YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1688
KARAR NO : 2023/2367
KARAR TARİHİ : 08.05.2023
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Hatay 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiş, davalı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince kararın kesin olduğu gerekçesiyle temyiz başvurusunun reddine dair ek karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi ek kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin paydaşı olduğu dava konusu 13 parsel sayılı taşınmazda 13.03.2018 tarihli satış işlemiyle davalıya satılan hissenin önalım hakkı nedeniyle müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı vekili cevap dilekçesinde; taşınmazda fiili taksim bulunduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından taşınmazda her bir paydaşın kullandığı yer olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 15.558,75 TL önalım bedelinin davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; fiili taksim savunmasını tekrarlayarak eksik incelemeyle karar verildiğini beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile fiili taksim savunmasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
1. Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarihi belirtilen ek kararı ile kararın kesin olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
3. Davalı vekili, ek karara karşı süresi içerisinde temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı vekili karara yönelik temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili ek karara yönelik temyiz dilekçesinde; harçlandırılan değerin temyiz kesinlik sınırı üzerinde olduğunu, harç ve vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını ve temyiz nedenlerini tekrarlayarak ek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün kapsamı” kenar başlıklı 297 inci maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
“…(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.”
2. 6100 sayılı Kanun’un “Duruşma yapılmadan verilecek kararlar” kenar başlıklı 353 üncü maddesinin ilgili bölümleri şöyledir:
“(1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa;
a) Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir:
…
6) (Değişik:22/7/2020-7251/35 md.) Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması.
b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak;
1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine,
2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında,
3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir.”
3. Kanun’un “Temyiz edilemeyen kararlar” kenar başlıklı 362 inci maddesinin ilgili bölümü ise şöyledir:
“(1) Bölge adliye mahkemelerinin aşağıdaki kararları hakkında temyiz yoluna başvurulamaz:
a) Miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar. …”
4. Aynı Kanun’un “Yargılama giderlerinin kapsamı” kenar başlıklı 323 üncü maddesinde, karar ve ilam harçları yargılama giderleri arasında sayılmış, “Yargılama Giderlerinden Sorumluluk” başlıklı 326 ncı maddesinde, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği düzenlenmiştir.
5. 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (I) sayılı tarifenin yargı harçları başlığını taşıyan kısmında, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden tarifede gösterilen oranda nispi karar ve ilam harcı alınacağı, bölge adliye mahkemelerinin tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları için bu oranda karar ve ilam harcı alınacağı hükme bağlanmış ve aynı Kanun’un 16 ıncı madde düzenlenmesi ile de temyize konu kararla ilgili davanın nispi harca tâbi olacağı öngörülmüştür.
6. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.09.2018 tarihli ve 2018/2 Esas, 2018/8 Karar sayılı kararının gerekçesinde ise; düzelterek onamanın yargılama giderlerinden olan onama harcı bakımından bozma kararı niteliğinde olması, aslında bozulması gereken bir kararın, bozma sebebinin yeniden yargılamayı gerektirmeyecek mahiyette görülmesi nedeniyle yasanın verdiği takdir yetkisine istinaden onanmasına karar verilmesi karşısında, düzelterek onama kararlarında onama harcı alınmayacağı görüşü benimsenmiştir.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemesince hüküm altına alınan önalım bedeli, her ne kadar karar tarihindeki temyiz kesinlik sınırının altında kalsa da, harçlandırılan dava değeri 225.000,00 TL olduğundan Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi olan 04.01.2022 tarihinde temyiz kesinlik sınırı 107.090,00 TL olup, dava değeri temyiz kesinlik sınırı üstünde olmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesince ek karar ile davacı vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmesi doğru bulunmadığından Bölge Adliye Mahkemesinin 07.02.2022 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilerek temyiz incelemesine geçilmiştir.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Somut olayda; davaya konu satış işleminin dayanağı olan 13.03.2018 tarihli resmi senedin incelenmesinde; satıcı Hayati’nin dava konusu taşınmazlarda davalı …’e sattığı hissenin toplam satış bedelinin 15.000,00 TL, harç ve masraflar toplamının ise 558,75 TL’dir. Dava değeri de 15.000,00 TL gösterilerek dava açılmış, bilirkişi raporuna göre dava konusu payın dava tarihindeki değeri 225.000,00 TL olarak belirlenmiş ve davacı bu değer üzerinden eksik harcı tamamlamıştır. Ne var ki davalı taraf bedelde muvazaa iddiasında bulunmadığı gibi, kendi muvazaasına dayanamayacağından ve taşınmazın değerinin belirlenmesini gerektiren bir durum da bulunmadığından, resmi senette yazılı bedel üzerinden dava değeri belirlenerek, harcın ve vekalet ücretinin de bu değer üzerinden hesaplanması gerekirken hatalı değerlendirmeyle taşınmazın keşfen belirlenen değeri üzerinden hesaplanması doğru değildir.
4. Yukarıda 3 numaralı bentte değinilen husus, kararın bozulmasını gerektirmiş ise de; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 07.02.2022 tarihli ek kararının KALDIRILMASINA,
2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
3. (2) numaralı bent uyarınca davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA ve Hatay 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/146 Esas ve 2020/280 sayılı Kararının hüküm sonucunun 4 numaralı bendinin çıkarılarak yerine ”Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 1.024,65 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 3.842,47 TL’den mahsubu ile artan kısmın davacıya iadesine,” ibarelerinin yazılmasına, 6 numaralı bendinde yer alan ”24.200,00” ibaresinin çıkarılarak yerine ”4.080,00” ibaresinin yazılmasına, hükmün DÜZELTİLMİŞ ve DEĞİŞTİRİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA,
İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.