Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/1485 E. 2023/2760 K. 23.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1485
KARAR NO : 2023/2760
KARAR TARİHİ : 23.05.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki muhdesatın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin paydaşı olduğu taşınmazla ilgili ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, dava konusu taşınmazın üzerindeki restoran ve eklentilerinin davacı tarafından yaptırıldığını belirterek mudesatın tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili; söz konusu taşınmazın 2/4 hissesinin 01.05.2006 tarihinde icra ihalesi ile müvekkili adına tescil edildiğini, müvekkilinin malik olduğu tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin sona erdiğini, açılan ortaklığın giderilmesi davasının kesinleştiğini, muhdesatın tespiti davasının açılmasında hukuki yarar kalmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen esas ve karar sayılı kararı ile; davaya konu taşınmazla ilgili İstanbul (Kapatılan) 24. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2006/809 Esas ve 2011/286 Karar sayılı kararı ile ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verildiği, hükmün kesinleştiği, İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/56 Esasında kıymet takdirine itiraz davasının görüldüğü, aynı mahkemenin 2018/38 Esas sayılı dosyası ile satış işlemlerine geçildiği, derdest bir ortaklığın giderilmesi davası bulunmadığı, davacının eldeki davayı açmakta güncel hukuki yararının olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin içeriği tekrar edilmekle birlikte, ortaklığın giderilmesi davasında verilen kararın kesinleştiğini, ancak kıymet takdirine itiraz davasının derdest olduğunu, bu durumda hukuki yararın bulunduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen esas ve karar sayılı kararı ile ortaklığın giderilmesi dava dosyasında ortaklığın satış yoluyla giderilmesine dair nihai kararın 26.12.2011 tarihinde kesinleştiği, kıymet takdirine itiraz davasının hukuki yararın varlığına elverişli davalardan olmadığı, taşınmazla ilgili kentsel dönüşüm ya da kamulaştırma iddiasının da bulunmadığı, güncel hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine dair yerel mahkeme kararında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili yukarıda IV-B bölümünde belirtilen sebeplerle kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, muhdesatın tespiti talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. Aidiyet tespiti davaları kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere ve kural olarak; tespit davalarında tespit davası açanın hukuki yararının varlığı gerekir. 6100 sayılı Kanun’un 106 ıncı maddesinin 2 nci fıkrasında “tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır” denilmektedir. Bu nedenle taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat yönünden derdest ortaklığın giderilmesi davası ya da kamulaştırma işlemi bulunmadığı takdirde bu dava görülemez.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.