YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1481
KARAR NO : 2023/2792
KARAR TARİHİ : 24.05.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müteveffa … tarafından sözlü olarak düzenlenen ve tanıklar tarafından tutanağa bağlanan sözlü vasiyetname ile tüm malvarlığının davalı vakfa vasiyet edildiğini, 01.07.2014 (Salı) saat 20.00’de tutanağa bağlanan vasiyetnamenin 03.07.2014 (Perşembe) tarihinde mahkemeye gönderildiğini, murisin tek mirasçısının …. ve….. oğlu…..olduğunu, murisin 1925 doğumlu olup 02.07.2014 tarihinde vefat ettiğini, yasal mirasçıya ulaşılamadığından defterdarın İstanbul Anadolu 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/832 Esas sayılı kararıyla kayyum tayin edildiğini, vasiyetnamenin İstanbul Anadolu 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/734 Esas, 2015/613 Karar sayılı dosyasında açılıp okunduğunu, davaya konu vasiyet tanıklarının müteveffanın tedavi gördüğü sağlık kurulunun en yetkili yöneticisi gözetimde belge düzenlemediklerini, bu durumun vasiyetnamenin iptal sebebi olduğunu, ayrıca murisin 89 yaşında iken düzenlenen vasiyetnamesinde tasarruf ehliyeti ve ayırt etme gücünün tespiti gerektiğini, akli melekelerinin yerinde olup olmadığının araştırılması ve sözlü vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözlü vasiyetnamenin şekle uygun yapıldığını, vasiyetçinin aklı başında olup, uzun süredir davalı vakfın huzurevinde kaldığını, sağlık sorunları nedeniyle hastane bölümüne nakledildiğini, vasiyetçinin yanına çağırdığı arkadaşı tanıklarına sözlü vasiyetini bildirdiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile vasiyet tarihinde vasiyetçinin temyiz kudretine sahip olduğu ve sözlü vasiyette bulunma ehliyetinin bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, TMK’nın 531 ve 532 maddelerine uygun şekilde ve tedavi gördüğü sağlık kurumunun en yetkili yöneticisinin gözetiminde belgenin düzenlenmediğini, murisin 89 yaşında olup, ehil olup olmadığının da prosedüre uygun saptanmadığını, ölümünden 1 gün önce vasiyetname yapmasının şüpheli olup, fiil ehliyetine dair ATK raporunun üst kurulca incelenmesi itirazlarının dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözlü vasiyetnamenin de şekle uygun düzenlendiğinin belirlendiği, davacı tarafın iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; sözlü vasiyetname düzenlemek için gereken olağanüstü koşulların sağlanmadığını, müteveffanın vasiyetname düzenleme ehliyetine sahip olup olmadığının prosedüre uygun raporla tespit edilmediğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sözlü vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.Vasiyet 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 513 üncü ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre, vasiyet, resmi şekilde veya miras bırakanın el yazısı ile ya da sözlü olarak yapılabilir.
2. Mirasbırakan; yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, hastalık, savaş gibi olağanüstü durumlar yüzünden resmî veya el yazılı vasiyetname yapamıyorsa, sözlü vasiyet yoluna başvurabilir. Bunun için mirasbırakan, son arzularını iki tanığa anlatır ve onlara bu beyanına uygun bir vasiyetname yazmaları veya yazdırmaları görevini yükler. Resmî vasiyetname düzenlenmesinde okur yazar olma koşulu dışında, tanıklara ilişkin yasaklar, sözlü vasiyetteki tanıklar için de geçerlidir.
3. Mirasbırakan tarafından görevlendirilen tanıklardan biri, kendilerine beyan edilen son arzuları, yer, yıl, ay ve günü de belirterek hemen yazar, bu belgeyi imzalar ve diğer tanığa imzalatır. Yazılan belgeyi ikisi birlikte vakit geçirmeksizin bir sulh veya asliye mahkemesine verirler ve mirasbırakanı vasiyetname yapmaya ehil gördüklerini, onun son arzularını olağanüstü durum içinde kendilerine anlattığını hâkime beyan ederler.
4. Tanıklar, daha önce bir belge düzenlemek yerine, vakit geçirmeksizin mahkemeye başvurup yukarıdaki hususları beyan ederek mirasbırakanın son arzularını bir tutanağa geçirtebilirler. Sözlü vasiyet yoluna başvuran kimse askerlik hizmetinde bulunuyorsa, teğmen veya daha yüksek rütbeli bir subay; Ülke sınırları dışında seyreden bir ulaşım aracında bulunuyorsa, o aracın sorumlu yöneticisi; sağlık kurumlarında tedavi edilmekteyse, sağlık kurumunun en yetkili yöneticisi hâkim yerine geçer.
5. Mirasbırakan için sonradan diğer şekillerde vasiyetname yapma olanağı doğarsa, bu tarihin üzerinden bir ay geçince sözlü vasiyet hükümden düşer.
6. Ölüme bağlı bir tasarrufun iptali için dava açılabilmesi için mirasbırakanın tasarruf ehliyeti bulunmadığı bir sırada yapılmışsa; yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmışsa; tasarrufun içeriği, bağlandığı koşullar veya yüklemeler hukuka veya ahlâka aykırı ise; tasarruf kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmış olması nedenlerinden birinin gerçekleşmesi gerekmektedir.
