YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1606
KARAR NO : 2023/3059
KARAR TARİHİ : 01.06.2023
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki inançlı işlem hukuki sebebine dayalı tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili; Kayseri ili, …. ilçesi, ….. ada 3 parsel sayılı, …. Sitesi, A Blok, 9 bağımsız bölüm numaralı meskende müvekkili kayden malik iken bazı sorunlar nedeniyle 12.01.2012 tarihinde bu taşınmazını emaneten davalı adına tescil ettirmek zorunda kaldığını, tescili zorunlu kılan nedenlerin ortadan kalkmasından sonra davalıdan tapunun iadesi istenmiş ise de davalının iade etmeyi kabul etmediğini, meskenin gerçekte müvekkiline ait olduğunun 10.01.2012 tarihinde davalı ile aralarında yapmış oldukları adi yazılı “İnançlı İşlem Sözleşmesi” başlıklı belgede de kayıt altına alındığını beyan ederek; dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili, dava dilekçesindeki delil listesinde açıkça yemin deliline dayanmamıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacının kardeşi olan …..ile davalının 2001 yılında evlenerek davacı tarafın kendisine ait olduğunu iddia ettiği evde müşterek çocuklarıyla birlikte yaklaşık 19 yıl birlikte yaşadıklarını, düğün sonrasında müvekkilinin ziynetlerinin kendisinden alınıp bu evin kendilerine ait olduğunun söylendiğini, taşınmazın tapusu bir süre davacının babasının üzerinde durduktan sonra maddi sıkıntılar nedeniyle taşınmazın önce başka akrabalarına ve kısa zaman sonra ise davalı müvekkiline devredildiğini, taşınmazın vergilerinin müvekkili tarafından ödendiğini, davacının ve akrabalarının hiçbir zaman taşınmazın gerçek maliki olmadıklarını, hatta 2018 yılında dava dışı eş …..’nın borcu nedeniyle evin satışının müvekkilinin babası tarafından engellendiği, ilgili taşınmazı sonradan tekrar satmak isteyen davadışı eş…’nın kavga çıkarıp fiziki şiddet uygulayarak ve baskı kurarak tehdit ettiği için müşterek çocuk yanında ağlayarak müvekkilinin sözleşmeyi imzaladığını, taşınmazın devrinden önce ise imzalanmış herhangi bir sözleşme bulunmadığını, davacının dayandığı belgenin taşınmazı almak için zorla imzalatılan bir sözleşme olduğunu beyan ederek; haksız ve kötü niyetli davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “… Davanın inançlı işlem sözleşmesine dayalı tapu iptal tescil istemine ilişkin olduğu, davalı taraf korkutma nedeniyle sözleşmeyi imzaladığını belirterek bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sunduğu cevap dilekçesiyle bu durumu dile getirmiş ise de; inanç sözleşmesinden sonra dava dışı eşi… hakkında kolluk biriminde davalının ifade verdiği, ardından Kayseri 4. Aile Mahkemesinde 18/09/2019 tarihinde dava dışı eşi… hakkında boşanma davası açıp ayrı yaşadıkları halde inançlı işlemin zorla imzalattırıldığı yönünde dava dışı eşi… hakkında savcılığa yapılmış bir suç duyurusunun bulunmadığı, davalı tarafın bu yöndeki savunmasının inandırıcı olmadığı, keşif sonucu taşınmazın dava tarihindeki değeri üzerinden tamamlama harcını da yatırıldığı…” gerekçesiyle; davanın kabulüne, Kayseri ili, …. ilçesi, …. Mahallesi, 2352 ada, 3 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 5. kat, A giriş, 9 numaralı bağımsız bölümün davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline…” şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Hükme esas alınan sözleşmeyi müvekkilinin kendi özgür iradesi ile imzalamadığını, sözleşme tarihi olarak 10.01.2012 yazmakta ise de yazılan bu tarihten çok daha sonra fakat eldeki dava açılmadan kısa bir süre önce baskı ve korkutmayla sözleşmenin imzalatıldığını, davadışı…’nın müvekkiline yönelik basit yaralama ve basit tehdit suçlarından dolayı Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesinde dava dosyasının bulunduğu mahkemeye bildirildiği halde dikkate alınmadığını, davanın dayanağı inanç sözleşmesi başlıklı evrakın aslında 2019 yılında müvekkiline zorla imzalatıldığına şahit olan davacı tarafın amcasının aile ilişkileri nedeniyle tanıklık yapmaktan çekindiğini, … her ne kadar bir dönem tapuda malik gözükse de taşınmazda hükmü ve tasarrufu bulunmayıp evde oturmaları sebebiyle davacıya hiçbir zaman ecrimisil veya kira ödemesi yapmadıklarını, müvekkili adına tapuya kayıtlı evin icrai yolla satılmasını engellemek amacıyla ipoteğin kaldırılması için müvekkilinin babasının 176.000,00 TL para ödediğini, kişinin ancak öz evladı için böyle bir ödeme yapabileceğini, üzerindeki ipoteğin de mülkiyet davacıda iken konulduğunu, bu dönemde müvekkilinin eski eşinin işlettiği ancak müvekkili adına olan şirketin borçları sebebiyle evin üzerine ipotek konulmasına davacının rıza gösterdiğini, kardeşi de olsa kimsenin böyle bir borç için kendisine ait evin üzerine evin değeri kadar ipotek konulmasına rıza göstermeyeceğini, davacı … ile eşi arasında da boşanma durumu olup davacının eşinden mal kaçırma kastıyla hareket etmesinin inançlı işlem olarak nitelendirilemeyeceğini, yapılan işlemin altında üçüncü kişilerden gizlenen meşru olmayan bir amaç olduğu için dayanılan sözleşmenin muvazaalı olup kimsenin kendi muvazaasına dayanamayacağını, hukuki işlemlerin geçersiz olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…Somut olayın incelemesinde; davacı ile davalı arasında 10.01.2012 tarihinde “İnançlı İşlem Sözleşmesi” başlıklı olarak imzalanan belgede, taşınmazın emaneten ve ileride istenildiği takdirde geri verilmek şartıyla davalıya devredileceğinin kararlaştırıldığı, taşınmazın 12.01.2012 tarihinde üzerinde ipotek mevcut iken davalıya devredildiği, ilk derece mahkemesince de belirtildiği üzere sözleşmenin zorla imzalattırıldığına ilişkin soyut beyanı dışında davalının ispatının bulunmadığı, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu…” gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 inci maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; istinaf dilekçesindeki başvuru nedenleriyle hükmü temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, inançlı işlem hukuki sebebine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. İnançlı işlemler; inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir. İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır.
2. İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır.
3. İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
4. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
5. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.
6. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188), yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Mahkemece davacıya yemin teklif etme hakkının hatırlatılması için, delil listesinde açıkça yemin deliline dayanılmış olması yeterlidir. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir.
7. İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanunu’nun 125 nci maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Yukarıda değinilen ilkelere göre dava dilekçesinde dayanılan 10.01.2012 tarihli belge; inanç sözleşmesini gösterir yazılı belge niteliğinde olup “Gerekçe ve Sonuç” paragrafındaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
3.Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.