Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/1613 E. 2023/3685 K. 06.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1613
KARAR NO : 2023/3685
KARAR TARİHİ : 06.07.2023

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2948 E., 2021/2817 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/126 E., 2019/383 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen mirasçılık belgesinin iptali ile yenisinin verilmesi davasında verilen karar hakkında yapılan istinaf incelemesi sonucunda, Bölge Adliye Mahkemesince, davalılardan … ile …’nin ortak vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılardan … ile …’nin ortak vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili, dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi olan …’ın 10.04.1964 tarihinde evli va çocuksuz olarak vefat ettiğini, adı geçen murisin vefatı ile geriye 2001 yılında vefat eden … ile 2006 yılında vefat eden eşi …,…’nin kaldığını, bu nedenle murisin vefat tarihinde yürürlükte bulunan Medeni Kanun’un 444/2. maddesine göre murisin eşinin terekesinin ¼’ünün mülkiyeti ile ½’sinin intifa hakkına sahip olması gerektiğini, hal böyleyken Kazan Sulh Hukuk Mahkemesince murisin eşine ½ pay verildiğini, murisin vefat yılı olan 1964 yılı yerine hükmün 1990 yılındaki değişikliğinin esas alınmasının hatalı olduğunu belirterek Kazan Sulh Hukuk Mahkemesinin 13.08.2007 tarihli ve 2007/333 Esas, 2007/351 Karar sayılı mirasçılık belgesinin iptali ile adı geçen murise ait yeni mirasçılık belgesinin verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılardan … ile …’nin ortak vekilinin cevap dilekçesinde; eldeki davanın vefat edenin yerleşim yerinde açılması gerektiğini, murisin yerleşim yerinin Ankara’nın …. ilçesi olduğunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 449. maddesine göre murisin ana ve baba zümresi ile birlikte mirasçı olması halinde eşin mirasın yarısını alacağını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Ankara Batı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.09.2019 tarihli ve 2019/126 Esas, 2019/383 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalılardan … ile …’nin ortak vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 29.12.2021 tarihli ve 2021/2948 Esas, 2021/2817 Karar sayılı kararında belirtilen “…HMK’nın 11. maddesi uyarınca mirasçıların kendi ikametgahları mahkemesinde mirasçılık belgesinin iptali davası açabilecekleri gözetildiğinde yetki itirazının yerinde olmadığı, Kazan Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 13.08.2007 gün ve 2007/333 Esas, 2007/351 Karar sayılı ilamı ile yanılgılı ve kanuna aykırı bir şekilde ikinci zümre ile birlikte mirasçı olan eşe 1/2 pay verildiği, mahkemece eski MK madde 444’te, 3678 sayılı Kanunun 10. maddesiyle 1990 yılında değiştirilen yeni duruma göre mirasçılık belgesinin verildiği, murisin vefat tarihi olan 1964’te yürürlükte olan kanun hükmü yerine 1990 yılı değişikliğinden sonraki duruma göre miras hissesinin belirlenmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu, bu nedenlerle Kazan Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen veraset ilamının iptali ile 1964 yılında yürürlükte olan 743 sayılı MK’nın 444’üncü maddesi gereğince sağ kalan eşin muris terekesinin 1/4’ünün mülkiyetine, ikinci zümre mirasçılarının da 3/4’üne hak kazandıkları hükmü doğrultusunda yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu…” gerekçesiyle adı geçen bir kısım davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalılardan … ile …’nin ortak vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davanın yetkisiz mahkemede görüldüğünü,

2. Dosyadaki bilirkişi raporunun hatalı olduğunu,

3. Raporda murisin babası ….’in 1234/1274 vukuatıyla vefat ettiğinin belirtilmiş olmasına rağmen bunun miladî hangi tarihe tekabül ettiğinin belirtilmediğini, aynı durumun murisin büyük ana ve . büyük babası için geçerli olduğunu,

4. Murisin eşinin vefat etmesi durumunda terekenin ½ hissesinden murisin eşinin mirasçılarının da pay alması gerektiğini,

5.Türk Medeni Kanunu’nun 449. maddesinin içeriğinin ortada olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, mirasçılık belgesinin iptali ile yenisinin verilmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 11. maddesi, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin (1990 yılındaki değişiklikten önceki) 444/2. maddesi ve 4722 sayılı Türk Medenî Kanun’un Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 17. maddesi.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 11. maddesinin 3. fıkrası, “Mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesine ilişkin davalarda, mirasçıların her birinin oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir.” şeklindedir. Anlaşılabileceği üzere hükümde, eldeki dava türünün görülmesi ile ilgili olarak yetkili mahkeme yönünden mirasçıların yerleşim yeri esas alınmak suretiyle alternatif seçimlik bir duruma imkan tanıdığı ortadadır.

