Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/896 E. 2021/2947 K. 11.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/896
KARAR NO : 2021/2947
KARAR TARİHİ : 11.11.2021

7. Hukuk Dairesi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 23/01/2014 tarihinde verilen dilekçeyle temliken tescil aksi halde irtifak hakkının tesis edilmesi talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda davaya konu taşınmazlardan 211 parsel hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer taşınmaz 213 parsel yönünden ise davanın reddine dair verilen 14/03/2019 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacılar vekili tarafından talep edilmiştir. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
KARAR
Dava; asıl olarak temliken tescil, terdiden irtifak hakkının kurulması talebine ilişkindir.
Davacılar vekili, davaya konu 211 ve 213 parsel sayılı taşınmazlarda müvekkillerinin eskiden beri ikamet ettiklerini, bunların üzerinde ev ve ahırların bulunduğunu, söz konusu taşınmazlar müvekkillerinin muris dedeleri ve babalarına ait iken, bu yerlerin kendilerine kalacağı inancı ile üzerindeki yapıları yaptıklarını, davalı tarafından müvekkillerine yönelik Hatay 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/642 Esas sayılı dava dosyası ile elatmanın önlenmesi ve yıkım talep edildiğini, müvekkillerinin iyi niyetli olduklarını ve taşınmazlarda uzun yıllardır ikamet ettiklerini belirterek; evlerin, avluların, ahırların ve depoların tüm eklentilerinin bedelleri müvekkilleri tarafından ödenmek kaydı ile, taşınmazda kapladığı alan oranında müvekkilleri adına ayrı ayrı tescilini aksi halde bu yapıların kapladığı alanın tamamı açısından lehlerine irtifak hakkı kurulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili; davacıların iyi niyetli olmadıklarını, 211 parsel sayılı taşınmazın … tarafından önce 24.03.2006 tarihinde dava dışı …’e, …’ün de bu parseldeki hissesini 12.03.2012 tarihinde müvekkiline sattığını; 213 sayılı parselde ise …’nın tam hissesini 24.03.2006 tarihinde dava dışı …’e, …’ün de tam hissesini 12.03.2012 tarihinde yine müvekkiline sattığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, “Dava konusu Hatay ili, Antakya ilçesi, Madenboyu Köyü 211 parsel sayılı taşınmaza ilişkin dava konusuz kaldığından söz konusu taşınmaz yönünden açılan dava hakkında esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına; Hatay ili, Antakya ilçesi, Madenboyu Köyü 213 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davanın reddine” karar verilmiştir.
Davacılar vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi tarafından “Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14/03/2019 tarih ve 2014/71 Esas, 2019/87 sayılı Kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine” karar verilmiştir.
Hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Dava konusunun devri” başlıklı 125. madesinin 1. fıkrası, “Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir:
a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde dava davacı lehine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.
b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür.” şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olaya gelince; dosyada bulunan düzenleme şeklindeki senetlere dair satışlarda, 211 sayılı parsel yönünden taşınmazın 12019/18981 hissesini davacıların murisi olan …’nın önce dava dışı …’e 24.03.2006 tarihinde 4900,00 TL bedel karşılığında; …’ün ise söz konusu hisseyi 6 yıl sonra 12.03.2012 tarihinde davalı …’a satmıştır. Davaya konu diğer taşınmaz olan 213 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise yine davacıların murisi …, taşınmazın tamamını 24.03.2006 tarihinde dava dışı …’e 7200,00 TL bedel karşılığında; … ise taşınmazı 12.03.2012 tarihinde 250.000,00 TL bedel karşılığında davalı …’a satmıştır. Dosyadaki tapu kaydına göre adı geçen davalı 213 parsel sayılı taşınmazda tek malik; 211 parsel sayılı taşınmazda ise paylı malik konumundadır.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, 211 parsel sayılı taşınmazdaki paydaşlardan …’nın da hisse devri sebebiyle davalı …’a karşı yasal önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil davası açtığı, davanın kabul ile sonuçlandığı, 211 parselde davalı … adına kayıtlı 12019/18981 hissenin iptaline karar verildiği ve kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği görülmüş olup, davalı …’ın, 211 parseldeki paylı mülkiyet hakkını kaybettiği anlaşılmıştır.
Dava konusunun üçüncü kişiye temliki re’sen dikkate alınması gereken bir husus olduğundan 6100 sayılı HMK’nın 125/1. maddesi uyarınca mahkemece işlem yapılması gerekirken yasal dayanağı bulunmamasına rağmen 211 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın konusuz kaldığına yönelik verilen karar doğru görülmemiş ve hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 373/1. maddesi gereğince temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, karardan bir örneğin Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine, dosyanın İLK DERECE MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 11.11.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.