Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/1808 E. 2023/3080 K. 05.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1808
KARAR NO : 2023/3080
KARAR TARİHİ : 05.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Batman ili, …. ilçesi, …. Köyü, ….Mevkiinde kain köy boşluğu ve 70 No.lu parsel üzerinde bulunan bahçe, duvar ve evin davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesini, taşınmazın DSİ tarafından üstünde bulunan muhdesatın zemininin Hazine’ye ait olduğundan bahisle muhdesat kamulaştırması yapmayarak baraj suları altında kalacağını, 2009/42 sayılı Kanun’un 19 uncu maddesi gereğince levazım bedelinin zilyete ödenmesi gerektiğini, bu sebeple muhdesatların davacı tarafından yapıldığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde dava konusu taşınmazın intifak hakkı İmar ve İskan Bakanlığına ait olmak üzere satın alındığını ve Hazine adına tescil edildiğini, taşınmazı kullanan şahıslar ile Hazine arasında herhangi bir kira ilişkisi olmadığını, 4706 sayılı Hazine’ye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik yapılması hakkında Kanun’un 03/07/2003 tarih 4916 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi ile değişik 5 inci maddesinin son fıkrasında “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra hazineye ait taşınmazlar üzerinde yapılan her türlü yapı ve tesisler başka bir işleme gerek kalmaksızın hazineye intikal eder. Yapı ve tesisleri yapanlar herhangi bir hak ve tazminat talep edemezler” hükmünün yer aldığını, taşınmaz üzerine yer alan muhdesatın yakın zamanda yapıldığını, haksız kazanç sağlama amacına yönelik olduğundan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile;
Batman Beşiri Kumçayı Köyü boşluğunda kalan fen bilirkişisi Harun Işık tarafından düzenlenen 24/05/2014 tarihli rapor ve krokide 2 ile gösterilen köy boşluğunda kalan 20.28 m²’lik evin davacı olan 37157251214 T.C kimlik No.lu … tarafından yapıldığının tespitine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dinlenen tanık beyanlarının yetersiz olduğunu ve sadece tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğini, mahalli bilirkişi olmadan sadece tanık beyanları doğrultusunda yetersiz inceleme ve araştırma ile eksik ve hatalı hüküm kurulduğunu, dava dilekçesinde muhdesatların ayrıntılı olarak gösterilmediğini, keşif esnasında muhdesatların belirtilmesinin iddia ve savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağı kapsamında kaldığını, davacı tarafça muhdesatların değeri üzerinden harç tamamlanmadan karar verilmesinin de hatalı olduğunu, bununla birlikte dava konusu muhdesatların kamulaştırma alanı kapsamında kalıp kalmadığının bilirkişilerce değerlendirilmediğini, uydu fotoğrafları incelenerek hangi tarihte muhdesatların yapıldığının tespit edilmediğini, taşınmazın bütünleyici parçası teşkil etmeyen, taşınmazdan sökülerek götürülmesi mümkün olan muhdesatlar yönünden de davanın kabul edilmesinin hatalı olduğunu beyanla hükmün bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, köy boşluğunda bulunan muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespiti istemine ilişkin olup uyuşmazlık, kabul kararının eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1. Bilindiği üzere; bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (472l sayılı TMK’nın 684/1 maddesi). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını da kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK’nin mad.718).

2. 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Kavak ve söğüt ağaçları, kendiliğinden yetişebilen ya da ekonomik amaçla yetiştirilen ve kesilip satılabilen ağaçlar muhdesat niteliğinde kabul edilmemektedir.

3. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK’nın mad.106/2) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK’nin mad.l 14/1-h, 115) .

4. Öğretide ve Yargıtay’ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.

3.Değerlendirme
1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 70 parsel sayılı taşınmazın avlulu kargir ev vasfıyla dava dışı … adına kayıtlı olduğu, yapılan keşifte de dava konusu muhdesatın kısmen 70 parsel sayılı taşınmazda, kısmen de Hazine’ye ait köy boşluğu üzerinde konumlandığı sabit olmakla davanın kamulaştırma hukuki yararına dayalı olarak açıldığı anlaşılmaktadır.

2. Somut olaya gelince; dava konusu muhdesat köy boşluğunda kaldığına göre; söz konusu muhdesatın yapıldığı tarih de dikkate alınarak mahkemece kamulaştırma ile ilgili kayıt ve belgelerle kamulaştırma haritası getirtilip taşınmaz başında uzman bilirkişiler eşliğinde keşif yapılması, fen bilirkişi eliyle kadastro paftası ve kamulaştırma haritası ölçekleri eşitlenerek zemine uygulanması, bu yolla muhtesatların üzerinde bulunduğu taşınmazın gerçekten kamulaştırma alanı içinde kalıp kalmadığının, davacı tarafın tespit davası açmakta hukuki yararı bulunup bulunmadığının belirlenmesi, yukarıda açıklandığı üzere bu muhdesatlara hukuken değer verilip verilemeyeceği dikkate alınarak bu hususları gösterir denetime elverişli rapor alınması, toplanan ve toplanacak tüm delillerin sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekir. Mahkemece yetersiz fen, inşaat ve ziraat bilirkişi raporları doğrultusunda, eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının BOZULMASINA,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

05.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.