3. 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe giren 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 444. maddesinin ilk hali, “(f.1) Müteveffanın karı veya kocası, füruu ile içtima ettikde muhayyerdir; dilerse terekeden yarısının intifa hakkını, dilerse dörtte birinin mülkiyetini alır. (f.2) Müteveffanın babası, anası veya bunların füruu ile içtima eden karı veya koca, mirastan dörtte birinin mülkiyeti ile beraber yarısının intifa hakkına; ve büyük babaları ve büyük anaları veya bunların füruları ile içtima eden karı veya koca, terekeden yarısının mülkiyeti ile beraber dörtte birinin intifa hakkına ve bunlar da yoksa bütün mirasın mülkiyetine sahip olur.” şeklinde idi. Buna göre hükmün, sağ kalan eşin mirasçılığına ilişkin olarak mülkiyet hakkı ve intifa hakkı birleşiminden oluşan bir sistemi kabul ettiği görülmektedir. Hükmün ilk fıkrası, mülkiyet veya intifa hakkı bakımından alternatif bir seçimini gözetirken; 2. fıkrası ise bu iki hakkın kümülatif seçimini gözetmektedir.

4. 743 sayılı MK’nın 444. maddesi, 3678 sayılı “743 Sayılı Türk Kanunu Medenisinin Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine, Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine, 818 Sayılı Borçlar Kanununun 83 üncü Maddesine Bir Fıkra Eklenmesine, 3095 Sayılı Kanunî Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanuna Bir Madde Eklenmesine, 2644 Sayılı Tapu Kanununun Bir Maddesinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun”un 10. maddesi ile değişikliğe uğramış olup hükmün eldeki davayı ilgilendiren 1. fıkrasının 2. bendi, “Miras bırakanın ana ve baba veya bunların füruu ile birlikte mirasçı olursa mirasın yarısı (…) eşe kalır” şeklindedir.

5. 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un “Mirasçılık ve mirasın geçişi başlıklı” 17. maddesindeki “Mirasçılık ve mirasın geçişi, miras bırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir.
” düzenlemesinden de anlaşılabileceği üzere eldeki davaya uygulanacak hükmün 743 sayılı eMK’nın 444/2 maddesinin 3678 sayılı Kanun değişikliğinin öncesindeki hali olduğu konusunda herhangi bir şüphe bulunmamaktadır.

6. Yukarıdaki açıklamalara göre inceleme yapıldığında, 1964 yılında vefat eden muris …’ın terekesi 1280 pay olarak kabul edildiğinde bu payın 1/4’ü (ve terekenin 1/2’si üzerindeki intifa hakkı) 2006 yılında vefat eden eşi Elfize Karataş’a; gerikalan 3/4’ü de ana baba veya onların alt soyuna kalacaktır. İncelemenin kolay olması açısından durumu ikiye ayırmakta yarar bulunmaktadır.

