YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8342
KARAR NO : 2023/464
KARAR TARİHİ : 24.01.2023
Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu 1288 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 8 No.lu bağımsız bölümün 24.02.2012 tarihinde Adnan Poyraz tarafından müvekkiline satıldığını, davalı ile müvekkilinin kardeşi olan Adnan Poyraz’ın Kütahya Aile Mahkemesinin 2012/364 Esas, 2013/342 Karar sayılı ilamı ile 03.05.2012 tarihinde boşandığını ve kararın kesinleştiğini, taşınmazın vekil edenine ait olduğunu ancak davalı tarafından haksız şekilde işgal edildiğini belirterek; davalının müdahalesinin men’ine, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 500,00 TL ecrimisilin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, dava konusu taşınmazın müvekkili ile (davalının kardeşi) Adnan Poyraz’ın evli iken oturdukları ve evlilik birliği içinde satın aldıkları bir taşınmaz olduğunu, taşınmazın vekil edeninden mal kaçırma kastı ile evlilik birliği içinde Adnan Poyraz tarafından davacı …’a bedelsiz olarak hileli şekilde devredildiğini, taşınmazın asıl malikinin davacının kardeşi Adnan Poyraz olduğunu ve müvekkilinin şu anda bu konutta Adnan Poyraz’dan olan müşterek çocuklarıyla oturduğunu, bu nedenle tapu iptali ve tescil ile mal rejiminin tasfiyesine yönelik davaların kesinleşmeden davacının ecrimisil ve müdahalenin men’ini isteme hakkı olmadığını, öte yandan davacının satış tarihi itibariyle ecrimisil talep etme hakkı olmadığını, davacı tarafından müvekkile 2014 ve 2016 yıllarında ihtar gönderildiğini, ancak ihtar içeriklerine bakıldığında kira ödenmediğinin söylendiği, kira bedeli istenmediği, tahliye talebinde bulunulduğu, davacı tarafın satış tarihinden yahut ihtar tarihinden itibaren ecrimisil talep etmesinin söz konusu olmadığını, sözü edilen kararların kesinleşmesinin bekletici mesele yapılması gerektiğini, ancak buna rağmen mahkemece talebin haklı görülmesi durumunda ecrimisil başlangıç tarihinin dava tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulüne, davalının 1288 ada 1 No.lu parsel B Blok 3. Kat 8 No.lu bağımsız bölüme elatmasının önlenmesine, 20.605,00 TL ecrimisil bedelinin dava tarihi olan 20.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; yanlış nitelendirme ile hüküm tesis edilmiş olup, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemenin kararında haksız işgal tazminatı-elatmanın önlenmesi talebini herhangi bir hukuki gerekçeye dayandırmaksızın kabulüne karar vermekle usul ve yasaya aykırı bir hüküm tesis ettiğini, haksız işgal tazminatı ve elatmanın önlenmesi davasında bilirkişi raporu dikkate alındığında davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu haliyle yerel mahkemenin yazılı şekildeki hükmü hukuka aykırı olup, müvekkilinin mağduriyetine sebebiyet vereceğini, özellikle haksız işgal tazminatı ve elatmanın önlenmesi konularında iki ayrı uzman bilirkişiden rapor alınması gerekirken sadece inşaat mühendisi bilirkişiden rapor alınmak suretiyle eksik inceleme ile hüküm tesisinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerleşik Yargıtay içtihatlarının da bu doğrultuda olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…dava konusu 1288 ada I parsel, 8 No.lu bağımsız bölüm taşınmaz satış suretiyle davacı adına tescil edilmiştir. Taşınmazın fiilen davalının tasarrufunda olduğu hususu dosya kapsamı ile sabit olduğu gibi davalınında kabulündedir. Davacının dava konusu taşınmazdaki mülkiyet hakkı yanında davalının taşınmazda korunmaya değer üstün bir hakkı bulunmamaktadır. Bu itibarla davalının dava konusu taşınmazdaki işgali haksız işgal niteliğindedir. Mahkemenin gerekçeli kararında elatmanın önlenmesi talebinin kabulüne ilişkin gerekçeye yer verilmemekle birlikte elatmanın önlenmesine dair kararı sonucu itibariyle yerindedir… Dava konusu taşınmaz konut niteliğinde bağımsız bölüm olup, taşınmazın değerinin tespiti ile getireceği ecrimisil miktarının hesabı inşaat mühendisi bilirkişinin uzmanlık alanında yer almaktadır. Bu itibarla eldeki davada taşınmazın değeri ile ecrimisil miktarının tespiti hususunda aynı bilirkişiden rapor alınmasında usule aykırılık bulunmamakta olup, davalı vekilinin elamanın önlenmesi ve ecrimisil konularında ayrı ayrı uzman bilirkişilerden rapor alınması gerektiği yönündeki istinaf sebebi yerinde değildir…” gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf sebeplerine benzer gerekçeler ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davanın kabulü kararının eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
a. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
b. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 683 üncü maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü elatmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.
c. Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere; ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır.
3. Değerlendirme
a. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıda yer alan paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b. Tüm dosya içeriği ve toplanan delilerden; dava konusu 1288 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan 8 No.lu bağımsız bölümün 20.04.2012 tarihinde davacı tarafından (dava dışı) Adnan Poyraz’dan satın alındığı, davacı …’ın kardeşi olan Adnan ile davalı …’un öncesinde evli oldukları, davalı … ile Adnan’ın Kütahya Aile Mahkemesinin 2012/364 Esas, 2013/342 Karar sayılı ilamı ile boşandıkları ve kararın 03.05.2013 tarihinde kesinleştiği, evlilik birliği içerinde dava konusu taşınmazın aile konutu olarak kullandığı ve halihazırda da davalı tarafından tasarruf edildiği anlaşılmaktadır.
c. Somut olayda, davalı ile (davacının kardeşi) dava dışı Adnan arasındaki boşanma davası 03.05.2013 tarihinde kesinleşmiş olup, niza konusu konutun bu tarihe kadar kullanılmasının kötüniyetli olduğundan söz edilemez.
d. Hal böyle olunca, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren davacı lehine ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde 20.04.2012 tarihinden itibaren hesaplanan ecrimisilin hüküm altına alınması doğru olmamıştır.
VI. KARAR
1. Yukarıda (3.a.) numaralı bentte açıklanan davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. (3,b., 3.C., 3.d.,) No.lu bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
4. Peşin yatırılan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
5. Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.