Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/8717 E. 2023/2281 K. 25.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8717
KARAR NO : 2023/2281
KARAR TARİHİ : 25.04.2023

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çarşamba 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.04.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde temyiz eden davalı adına vekili Av. …. geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenin sözlü açıklamaları dinlendi. Açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin dava konusu 113 ada 95 ve 99 parsel sayılı taşınmazlarda hissedar olduğunu, 2005 yılında taşınmazlara 2000 adet kavak ağacı diktiğini, bu zamana kadar tüm bakımlarının vekil edeni tarafından yapılmasına rağmen davalının yetişmiş ağaçların büyük bir kısmını kestiğini ve satışını gerçekleştirdiğini açıklayarak müvekkilin maddi zararına karşılık gerçek değer ve miktarı belli olduğunda arttırılmak üzere belirsiz alacak davası olarak şimdilik 2.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş olup 02/04/2021 tarihli dilekçesi ile alacak talebini 178.460,00 TL olarak güncellemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının iddia ettiği gibi taşınmazlardaki kavak ağaçları üzerinde hiçbir hakkı ve tasarrufu bulunmadığını, muhdesatın müvekkilin emek ve mesaisi ile meydana getirildiğini, müvekkili tarafından dava konusu taşınmaz üzerine ilk kavak ağaçlarının 1991 yılında dikildiğini, büyük emek verildiğini, yetiştirildikten sonra 2005 yılında kesim yapıldığını, taşınmazın yaklaşık 33 bin m2’lik kısmının vekil edenine, kalan yaklaşık 4 bin m2’lik kısmının ise davacıya ait olduğunu, davacının ağaçların mülkiyeti konusunda hak iddia etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu taşınmazlarda tarafların hissedar oldukları, taşınmazlar üzerinde tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi, özel bir parselasyon planı veya fiili kullanma biçiminin oluşmadığı, tanık anlatımlarına göre ağaçların davacı ve davalı tarafından ortak olarak dikildiği, alınan bilirkişi raporunda ağaç bedelinin 576.972,00 TL olduğu ve ağaç bedeli olarak belirlenen bu bedelin yarısının davacıya ait olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 178.460,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili özetle;
1. Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,
2. Dava açıldığı tarihte dava konusu yapılan kavak ağaçlarının kesilmemiş olduğunu,
3 Nitekim ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına yönelik Samsun Bölge Adliye Mahkemesi kararında bu hususa değinilerek sonuca gidildiğini,
4.Çok büyük bir kısmının müvekkilinin mülkiyetinde olan taşınmazda davacının ağaçların mülkiyeti konusunda hak iddia etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,
5. Davacı tarafın taşınmazın tamamına hakim olan kavak ağaçları üzerinde hak iddia ettiğini, vekil edenine ait taşınmazın tamamının hangi hukuki sebebe ya da hangi amaçla vekil edeni tarafından davacıya kullandırıldığı iddiasının davacı tarafça açıklamamış ve dosya kapsamıyla da ispatlanmadığını,
6. Aksinin kabulü halinde bile davacının hissesine isabet eden kısma tekabül edecek olan kavak bedelinin tespit edilerek kısmen kabul kararı verilmesi gerektiğini,
7. Mahkeme gerekçesi ile dosya kapsamının çeliştiğini,
8. Üç tane mahalli bilirkişi tespit edilmesine rağmen sadece bir tanesinin dinlendiğini,
9. Sadece davacı tanık beyanlarının hükme esas alındığını,
10. Müvekkil tarafından davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığını,
11. Vekil edeninin kavak ağaçlarını sattığı kişinin tapudaki mülkiyet iddiasını da göz önüne alarak davacıya hissesine isabet eden kısımla ilgili ödeme yaptığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1. Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,
2. Dava konusu kavak ağaçlarının vekil edenine ait olduğunu,
3.Kavak ağaçlarının müvekkili tarafından dikilmesinden yaklaşık 11 yıl sonra taşınmazda hisse devri yapıldığının, davacı dışındaki tüm maliklerin paylarının vekil edenine devir ettiğinin ve davacının da yaklaşık gayrimenkullerin yüzde onluk kısmı dışında kalan tüm hisselerini müvekkiline devretmiş olduğunun gözden kaçırıldığını,
4. Uyuşmazlık konusu kavak ağaçların menkul mal hükmünde olup menkul mal hükümlerinin uygulanması halinde davanın reddi gerektiğini,
5. Davanın ispatlanamamasına rağmen verilen kabul kararının hatalı olduğunu,
6. Tanıkların usulüne uygun dinlenmediği gibi beyanlar arasındaki çelişkilerin de yüzleştirme yapılarak giderilmediğini,
7. Üç tane mahalli bilirkişi tespit edilmesine rağmen sadece bir tanesinin dinlendiğini,
8. Dayanak tapu kayıtları ile resmi senetlerin dosya kapsamına alınmadığını ileri sürmüştür.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, alacak istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun ( 6098 sayılı Kanun) 49. uncu maddesi,

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.