YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8769
KARAR NO : 2023/2450
KARAR TARİHİ : 09.05.2023
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Şanlıurfa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.05.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belirlenen günde temyiz eden davacı vekili Av. … geldi. Başka gelen olmadı. Davalılar vekili Av. …’in 09.05.2023 tarihli mazeret dilekçesinin reddine karar verildi. Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklaması dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 1991 yılında Şanlıurfa ili, …. ilçesi, …. Köyünde kain 203 ada 4 parsel, 138 ada 3 parsel, 214 ada 4 parsel ve 151 ada 5 parsel sayılı taşınmazları satın aldığını ancak, satın alma tarihinde müvekkilinin yurt dışında çalışması, bölgenin toplulaştırma sahasında olması, tapu işlemlerinin devir temlik yasağı nedeniyle yapılamaması ve velayeti altında bulunan çocukları adına yapılacak işlemlerde tarım reformundan satış izinlerinin daha kolay alınması gibi nedenlerle davalı çocukları…. ile ….. adına müracaatta bulunduğunu ve dava konusu taşınmazların davalılar adına tescil edildiğini, satış işlemi sırasında davalı …’in 13, ….’nin ise 8 yaşında olduğunu, bu yaştaki küçüklerin taşınmaz alacak ekonomik güce sahip olmadıklarını, taşınmazların satın alındığı tarihten itibaren müvekkili tarafından kullanıldığını ve hâlen zilyetliğinde bulunduğunu, tapuların devrini istediğinde davalıların devre yanaşmadıklarını ileri sürerek, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile gerçek sahibi müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, davacının kendi rızasıyla taşınmazları çocukları adına kaydettirdiğini, tapuya herhangi bir şerh düşülmediğini ve davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazların davalılara 18.09.1991 tarihinde vekâletname ile satışının yapıldığı, davalı vekili duruşmada zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de itirazın süresinde ve usulüne uygun şekilde yapılmadığı kabul edilerek işin esasının incelendiği;
2. Davacının çocukları adına taşınmaz alımının dayanağını oluşturan izine ilişkin yapılan araştırmada; Şanlıurfa Tarım İl Müdürlüğü, DSİ 15. Bölge Müdürlüğü ve ilgili Tapu Müdürlüğü tarafından herhangi bir belgeye ulaşılamadığının bildirildiği, davacı tarafından da bu konuya ilişkin kanıtlayıcı herhangi bir belgenin sunulamadığı, bu durumda davacının, çocukları adına taşınmaz alımına ilişkin iddiasını herhangi bir yazılı belge ile ispat edememiş olup, dava dilekçesinde de açıkça yemin deliline başvurulmadığı anlaşıldığından, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece, 6100 sayılı HMK’nın 184 üncü maddesi gereği 12.02.2020 tarihli celsede tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için taraflara söz verilmediğini, doğrudan sözlü yargılamaya geçilerek adil yargılanma hakkının ihlâl edildiğini,
2. Davalı …’nin hukuki işlem ehliyeti bulunmadığından, diğer davalı abisi …..’in vasi olarak tayin edildiğini ve vesayeten abisi tarafından tayin edilen vekil aracılığıyla temsil edildiğini, ancak vesayet makamından izin alınmaksızın bu işlemlerin yapıldığını, ayrıca dava konusu taşınmazların devir tarihinde davalıların yaşları küçük olduğundan sözleşme ehliyetlerinin bulunmadığını,
3. İspat yükünün, hayatın olağan akışına aykırı olanı ileri süren tarafın üzerinde olduğunu, davalıların ise savunmalarını ispat edemediğini, dava konusu taşınmazların kendilerince alındığı, bedelinin taraflarınca ödendiği yönünde bir savunmalarının da bulunmadığını,
4. HMK’nın taraflar arasındaki yakınlık sebebiyle senetle ispat kuralının istisnası niteliğindeki düzenlemeleri dikkate alındığında Mahkemece, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle karar verildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu taşınmazlara ait tapu kaydında geçen Şanlıurfa Tarım Reformu Bölge Müdürlüğünün satış izin yazısına ulaşılamamış ise de, bu belgenin ilgili kurumun resmî yazısı mahiyetinde olup, inanılan tarafından imzalanmış bir belge mahiyetinde olmadığı sabit olduğundan, yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı gerekçe gösterilerek, dava dosyasındaki bilgi ve belgelere, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle yerel Mahkemece delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine göre, usul ve yasa yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılan İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf itirazlarını tekrar ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı iddialarının yazılı delil ya da delil başlangıcı niteliğinde bir belge ile kanıtlanmasının gerekip gerekmediği ve taraflar arasındaki baba-oğul ilişkisinin senetle ispat kuralına istisna teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Yargıtay duruşma vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine; kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.