YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8700
KARAR NO : 2022/5147
KARAR TARİHİ : 14.09.2022
7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVACILAR : … vd.
DAVALILAR : … vd.
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 08/09/2015 gününde verilen dilekçe ile muhdesat aidiyetinin tespiti talebi üzerine mahkemece Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21/05/2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Kayyım vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, ortaklığın giderilmesi davasına konu olan 201 ada 22 parsel sayılı taşınmazın, taraflar adına tapuda kayıtlı olduğunu, maliklerden …,… adına kayyım atandığını, dava konusu taşınmaz üzerinde bina bulunduğunu ve bu binayı müvekkilinin yaptığını belirterek, binanın mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine ve taşınmazın beyanlar hanesine tescil edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, taşınmazın niteliğinin tapuya “avlulu kagir kahvehane ve kerpiç ev” olarak yazıldığını, taşınmaz üzerindeki yapıların çok eski olduğunu, idarenin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen hükmün, davalı kayyım vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2016/19037 Esas, 2020/3131 Karar sayılı ilamıyla “… dava konusu 201 ada 22 parsel sayılı taşınmaz taraflar adına paylı mülkiyet şeklinde tapuda kayıtlı bulunmaktadır. Mahkemece, bu husus göz önüne alınmaksızın, harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin, tapudaki pay oranı gözetilmeden, muhdesatın tamamının değeri üzerinden, davalı kayyım aleyhine harç, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir…” gerekçesine dayanılarak bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulü ile; …,… parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde bulunan binanın davacı …’ya ait olduğunun tespitine, karar verilmiştir.
Hükmü, davalı kayyım vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılama, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. (4721 s.lı TMK 684/1 m.) Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar.Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan bir arazi üzerinde yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Muhdesat sahibinin hakkı, sadece şahsi bir haktır (TMK 722,724,729 m.ler). Taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez.Açıklanan ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Ne var ki; çoğun içinde azda vardır kuralı gereğince, muhdesatın mülkiyetinin aidiyetinin tespiti isteğinin, muhdesatı meydana getirenin tespitini de kapsadığı kabul edilmelidir. Muhdesatın aidiyeti isteğiyle açılan bu tür davalarda, güncel hukuki yararın mevcut olması ve iddianın kanıtlanması durumunda muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekir.
Somut olayda; dosyanın içeriğine, toplanan delillere ve tanık beyanlarına göre dava konusu muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiği sabit olup, mahkemece, muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken, muhdesatın davacıya aidiyetine karar verilmiş olması isabetli olmamıştır. Bu husus bozmayı gerektirmiş ise de, yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden hükmün bu bölümünün Hukuk Usulü ve Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle, HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca gerekçeli kararın hüküm bölümünün (1) numaralı bendinde yer alan “davacı …’ya ait olduğunun tespitine” ibarelerinin hükümden çıkarılmasına, yerine “davacı … tarafından meydana getirildiğinin tespitine” yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, taraflarca HUMK’un 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine, peşin harcın temyiz edene iadesine, 14.09.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.