3. Değerlendirme
1. Somut olayda vasiyetçi … kızı 1925 doğumlu …’ın yıllardan beri davalı Vakfa ait huzur evinde kaldığı, tüm bakımının davalı Vakıf tarafından karşılandığı, 01.07.2014 tarihinde davalı vakfa ait hastanede tedavi görmekte iken iki tanık huzurunda sözlü vasiyette bulunduğu, sözlü vasiyetin tanıklar tarafından tutanağa geçirildiği, vasiyet edenin 02.07.2014 tarihinde öldüğü, sözlü vasiyetnamenin 03.07.2014 tarihinde Sulh Hukuk Hakimine verildiği, sözlü vasiyet ile tüm mal varlığını davalı vakfa bıraktığı, Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun 09.12.2020 tarih 6627 numarası kurul raporu ile sözlü vasiyetname yaptığı tarihte fiil ehliyetine sahip olduğu anlaşılmaktadır.
2. O halde dava konusu vasiyetin içeriğinden vasiyet edenin kımıldayacak durumunun olmadığı, tedavi gördüğü hastanenin ulaşım sıkıntısı olmayan merkezi bir konumda yer aldığı ve tıbbın geldiği nokta dikkate alındığında vasiyet eden hayatta iken noterin de katılımıyla resmi vasiyetname düzenlenebileceği, dolayısıyla sözlü vasiyetnameye başvurulmasının esas şartı olan olağanüstü halin gerçekleşmediği anlaşılmaktadır.
3. Mahkemece sözlü vasiyetname düzenleme şartlarının somut olayda oluşmadığı göz önüne alınarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.05.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan vasiyetnamenin iptaline ilişkin davada, ilk derece mahkemesince davanın reddine ilişkin kararın istinaf edilmesi sonucu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince ”davacı vekilinin istinaf nedenlerinin esastan reddine” dair verilen kararın temyizi üzerine, Dairemizce kararın bozulmasına dair verilen kararına karşı olmak üzere muhalefetimiz aşağıdaki şekilde açıklanmıştır.
1. Davanın temelinde vasiyetçinin sözlü vasiyet türüne başvurması için gerekli olan olağanüstü sebep ve başka bir vasiyetname türüne başvurma imkanının söz konusu olmaması şartlarının dava konusu olayda gerçekleşip gerçekleşmediği bulunmaktadır.
2. 21.03.1925 doğumlu … 01.07.2014 tarihinde ”karın ağrısı, bulantı, kusma” şikayetleri ile ….. Ermeni Hastanesine yatışının yapıldığı, genel durumunun orta, kötü olarak belirlendiği, 02.07.2014 tarihinde durumunun ağırlaştığı saat 05.40’da ”serebral emboli” sebebiyle öldüğü anlaşılmaktadır.
3. 01.07.2014 tarihi saat 17.30 sıralarında yakın arkadaşları olan … ve …’ın vasiyetçinin yanına gittikleri, …’nin tamamen bilinçli bir şekilde sözlü vasiyetname yapmak istediğini bildirdiği, tanıkların …’nin beyan ettikleri hususları kağıda döktükleri, her ikisi tarafından dökümanın imzalandığı ve 03.07.2014 tarihinde sulh hakimine teslim edildiği belirlenmiştir.
4. Sözlü vasiyetnamenin geçerliliği bakımından önemli olan sözlü vasiyetnamenin yapıldığı sırada vasiyetçi de vasiyetname yapma iradesinin bulunması, sözlü vasiyetname yapılmasını sağlayan olağanüstü koşulların sözlü vasiyetnamenin yapıldığı esnada bulunması ve başka bir ölüme bağlı tasarruf başvurma imkanın olmaması gerekmektedir.
5. Somut olayda yakın ölüm tehlikesi söz konusu olup, yakın ölüm tehlikesine yol açan sebebin daha önce var olan bir hastalık sebebiyle veya mevcut bir hastalığın ilerlemesi nedeniyle ya da yavaş ilerleyen bir hastalık nedeniyle ortaya çıkması bir önem taşımamaktadır. Yakın ölüm tehlikesinin gerçekten söz konusu olduğu …’nin ölüme bağlı tasarrufu yaptıktan bir gün sonra ölmesinden de anlaşılmaktadır.
6. Aynı şekilde …’nin 01.07.2014 tarihinde hastaneye yatırılırken ki genel durumunun ”orta, kötü” olarak belirtildiği ve vasiyetnamenin içeriğinden …’nin ”yatakta bitap şekilde yattığı, kımıldayacak mecalinin olmadığı” anlaşılmaktadır. Tanıkların hastaneye mesai saatinin bitiminden sonra saat 17.30 ‘da ulaştıkları, vasiyetnamenin saat 20.00’da kaleme alındığı ve …’nin 02.07.2014 tarihinde saat 05.30’da öldüğü göz önüne alındığında …’nin ya da tanıkların başka bir ölüme bağlı tasarrufa başvurma imkanının olmadığının kabulü gerekmektedir.
7. Yukarıda açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının ”davanın reddi” kararı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin ”davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine” dair kararının onanması gerektiği kanaatinde bulunmakla, sayın çoğunluğun kararına muhalifim.