Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/8625 E. 2023/407 K. 23.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8625
KARAR NO : 2023/407
KARAR TARİHİ : 23.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ….Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve kâl davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince … Su Ürünleri AŞ’ne yönelik davanın açılmamış sayılmasına, Akçelik Gıda Turizm Ltd Şti’ne yönelik davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı… Gıda Turizm Ltd Şti vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle… Gıda Turizm Ltd Şti’ne yönelik davanın reddine, … Su Ürünleri AŞ yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin de 1/9 pay maliki olduğu dava konusu 6090 ada 2 parsel sayılı taşınmaz üzerinde tüm maliklerce kabul edilmiş bir fiili kullanım anlaşması bulunduğunu, taşınmazın paydaşlarından olan davalı firmaların, binanın zemin katında Orkinos Balıkçılık isimli işletmeyi çalıştırdıklarını, binada davacının kullanımında bulunan asma kata merdiven açtıklarını ve haksız işgalde bulunduklarını ileri sürerek, davacının dava konusu binadaki kullanım alanına davalılar tarafından merdiven açmak, masa sandalye koymak, depo olarak kullanmak suretiyle yapılan el atmanın önlenmesini, taşınmazın eski hale getirilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin dava konusu taşınmazda pay maliki olduğunu, davacının hak iddia ettiği alanın müvekkilinin kullanımında olduğunu ve işgal edildiği iddiasının kabul edilemeyeceğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne; dava konusu asma katta bulunan 01/10/2019 tarihli bilirkişi raporunda gösterilen 28 m2 alana davalının müdahalesinin men’ine, taşınmazın eski hale getirilmesi için 1.550,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, … aleyhine açılan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı… Gıda Turizm Ltd Şti vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı… Gıda Turizm Ltd Şti vekili; dava konusu bölümün müvekkiline ait olduğunu, fiili kullanım anlaşması uyarınca yirmi yıldan fazla süredir bu alanı müvekkili şirketin kullandığını ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu alanın davacı kullanımına özgülendiğine ilişkin dosya kapsamında delil bulunmadığı belirtilmekle, İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle… Gıda Turizm Ltd Şti’ne yönelik davanın reddine, … Su Ürünleri AŞ yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili tarafından, dava konusu taşınmaz üzerinde yapılmış olan fiili taksime göre kendi kullanımına bırakılmış olan alana el atıldığının dosya kapsamı ile ispatlandığı, delillerin yanlış değerlendirildiği belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi ve kâl istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
2.1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371’inci maddeleri
2.2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683’üncü maddesi
2.3. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı veya kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlenmesi gerekmektedir.
Bilindiği üzere 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 237., Borçlar Kanunu’nun (BK) 213., Tapu Kanunu’nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak (fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya ortaklığın satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, “ahde vefa” kuralının yanında TMK’nin 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir.
O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planının olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı hususu üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terkedildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, TMK’nin müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Her ne kadar davacı tarafça dava konusu taşınmaz üzerinde tüm paydaşlarca kabul edilmiş olan bir fiili kullanım biçimi bulunduğu ve bu kullanım biçimine göre davacı kullanımına bırakılmış olan alana el atılmış olduğu iddia edilmiş ise de, tüm dosya kapsamından dava konusu taşınmaz üzerinde tüm paydaşlarca kabul edilmiş olan fiili bir kullanım biçimi bulunmadığı anlaşılmıştır.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.