a. Murisin ana babası veya onların altsoyuna isabet eden 3/4 miras hissesi yönünden: Murisin terekesinin toplamı olarak kabul ettiğimiz 1280 payın 3/4’ü 960 paya tekabül etmekte olup bu payın murisin öncelikle üst soyu olan anne ve babasına gitmesi gerekmektedir. Ancak murisin babası olan …. ile annesi olan ….’ın muristen önce vefat etmiş olmaları sebebiyle bu 960 pay, onların alt soyu olan …’a isabet edecektir. …, 2001 yılında vefat etmiş olup eşi ….ın da kendisinden önce vefat etmiş olması sebebiyle kök içi halefiyet kuralı gereğince 960 pay, evlatları …. ve ….arasında ½ oranında eşit olarak paylaştırılacaktır. Bu durumda …. ve ….’ın 480’er payı bulunmaktadır. ….ın 2014 yılında vefat etmesi sebebiyle 8 kişiden oluşan altsoyu bu miras payını eşit olarak paylaşacaktır. Bu nedenle ….,…,…,… ve …., 60’ar payın sahibi olacaklardır. Ancak bu kişilerden …., 11.03.1988 tarihinde; eşi ….. ise kendisinden önce vefat etmiştir. O zaman …..’e düşen bu 60 pay, onun alt soyu olan …, … ve …. arasında eşit olarak 20’şer pay halinde paylaştırılacaktır. …. …..’a tekrar geri döndüğümüzde eşi …..’ın kendisinden önce 1994 yılında vefat ettiği görülmektedir. O zaman ….’ye düşen 480 pay, 5 kişiden oluşan alt soyuna eşit bir şekilde paylaştırılacak olup …, …, …, … ve … 96’şar payın sahibi olacaklardır.

b. ….’a isabet eden 1/4 miras hissesi yönünden; …. vefat etmesiyle birlikte sahibi olduğu tereke üzerindeki ½ orandaki intifa hakkı kendiliğinden sona erecektir. Zira intifa hakkı, mirasçılara geçmeyen kişiye sıkı sıkıya bağlı olan haklardandır. ….’nin miras hissesi olan ¼ esas alındığında bu kişi, muris terekesinin 320 payına sahip olacaktır. Babası …, annesi… ve sonrasında … ile iki ayrı evlilik yapmıştır. Buna göre annesi ….’den olma 5 kardeşe, …’den olma ise 3 kardeşe sahiptir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus şudur: ….’nin mirası öncelikle babası Ali ve annesi… arasında ½ oranında paylaştırılacaktır. Bu durumda…’ye ve ….’ye düşen, eşit miktarda 160’ar pay bulunmaktadır. Zümre başları sağ olmadığı için ….’nin alacağı bu 160 miras payı tüm alt soyu arasında eşit olarak bölünür. (Bilge Öztan, Miras Hukuku, Ankara, 2010, s.54.) Bu doğrultuda bu pay, …’den olma …, … ve … ile…’den olma…,…,…,ve …’ya eşit olarak paylaştırılacak olup tüm alt soy, bu hesaba göre 20’şer pay alacaktır. …’nin 160 payı ise 5 kişiden oluşan kendi alt soyu olan…,… ve …’ya eşit olarak paylaştırılacaktır. Bu durumda bu kişiler (160/5=) 32 payın sahibi olurlar. Ancak bu 5 kişi aynı zamanda babaları ….’den gelen 20’şer payın da sahibi olduklarından (32+20=) toplamda 52’şer payın sahibi olacaklardır. Bu kişilerden …’ye baktığımızda …’nin iki ayrı evlilik yaptığı görülmektedir. Kendisinden önce vefat eden…’den …, …. ve ….. isminde üç çocuğu; yine kendisinden önce vefat eden…’den olma … ve … ismindeki iki çocuğu bulunmaktadır. ….’den olma alt soyundan olan …, annesi …’den önce 1954 yılında bekar olarak vefat etmiştir. O zaman yatay şişme prensibine göre (…., s.52 ve 53) onun miras payı, …’nin diğer alt soylarına eşit olarak paylaştırılacaktır. Sonuç itibariyle …’nin 52 miras payı bu 4 kişiden oluşan alt soyuna 13’er oranda paylaştırılacaktır. …’nin kardeşlerinden olan … ise 1990 yılında, eşi olan … de kendisinden sonra 2005 yılında vefat etmiş olup ondan olma 4 kişiden oluşan alt soyunun bulunduğu görülmektedir. Buna göre, ….,…,…,, ve …..ya ait olan 52 payı aralarında 13’er pay olarak paylaşacaklardır. Öte yandan …’nin …’den olma çocukları olan …, … ve …, 20’şer oranda pay sahibi olurlar…..’den önce vefat ettiğinden halefiyet ilkesi gereği 20 paydan oluşan miras payı, 4 kişiden oluşan alt soyuna eşit olarak paylaştırılır. Bu durumda, …,…,… ve … 5’er miras payının sahibi olurlar.

7. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı görülmüştür

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılardan … ile ….’nin ortak vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.