YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/158
KARAR NO : 2023/2772
KARAR TARİHİ : 23.05.2023
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 23.05.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davacı vekili Avukat …., karşı taraftan davalı vekili Avukat…. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 13528 ada 7 parsel sayılı taşınmazın paydaşı olduğunu, davalının taşınmazın bir kısım hissesini 10.11.2016 tarih ve 14049 yevmiye numaralı resmî senetle diğer paydaştan iktisap ettiğini, müvekkilinin bu satışa karşı ön alım hakkını kullanmak istediğini belirterek, dava konusu taşınmazda davalı adına kayıtlı hissenin müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; her ne kadar davaya konu pay davalıya tapuda satış yoluyla devredilmiş olsa da, gerçekte söz konusu devrin satıcı ile davalı arasındaki inanç ilişkisi gereği yapıldığını, satış niteliğinde olmayan temliklerde ön alım hakkının kullanılmasının mümkün olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıya yapılan satışın gerçek bir satış olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; resmî senedin aksinin tanık beyanları ile ispatlanamayacağını, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçeve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun);
a) “Ön alım hakkı sahibi” kenar başlıklı 732 inci maddesi şöyledir:
“Paylı mülkiyette bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını tamamen veya kısmen üçüncü kişiye satması hâlinde, diğer paydaşlar ön alım hakkını kullanabilirler. “
b) “Kullanma yasağı, feragat ve hak düşürücü süre” kenar başlıklı 733 üncü maddesi şöyledir:
“Cebrî artırmayla satışlarda ön alım hakkı kullanılamaz.
Ön alım hakkından feragatin resmî şekilde yapılması ve tapu kütüğüne şerh verilmesi gerekir. Belirli bir satışta ön alım hakkını kullanmaktan vazgeçme, yazılı şekle tâbidir ve satıştan önce veya sonra yapılabilir.
Yapılan satış, alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirilir.
Ön alım hakkı, satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her hâlde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer. “
c) “Kullanılması” kenar başlıklı 734 üncü maddesi ise şöyledir:
“Ön alım hakkı, alıcıya karşı dava açılarak kullanılır. Ön alım hakkı sahibi, adına payın tesciline karar verilmeden önce, satış bedeli ile alıcıya düşen tapu giderlerini, hâkim tarafından belirlenen süre içinde hâkimin belirleyeceği yere nakden yatırmakla yükümlüdür.”
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu’nun 27.03.1957 tarih ve 1956/12 Esas, 1957/2 Karar sayılı kararının gerekçesinde, mülkiyet hakkı serbestisine ve tasarruf muhtariyetine karşı geliştirilmiş olan ön alım hakkının ancak ve ancak satıcı ile alıcının hakiki maksatlarının gerçek anlamda satış olduğu hâllerde kullanılabileceği hibe, trampa, sermaye vaz’ı gibi tasarruflarda ön alım hakkının cereyan etmeyeceğine işaret edildikten sonra müşterek malikin hissesini kan ve kocaya, evlada veyahut akrabaya temlik etmesi hâlinde şeklen satış akdi olsa bile hakikatten satıştan başka miras hakkına müteferri maksatların veya hibe gibi düşüncelerin hâkim olduğu ahvalde Medeni Kanun’un gerçek satışlar için kabul ettiği ön alım hakkının cereyan etmeyeceği kabul edilmiştir.
3. Değerlendirme
1. Davacı, paydaşı olduğu 13528 ada 7 parsel sayılı taşınmazda 10.11.2016 tarihinde davalının satın aldığı 27/50 payın ön alım hakkına dayanarak adına tescilini istemiş; davalı taraf ise söz konusu payı satıcı ile arasındaki inanç ilişkisi gereği temlik aldığını ve gerçek bir satış ilişkisinin söz konusu olmadığını savunmuştur.
2. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, resmi senedin tarafı olan davalının akdin niteliği hakkında muvazaa iddiasında bulunup bulunamayacağı ve davalının 10.11.2016 tarihinde temlik aldığı pay sebebiyle davacının ön alım hakkını kullanıp kullanamayacağı noktasında toplanmaktadır.
3. Belirtilen tarihte devrin tapu paydaşı…’in satışı suretiyle olduğu tapu kaydı ve dayanağı resmî senet içeriği ile sabittir. Her ne kadar; davalı, bu temlikin gerçekte satış suretiyle olmadığını ileri sürmüşse de kendisi resmî senedin tarafı olduğundan muvazaa iddası dinlenemez. Temlik, satış suretiyle olduğundan satıcı ile davalı arasındaki diğer ilişkilerin davacının ön alım hakkına etkisi yoktur. Öte yandan; sözleşmede taraf olan kişinin işlemde muvazaa savunmasında bulunamayacağı kuralının istisnası olan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 27.03.1957 tarih ve 1956/12 Esas, 1957/2 Karar sayılı kararının oluşa uygunluğu da mevcut değildir.
4. Hâl böyle olunca; Mahkemece, davacı tarafından ön alım bedelinin depo edildiği de gözetilerek dava konusu payın davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 8.400,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.