YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1202
KARAR NO : 2023/3148
KARAR TARİHİ : 07.06.2023
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Susurluk Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki muhdesatın aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalının 107 ada 7 parselde kayıtlı taşınmaza 1/2 hisse oranında malik olduklarını, taşınmaz ile ilgili olarak Susurluk Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/751 Esas sayılı dosyasında derdest ortaklığın giderilmesi davası bulunduğunu, davaya konu 107 ada 7 parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde davacı tarafından yapılan büyükbaş ve küçükbaş hayvan ahırları ile samanlık, eklenti ve depoların, derin sondaj kuyusunun, dava konusu taşınmazda harfiyat nedeniyle yapılmış olan iyileştirmenin (muhdesatın) davacı tarafından yapıldığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Davanın KISMEN KABULÜ ile,
1-Dava konusu Balıkesir İli …. İlçesi …. Mahallesi 107 Ada 7 Parsel sayılı tarla niteliğindeki taşınmaz üzerinde bulunan ve fen bilirkişisinin 13/11/2019 tarihli raporunda kroki üzerinde çizili olarak gösterilen;
a-Tek katlı, betonarme ve çelik karkas olarak inşa edilen, ön cephesi kapalı, arka cephesi açık, yanları kısmen kapalı kısmen açık (25,00m x 33,00m=) 825,00 m2 yüzölçümlü büyükbaş hayvan ahırı,
b-Büyükbaş hayvan ahırının arka tarafında bulunan ve tabanı beton, yanları açık, çatısı demir üzeri trapez sac kaplama (7,00m x 15,00m=) 105,00 m2 yüzölçümlü samanlık,
c-Tek katlı, betonarme karkas ve yığma kargir olarak inşa edilen 165,00 m2 yüzölçümlü küçükbaş hayvan ahırı ile ahırın yan cephesi ile arka cephesine bitişik olarak yapılmış 90,00 m2 yüzölçümlü iki adet eklenti,
d-Derinliği 104,00 metre sondaj su kuyusunun tamamının davacı tarafından meydana getirildiğinin TESPİTİNE,
2-a)Aynı 107 Ada 7 Parsel sayılı tarla niteliğindeki taşınmaz üzerinde bulunan ve fen bilirkişisinin 13/11/2019 tarihli raporunda kroki üzerinde noktacıklar halinde çizili olarak gösterilen büyükbaş hayvan ahırının arka tarafında ahıra bitişik bulunan, çevre uzunluğu 41 m2 olup 1.20 m yüksekliğinde demir boru ile çevrili büyükbaş hayvan ahırının gezinti alanı kısmının, teferruat (menkul eşya) niteliğinde olması,
b)8.100,00 Metreküp hafriyat masrafı bedeline ilişkin istemin ise bağımsız bir muhdesat meydana getirme niteliğinde olmayıp faydalı ve zorunlu giderlerden olması sebebiyle tespit davası açılmasında hukuki yarar bulumadığından bu hususlardaki taleplerin dava şartı yokluğundan REDDİNE,” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili; yargılama sırasında taraflar arasında protokol düzenlendiğini, buna göre davanın sulh ile sonuçlanması gerektiğini, diğer yandan ekonomik ömrünü tamamlamış yapıların muhdesat olarak değerlendirilmesi, su kuyusunun muhdesat olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığını, hafriyatın taşınmazın tarla vasfına zarar vererek değerini düşürdüğünü; sondaj, gezinti alanı ve hafriyat konularında davacı tarafın ileride talepte bulunmasına, hak iddia etmesine sebep olacak şekilde tespitte bulunulmasının ve hükümde yer verilmesinin doğru olmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
“1. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni gereği kısmen KABULÜ ile, Susurluk Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2018/181 Esas – 2020/330 Karar sayılı ve 15/10/2020 tarihli kararının, HMK.nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILARAK, aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmasına;
(a) Davanın KISMEN KABULÜ ile,
(b) Dava konusu Balıkesir İli, … İlçesi, …. Mahallesi, 107 Ada, 7 Parsel sayılı tarla niteliğindeki taşınmaz üzerinde bulunan ve fen bilirkişisinin 13/11/2019 tarihli raporunda kroki üzerinde çizili olarak gösterilen;
Tek katlı, betonarme ve çelik karkas olarak inşa edilen, ön cephesi kapalı, arka cephesi açık, yanları kısmen kapalı kısmen açık (25,00m x 33,00m=) 825,00 m² yüzölçümlü büyükbaş hayvan ahırı,
Büyükbaş hayvan ahırının arka tarafında bulunan ve tabanı beton, yanları açık, çatısı demir üzeri trapez sac kaplama (7,00m x 15,00m=) 105,00 m² yüzölçümlü samanlık,
Tek katlı, betonarme karkas ve yığma kargir olarak inşa edilen 165,00 m² yüzölçümlü küçükbaş hayvan ahırı ile ahırın yan cephesi ile arka cephesine bitişik olarak yapılmış 90,00 m² yüzölçümlü iki adet eklenti,
Derinliği 104,00 metre sondaj su kuyusunun tamamının davacı tarafından meydana getirildiğinin TESPİTİNE,
(c) 107 Ada 7 Parsel sayılı tarla niteliğindeki taşınmaz üzerinde bulunan ve fen bilirkişisinin 13/11/2019 tarihli raporunda kroki üzerinde noktacıklar halinde çizili olarak gösterilen büyükbaş hayvan ahırının arka tarafında ahıra bitişik bulunan, çevre uzunluğu 41 m² olup 1.20 m yüksekliğinde demir boru ile çevrili büyükbaş hayvan ahırının gezinti alanı kısmının, teferruat (menkul eşya) niteliğinde olması, 8.100,00 Metreküp hafriyat masrafı bedeline ilişkin istemin ise bağımsız bir muhdesat meydana getirme niteliğinde olmayıp faydalı ve zorunlu giderlerden olması sebebiyle tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığından bu hususlardaki taleplerin dava şartı yokluğundan REDDİNE” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili istinaf talep dilekçesinde belirttiği nedenlere dayanarak hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilâmın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür. Bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hâllerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hâkim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti hâlinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.).
3. Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre ve davalı tarafça sunulan sulh protokolünün mahkeme içi sulh hâline getirilmediği, davacının da sunulan protokolü kabul etmediği anlaşıldığından mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Temyiz Bölge Adliye Mahkeme kararı usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.