Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/1135 E. 2023/2961 K. 30.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1135
KARAR NO : 2023/2961
KARAR TARİHİ : 30.05.2023

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 40 ıncı ve Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 18 inci maddeleri uyarınca yapılan ön incelemede;

1. 7201 sayılı Tebligat Kanunu, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunla değiştirildikten sonra, gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir.

2. Bu Kanun değişikliğine göre, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresine, Kanun’un 21/2 inci maddesi uyarınca doğrudan tebligat yapılması mümkün değildir. Muhataba çıkarılan ilk tebligatın, öncelikle bilinen veya gösterilen en son adresine, mavi renkli zarf kullanılmaksızın ve adres kayıt sistemindeki adres olduğuna ilişkin şerh verilmeksizin Kanun’un 10 uncu maddesine göre normal bir şekilde çıkarılması gerekir. Muhatabın bu adreste bulunmaması durumunda, tebliğ memurunca Kanunun 20 ve 21inci maddesinin birinci fıkrası ile Tebligat Yönetmeliği’nin 29 uncu maddesi uyarınca, muhatap lehine olan araştırmalar yapılarak tebligatın kendisine ulaşması ve bilgilendirme işlemlerinin yerine getirilmesi gerekir.

3. Muhatabın gösterilen adresten sürekli olarak ayrılması ve yeni adresinin de tebliğ memurunca tespit edilememesi durumunda, tebliğ evrakının tebligatı çıkaran mercie geri gönderilmesi gerekir. Ancak bu aşamadan sonra, Kanun’un 10/2 ve Yönetmeliğin 16/2 inci maddeleri nazara alınarak, tebliğ evrakının açık mavi renkli zarfla, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek, Kanun’un 21/2 inci maddesine göre tebliği mümkün olabilecektir.

4. Tebligat Kanunu’nun 10/2 ve 21/2 inci maddeleri farklı şekilde yorumlanarak, başka adresi bilinmediği gerekçesiyle muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine doğrudan doğruya Tebligat Kanunu’nun 21/2 inci maddesine göre tebligat çıkartılması muhatabın savunma hakkını kısıtlayacağından, Anayasanın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36’ıncı maddesine ve Tebligat Kanununun yukarıda bahsi geçen hükümlerine aykırı olacaktır.

5. “Aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçiye tebligat” kenar başlıklı 16. maddesinde, “Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.” Kanunun 16. maddesine göre yapılan tebligatın geçerli olabilmesi için, muhatabın adreste bulunmama

sebebinin tespiti, muhatap ile muhatap adına tebligatın yapılacağı kimsenin aynı konutta birlikte oturan kişi veya hizmetçi/daimi çalışan olması gerekir.

6. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince: davalı …, …, ….. …, …, …, …,…, …’a yapılan gerekçeli karar tebligatının 7201 sayılı Tebligat Kanunu’na aykırı olarak ilk seferde, doğrudan Tebligat Kanunu’nun 21/2 inci maddesine göre, davalıya adres kayıt sistemindeki adresine yapılması nedeniyle usulüne uygun olmadığı anlaşılmıştır.

7. Davalılardan …’a yapılan gerekçeli karar tebligatının aynı konutta oturduğu belirtilmeden kuzenine tebliğ edilmesinin usulsüz olduğu,

8. Davalılardan ….’a yapılan gerekçeli karar tebligatının ‘çarşıda’ olduğunu beyan eden komşu isminin yazılmamış olması sebebiyle, davalılardan …’ye yapılan gerekçeli karar tebligatının “işte” olduğunu beyan eden D2 bayinin kim olduğunun anlaşılamaması sebebiyle Tebligat Kanunu madde 21\1 uyarınca usulsüz olduğu,

9. İlk Derece Mahkemesince gerekçeli kararın adı geçen davalının adresine yukarıda belirtilen ilkelere uygun şekilde tebliğinin sağlanması ve kanuni temyiz süresinin beklenilmesi,

10. Bu itibarla sözü geçen eksiklikler giderildikten sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Dairemize gönderilmesi gerekir.

KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Belirtilen işlemlerin yerine getirilmesi için dosyanın hükmü veren İlk Derece Mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE,

30.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.