Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/1887 E. 2023/3065 K. 05.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1887
KARAR NO : 2023/3065
KARAR TARİHİ : 05.06.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki ölünceye kadar bakma sözleşmesinin muvazaa nedeniyle geçersiz olduğu iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 32 adet taşınmazın müvekkilinin muris amcası …’e ait iken taşınmazlardaki hisselerini eşi…’ye ölünceye kadar bakma akdi karşılığında devrettiğini, muris bakıma muhtaç olmadığı gibi, bakıma ihtiyacı olduğu vefatı öncesi dönemde de tüm bakımının davacı tarafından yerine getirildiğini, kaldı ki muris ile eşi arasında yaş farkı bulunmadığından, eşi…’nin bakabilme imkanının yaşlılığı nedeniyle fiziksel olarak da olmadığını, devrin davacı ve diğer mirasçılardan mal kaçırmak için yapıldığını, eş ile yapılan ölünceye kadar bakma akdinin olağan hayat akışına aykırı bulunduğunu ve tüm taşınmazlar üzerinden sözleşme yapılmasının da muvazaayı kanıtladığını belirterek; … Köyü’nde kain 197 ada 8, 11, 13, 19, 75 ve 78 parsel, 101 ada 4, 10, 12, 21 parsel, 182 ada 8, 13 parsel, 179 ada 4, 201, 218, 225 parsel, 179 ada 141, 148, 164 parsel, 176 ada 4 parsel, 179 ada 127 parsel, 102 ada 105 parsel, 179 ada 225, 249, 259, 262, 265, 266, 268, 270, 277, 278 parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile tüm mirasçılar adına miras payları oranında tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının bu davayı taraflar arasında derdest ortaklığın giderilmesi davasında karar verilmesini engellemek için kötü niyetli olarak açtığını, ölünceye kadar bakma sözleşmesine istinaden davalılar murisi…’nin, yükümlülüklerini yerine getirerek muris …’e ölünceye kadar baktığını, sözleşmenin muvazaalı olmadığını, muvazaayı kanıtlayacak bir delil de sunulmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmenin muvazaalı yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, dava konusu taşınmazların mirasçılardan mal kaçırma saikiyle muris … tarafından eşi…’ye ölünceye kadar bakma akdi ile devredildiğinin sabit olduğunu, murisin ve eşi…’nin yaşlı ve bakıma muhtaç olması nedeniyle murisin bakımlarının davacının ailesince karşılandığını, …’nin yaşlı ve bakıma muhtaç olması nedeniyle murisin bakım ve ihtiyaçlarını karşılamasının mümkün olmadığını, …’nin, eşi …’ten 14 yaş büyük olduğunu, muristen üç ay sonra vefat ettiğini, ölünceye kadar bakma akdinin muvazaalı olup olmadığının belirlenmesi için bakım alacaklısının devrettiği taşınmazın değeri ve murisin malvarlığındaki büyüklüğü ile yapılan temlik arasındaki dengenin dikkate alınması gerektiğini, murisin söz konusu akitle 32 taşınmaz devrettiğini, muvazaalı devrin sabit olduğunu açıklayarak, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazların muhtelif paylarla kısmen 14/01/1969 tarihinde hükmen, kısmen 01/06/1970 tarihinde hükmen, kısmen de 19/03/1962 tarihinde tapulama nedeniyle davalıların miras bırakanı … adına tapuda kayıtlı olduğu, taşınmazların edinim şekli ve tarihleri, tanık anlatımları ve gerek muris …, gerekse eşi…’nin ölüm tarihlerine göre, davanın ispat edilemediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesindeki sebeplerle hükmün bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayanılarak oluşturulan tapu kaydının muvazaa hukuksal nedenine dayalı olarak iptali ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 611 inci maddesine göre ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir akittir. Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusu da bakım alacaklısına Yasa’nın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer.

3. Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 01.04.1974 tarihli, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur.

4. 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında sonuç olarak; “Bir kimsenin; mirasçısını miras hakkından yoksun etmek amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği tapu sicilinde kayıtlı taşınmaz malı hakkında tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklamış olduğunun gerçekleşmiş bulunması halinde, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçıların, görünürdeki satış sözleşmesinin Borçlar Kanunu’nun 18. maddesine dayanarak muvazaalı olduğunu ve gizli bağış sözleşmesinin de şekil koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek dava açabileceklerine ve bu dava hakkının geçerli sözleşmeler için söz konusu olan Medeni Kanunun 507 ve 603. maddelerinin sağladığı haklara etkili olmayacağına” hükmedilmiştir.

5. Muris muvazaasını öteki nispi muvazaalardan ayıran unsur ise mirasçıları aldatmak amacıyla yapılmasıdır. Daha açık bir anlatımla, 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere bu muvazaa türünde miras bırakan, mirasçısını miras hakkından yoksun etmek amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği tapuda kayıtlı taşınmaz malı hakkında tapu memuru önünde iradesini satış veya ölünceye kadar bakma akdi şeklinde açıklamaktadır.

6. Bu nedenle, miras bırakanın muvazaalı işlemi yaparken gerçek irade ve amacı mirasçılarından mal kaçırmak olmalıdır. Murisin mirasçılarından mal kaçırma amacının bulunmaması hâlinde 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararını uygulama olanağı bulunmamaktadır.

7. Muris muvazaasına dayalı olarak açılan davalarda ispat yükü ise muvazaanın varlığını iddia eden tarafa aittir. Gerek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6 ncı maddesindeki “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmü ve gerekse 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190 ıncı maddesinin birinci fıkrasındaki “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” hükmü uyarınca, miras bırakanın yaptığı temlikteki gerçek irade ve amacının mirasçıdan mal kaçırmak olduğunu, bu hususu ileri süren davacı taraf kanıtlamalıdır.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.