Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/1139 E. 2023/2694 K. 18.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1139
KARAR NO : 2023/2694
KARAR TARİHİ : 18.05.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki paydaşlar arası ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Asıl ve birleştirilen davada davacı vekili; tarafların dava dışı kişilerle dava konusu Yakuplu 741 ada 2 (eski 1) parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğunu, davalıların, davacının rızasını almadan taşınmazın muhtelif yerlerini kiraya verdiğini, rızaya dayalı taksim olmadığını, davacılara ayrılan alan olmadığını, pay ve paydaş çoğunluğu olmadan geçerli bir kira sözleşmesi bulunmadığını ileri sürerek, dava tarihinden geriye dönük beş yıl için her bir davalı için ayrı ayrı şimdilik 1.000,00 TL ecrimisil tazminatının yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı …; intifadan men şartının gerçekleşmediğini, her bir davalı yönünden talebin ayrıştırılması gerektiğini, hangi hissedarın taşınmazı kiraya verdiği ve kira bedelinin hangi hissedar tarafından alındığı hususunun ispata muhtaç olduğunu, davalı …’nin hissedar olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

2. Birleştirilen davada davalı …; davacının dava tarihinden geriye dönük beş yıl içerisinde malik olmadığını, davalı …’in kendisi ve akrabaları adına kayıtlı paydan fazlasını kullanmadığını, taşınmazın evvelinde fiili taksime konu olduğunu, taşınmazda davacının kullanabileceği boş alanın mevcut olduğunu, davacının kullanımının davalı … tarafından engellenmediğini, intifadan men şartının gerçekleşmediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı tüm maliklerin rızası olmadığından taşınmazın kullanımı bakımından geçerli bir rızai taksim olmadığı, dosyadaki kira sözleşmeleri uyarınca dava konusu arsanın kiraya verilerek ondan hukuksal semere elde edildiği, bu nedenle intifadan men koşulunun aranmayacağı, 23.01.2019 havale tarihli bilirkişi raporu ekinde yer alan krokide (E) harfiyle belirtilen 880,74 m² lik alanın boş olduğu, bu kısmın Şehitler Caddesinin kenarında yani kullanılabilir olduğu, bu boş kısmın yüz ölçümünün davacının arsa payıyla orantılı olduğu, intifadan men şartı eldeki davada aranmasa da davacının kullanabileceği boş bir alan bulunması halinde ecrimisile hak kazanmak için bu yönde bir isteğe davalı paydaşların karşı koyması gerektiği, bu kısmın kullanımına karşı çıkıldığına ilişkin bir iddia da olmadığı, anlaşıldığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalıların taşınmazın kiraya verilebilir kısmını prefabrik yapıp kiraya vermesinin dava konusu taşınmazın diğer hissedarlarının ve davacının haklarını ihlal niteliğinde olduğunu, dolayısıyla mahkemenin her hissedarın kullanabileceği alanın olduğuna ilişkin değerlendirmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazda yaklaşık 70 hissedarın bulunduğunu, 8.653,74 m² alanlı taşınmazın bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere davalıların yola cepheli 7.773 m²’sini işgal edip kiraya verdiklerini, geriye sadece 800 m² boş alan kaldığını, bu alanda atıl gelir elde edilebilecek bir alan olmadığını, müvekkilinin, tapu kaydında anlaşılacağı üzere payına karşılık toplamda 1103 m² yer isabet ettiğini, ayrıca davalı vekili tüm davalıların vekili olmamasına rağmen sanki tüm davalıların vekiliymiş gibi vekalet ücretine hükmedildiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm paydaşların katılımıyla oluşan harici taksim sözleşmesi bulunmadığı gibi paydaşlar arasında fiili kullanım biçiminin de oluşmadığı, davalılar tarafından kira sözleşmeleri uyarınca dava konusu arsanın kiraya verilerek ondan hukuksal semere elde edildiği, ancak 23.01.2019 havale tarihli bilirkişi raporu ekinde yer alan krokide dava konusu taşınmazın (E) harfiyle gösterilen 880,74 m²’lik alanın boş olduğu, bu kısmın cadde kenarında kullanılabilir nitelikte olduğu, davacının payına karşılık olarak kullanabileceği boş bir alan bulunduğu, bu alanı kullanmasına davalılar tarafından karşı çıkılmadığı, ecrimisil koşulları oluşmadığından asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunan vekille temsil edilen davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın reddine kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davanın reddi kararın eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 995 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.