettin tarafından davacıya tapudan devredildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı; bilgisizliği ve cahilliğinden faydalanılarak kandırıldığını, kendisine satışı vadedilen krokide 14 numara ile gösterilen taşınmaz yerine daha değersiz 7 numara ile belirtilen taşınmazın devredildiğini, emek vererek yaptığı birikimin gasp edildiğini, mağdur edildiğini, rapora yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini beyan ederek kararın bozulması talebiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının kendisine taahhüt edildiğini ifade ettiği taşınmazın paylı malik konumunda olduğu taşınmaz olduğu, davalının tapu kayıtlarında mülkiyet hakkından kaynaklı hak sahibi konumunda olmadığı, satış işlemine aracılık ettiği, dolayısıyla davacının tapu iptal, tescil ve satış bedelinin güncel değerinin istirdatı istemleri açısından mülkiyet hakkından kaynaklı malik olmadığı anlaşılan davalının husumet ehliyeti bulunmadığı, tapu iptal istemi yönünden davalının dava konusu edilen taşınmazda kayıt maliki olmadığı ve davacının paylı hissenin satışında ödediği satış bedeli yönünden de satış nedeniyle devir yapan önceki malikin sorumlu tutulabileceği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı istinaf kanun yolunda belirttiği sebeplerle temyiz talebinde bulunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, harici satış nedeniyle tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. Tapuda kayıtlı taşınmazların satışının, TMK’nın 706, TBK’nın 237 Tapu Kanunu’nun 26 ve Noterlik Kanunu’nun 60 ve 89 uncu maddeleri gereğince resmî şekilde yapılması zorunlu olup, haricen yapılan satış sözleşmeleri hukuken geçersizdir.

3. Geçersiz sözleşmeler, geçerli sözleşmelerde olduğu gibi sözleşmenin taraflarına hak doğurmaz ve borç yüklemez. Taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilirler.

4. Geçersiz satış sözleşmesi gereğince; diğerinin mal varlığına kayan değerlerin iadesi “denkleştirici adalet” düşüncesine dayanmaktadır. Denkleştirici adalet ilkesi, haklı bir sebebe dayanmadan başkasının mal varlığından istifade ederek, kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve bir eski hale getirme yükümlülüğünü ifade eder.

5. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun aşırı yararlanma başlıklı 28 inci maddesinde; “Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir. Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir.” hükmü düzenlemiştir.

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçeler ile birlikte davalının maliki olmadığı taşınmaz hakkında ve resmi şekilde düzenlenmeyen adi yazılı sözleşmeye dayanılarak tapu iptali ve tescil isteminde bulunulamayacağı, tazminat istemi yönünden ise; yargılama sırasında tapudan devrin sağlandığı ve bu durumun davacının da kabulünde olduğu, ne var ki; tapudan yapılan devir sonrası davacının hile hukuki nedenine dayanarak tapudan devri yapılan yerin satışı vaat edilen yer olmadığı ve maddi olarak zarara uğratıldığı iddiasında bulunduğu, mahkemece yapılan keşif sonucu alınan fen bilirkişi raporunda; davacının kendisine satışının vadedildiğini gösterdiği yerin dava konusu 721 ada 26 parselde A harfi ile belirtilen alanda kaldığının belirtildiği, ziraat bilirkişi raporunda ise; taşınmazın bütün bölümlerinin eşit değerde olduğu ve taşınmazda fiili taksim bulunmadığının belirlendiği, kaldı ki davacının taşınmazdan pay almakla taşınmazın bütün bölümlerinde paydaş olduğu anlaşılmasına göre; hile hukuki nedenine dayalı tazminat istemi de kanıtlanamadığından karar usul ve kanuna uygun olup, davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.