YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8245
KARAR NO : 2023/728
KARAR TARİHİ : 08.02.2023
Taraflar arasındaki mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi, taşınmazın tahliyesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın elatmanın önlenmesi yönünden davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil alacağı yönünden davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin harç miktarı, davalı tarafın ise davanın konusuz kalmasına yönelik başvurularının esastan reddine, davacı tarafın ecrimisil talebine ilişkin istinaf dilekçesinin ecrimisil miktarının hüküm tarihi itibarıyla kesin olması nedeniyle reddine, davacı tarafın vekâlet ücretine yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’un 353/1-b.2 nci maddesi gereğince kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin dava konusu 173 ada 48 parsel maliki olduklarını, davalının uzun süredir bu taşınmazı işgal ettiğini, davalı … ile davacılar arasında hukuki bağ bulunmadığını, davalı …’in taşınmazı işgalinden itibaren herhangi bir bedel de ödemediğini belirterek, elatmanın önlenmesini, taşınmazın tahliyesini ve şimdilik 100,00 TL ecrimisil alacağının davalıdan alınarak davacı müvekkillerine verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili 07.06.2021 tarihli ıslah dilekçesinde; müvekkillerinin hissesine düşen toplam 3.920,28 TL ecrimisilin hesap edilen her yıl sonundan itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsili ile müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı … davaya cevap vermeden 17.09.2019 ön inceleme duruşmasından önce 01.06.2019 tarihinde vefat etmiş, mirasçılık belgesi dosya içerisine alınarak, mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
2. Dahili davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın davacılara ve bir kısım dava dışı kardeşlerine murislerinden intikal ettiği ve bu kişiler taşınmazda elbirliği ile malik oldukları hâlde davayı bütün mirasçıların açmadığını, bu nedenle öncelikle davanın esasa girilmeden usulden reddinin gerektiğini, dava konusu taşınmaza hiçbir zaman müvekkilleri ve müvekkillerinin murisi tarafından elatılmadığını, keşifte görüleceği üzere davacının dilekçesinden bahsettiği şekilde taşınmaz üzerinde konut bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; elatmanın önlenmesi isteminin terekedeki hakların korunması ile ilgili olduğundan bütün elbirliği malikleri tarafından dava açılmasına gerek olmadığı, yapılan keşifte dava konusu taşınmaza herhangi bir elatmanın mevcut olmadığının tespit edildiği ancak, dinlenen tanık beyanlarına göre davalı …’in vefatından önce dava konusu taşınmazı kullandığı anlaşıldığından davacı lehine vekâlet ücreti takdir edildiği, açıklanan bu sebeplerle elatmanın önlenmesi yönünden açılan davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil isteminin terekedeki taşınmazdan yararlanmaya ilişkin olduğundan bütün elbirliği maliklerince dava açılması gerektiğinden davanın ecrimisil alacağı yönünden Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-d hükmü uyarınca aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; elatmanın önlenmesi yönünden dava konusu parselin hesaplanan 82.739,08 TL değeri üzerinden 5.651,91 TL karar harcı ile 11.556,08 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken mahkemece maktu harç ve vekâlet ücretine hükmedildiğini, ecrimisil yönünden taleplerinin dikkate alınmadığını, mahkemece talepleri doğrultusunda terekeye temsilci atanması gerektiğini, istinaf incelemesi ile mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; davacı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, tam tersine davanın reddi nedeniyle taşınmazın tespit edilen değeri üzerinden vekâlet ücretinin davacı taraftan alınarak müvekkiline verilmesi gerektiğini, yargılama giderlerinden 1.335,81 TL’nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine yönelik hükmün de doğru olmadığını, istinaf incelemesi ile kararın düzeltilerek onanmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; usule ilişkin nihai kararlarda ve davanın konusuz kalması nedeniyle verilen kararlarda maktu harç alınması gerektiğinden İlk Derece Mahkemesince elatmanın önlenmesi yönünden alınan maktu harçta isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin harç miktarına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, mahkemece yapılan keşifte elatmaya yönelik bir kullanımın bulunmadığı fakat, dinlenen tanıkların davalı …’in vefatından önce taşınmazı Emir’in kullandığına dair beyanları üzerine davalı tarafın davanın konusuz kalmasına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, ecrimisil talebi yönünden Hukuk Muhakemeleri Kanun’un 341 ve Ek 1 inci maddesinin 1 inci fıkrası birlikte incelendiğinde yerel mahkemenin karar verdiği 2021 yılı için HMK’nın 341/2 nci maddesindeki kesinlik sınırının 5.880,00 TL olduğu ancak, ıslah edilen 3.920,00 TL’nin kesinlik sınırı altında kaldığından reddine, davacı tarafın vekâlet ücretine yönelik istinaf başvurusunun davacının dava tarihi itibarıyla dava açmakta haklı olduğu, davalı …’in 01.06.2019 tarihinde vefat ettiği, vefat edene kadar davacıların taşınmazına müdahalesinin devam ettiği, öninceleme duruşmasından önce davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından davalı aleyhine tarife hükümleriyle belirlenecek olan nispi vekâlet ücretinin yarısına hükmedilmesi gerekirken maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi hatalı olduğundan 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.2 nci maddesi gereğince kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde;
1. Müvekkillerinin dava açılmasına sebebiyet vermediklerini,
2. Müvekkillerinin elatmanın önlenmesi davası yönünden davacı taraf lehine vekâlet ücretine karar verilmesi ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi, taşınmazın tahliyesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’un 331/1 inci maddesi; “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.”
3. Değerlendirme
1. Davacılar davasını ilk olarak …’e karşı açmış olup, davalı … 17.09.2019 tarihli ön inceleme duruşmasından önce 01.06.2019 tarihinde vefat etmiştir. Mahkemece 03.02.2021 tarihli keşifte yapılan gözlemde, dava konusu taşınmaz üzerinde elatmaya yönelik herhangi bir kullanımın mevcut olmadığı görülmüş ise de, keşifte dinlenen tanık beyanlarına göre davalı …’in vefatından önce dava konusu taşınmazı kullandığı anlaşılmaktadır. Bu delillerden yola çıkıldığında davacı taraf dava açtığı tarihte dava açmakta haklıdır. Elatmanın önlenmesi talebi yönünden HMK’nın 331/1 inci maddesi gereğince yargılama giderlerinin davalı taraf üzerinde bırakılmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır
2. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince verilen temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.