Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/904 E. 2021/2946 K. 11.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/904
KARAR NO : 2021/2946
KARAR TARİHİ : 11.11.2021

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Kahramankazan Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 02.09.2014 tarihinde verilen dilekçeyle yasal önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 21.06.2018 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı talep edilmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR

Dava, yasal önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil talebine ilişkindir.
Davacılar vekili, müvekkillerinin 116 ada 14 parsel sayılı taşınmazda hissedar olduklarını, bu taşınmazdaki 1/9 hissenin 06.05.2014 tarihinde davalılardan …’ya satıldığını, müvekkillerine herhangi bir resmi bildirimin yapılmadığını, satıştan sonra kötü niyetli olarak önalım hakkını engellemek için 22.08.2014 tarihinde adı geçen davalının taşınmazı diğer davalı …’e ait olan başka bir taşınmazla trampa ettiğini, sözleşmeler arasındaki kısa süre dikkate alındığında ilk sözleşmede taşınmaz değerinin 135.000TL olarak gösterilip ikincisinde 200.000TL olarak gösterilmesi karşısında bu kadar kısa sürede taşınmazın değerinin artamayacağını, bu nedenle son trampa işleminin muvazaalı olduğunu belirterek; yasal önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil talep etmiştir.
Davalılardan … vekili, işlemin trampa olduğunu, bu nedenle önalım hakkına konu olamayacağını, taşınmazın zaten 40 yıl önce fiilen taksim edildiğini, satılan kısmın taksim edilen kısım olduğunu ve davacıların iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddini savunmuş; diğer davalı … vekili ise müvekkilinin taşınmazda hissedar olmadığını, davanın müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini ayrıca müvekkili hakkında başka bir önalım davasının olduğunu, o davanın derdest olduğunu ve eldeki davanın süresi içinde açılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulüyle “Ankara ili, Kahramankazan ilçesi, Karalar mahallesinde kain 116 ada 14 parsel sayılı taşınmazda davalılardan … adına kayıtlı 1/9 hissenin önalım nedeni ile iptaline, davacılar … ve … adlarına 1/2 hisseli olarak tapuya tesciline; davalı … yönünden açılan davanın reddine” karar verilmiştir.
Davalıların vekilleri vasıtasıyla ayrı ayrı istinaf talep etmeleri üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda, “Kahramankazan Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/293 Esas-2018/188 Karar sayılı hükmünde mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirme bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davalılar vekillerinin istinaf kanun yolu başvurularının HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine” karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … vekili ile diğer davalı … vekili ayrı ayrı temyiz etmişlerdir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satış zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının, tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötüniyet iddiası 14.2.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Somut olaya gelince, dosyada bulunan belgelere göre davalı tarafın fiili taksim savunmasına yönelik mahkemece yapılan araştırmanın yetersiz olduğu anlaşılmış olup her ne kadar keşifte dinlenen tanıkların bir kısmı tarafından davaya konu taşınmazın mirasçılar arasında eylemli olarak kullanıldığı belirtilmiş ise de, davacıların ve davalıya pay satan satıcının geçmişten beri kullandığı yerlerin tanıklara sorulmadığı ve bu doğrultuda keşifte gösterilecek yerlerin bilirkişi raporunda ve ekli krokisinde işaretlenmediği görülmüşür.
Tüm bu nedenlerle yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca, mahkemece yeniden keşif yapılıp resen araştırma ilkesi gözetilerek davacıların ve davalının davaya konu taşınmaz üzerinde ayrı ayrı kullandıkları yerlerin olup olmadığının tanıklara sorulması ve tanıkların beyanlarına göre taşınmazda eylemli olarak kullanılan yerler varsa tanıklarca gösterilecek yerler fen bilirkişisi tarafından düzenlenecek krokide denetime elverişli şekilde işaretlenmek suretiyle eylemli paylaşım olup olmadığı tespit edilerek bu araştırmalar doğrultusunda mahkemece bir hüküm kurulması gerektiğinden, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekili ile diğer davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 373/1. maddesi gereğince temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, karardan bir örneğin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesine, dosyanın İLK DERECE MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 11.11.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.