Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/1896 E. 2023/4494 K. 05.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1896
KARAR NO : 2023/4494
KARAR TARİHİ : 05.10.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2385 E., 2021/823 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2013/410 E., 2019/34 K.

Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve asli müdahil vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının kardeşi olan muris …’un 07/04/2012 tarihinde öldüğünü, murisin vasiyetname tarihinde fiil ehliyetinin bulunmadığını, vasiyetnamenin Türkiye’de bulunan taşınmazları ilgilendirdiğini, vasiyetnamede öngörülen 2 tanık bulunmasına ilişkin şekli yasal zorunluluğun yerine getirilmediğini, vasiyetnameyle davalı vakfın tek varis; diğer davalı derneğin ise yedek mirasçı olarak olarak atandığını, davalıların yabancı vakıf ve dernek olmaları nedeniyle Türkiye’de taşınır ve taşınmaz edinmesinin hukuken mümkün olmadığını belirterek vasiyetnamenin iptalini istemiştir.

2. Asli müdahil … vekili, dava konusu vasiyetnameden ve davadan 10.09.2015 tarihinde haberlerinin olduğunu, murisin müvekkilinin kardeşi olduğunu, verilecek karardan doğrudan etkilenecek müvekkilinin HMK’nın 65 inci maddesi gereği asli müdahilliğinin kabulünü istemiş; ayrıca vasiyetnamenin Türkiye’de bulunan taşınmazları ilgilendirdiğini, … Hukukuna uygun resmi şekil şartının ve 2 tanık koşulunun yerine getirilmediğini, vasiyetnamenin altındaki imzanın da murise ait olmadığını, vasiyetname tarihinde ağır kanser hastası olan muris hakkında heyet raporu aldırılması gerektiğini ve temyiz kudretinin de bulunmama olasılığının yüksek olduğunu, Türkiye’de kayıtlı olmayan davalı vakfın, mevzuat gereği taşınmaz edinmesinin mümkün olmadığını belirterek vasiyetnamenin iptalini istemiştir.

II. CEVAP
1. Davalı … vekili; … vatandaşı olmayan murisin milli hukukuna göre vasiyetnamenin geçerli olduğunu, murisin işlem ehliyetinin tam olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…Davacı tarafça yapılan imza incelemesi talebi mahkememizce yerine getirilmiş ve vasiyetnamedeki imzanın murise ait olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafça murisin vasiyet tarihinde 78 yaşında olduğu ve vasiyet tarihinde hukuki işlem ehliyetinin olup olmadığının araştırılması gerektiği ileri sürülmüş, ancak murisin işlem ehliyetinin olmadığına dair herhangi bir delil sunmamıştır. Mahkememizce dinlenen tanık beyanlarından da vasiyetçi murisin akıl sağlığının yerinde olduğu, yaptığı işlemin hukuki sonuçlarını bildiği anlaşılmıştır. Vasiyetnamenin iptalini gerektirir bir delil bulunmadığından, davacı ve müdahil davacının talebi mahkememizce yerinde görülmemiş…” gerekçesiyle davacının ve asli müdahilin davalarının reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve asli müdahil vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili, imza incelemesinin evrak asılları üzerinden yapılmadığını, fotokopi üzerinden yapılan ve hatalı imza incelemesinin hükme esas alınamayacağını, mirasbırakanın 2000 yılında beyin kanaması geçirdiğini, yaşlılığı, kanser tedavisi görmesi, kullandığı ilaçlar vd. nedeniyle fiil ehliyetinin olmadığını, bu hususta 19.12.2018 tarihli dilekçeleri ile mirasbırakanın tedavi gördüğü hastane bilgilerinin mahkemeye sunulmasına karşın mahkemece gereken araştırma yapılmaksızın ve gerekçesi de belirtilmeksizin karar verildiğini, Adli Tıptan rapor alınması gerektiğini, murisin akıl sağlığına ilişkin tanık beyanlarına dayanılarak karar verilemeyeceğini, tanıklar … ve … …’ın, davalı …’nın yönetim kurulunda bulunduğunu belirterek eksik inceleme sonucunda verilen hatalı kararın kaldırılmasını istemiştir.

2. Asli müdahil vekili, fiil ehliyetine ilişkin tanık beyanları ile yetinilmesinin hatalı olduğunu, uzman doktor bilirkişiler tarafından rapor aldırılması gerektiğini; MÖHUK m. 20 ve Tapu Kanun’u m. 35 gereğince, yabancı vakıfların Türkiye’de taşınmaz edinmelerinin kanuna aykırı olduğunu, davalı … Vakfının, Türkiye’de taşınmaz edinemeyeceğini; ayrıca Türkiye’de bulunan taşınmazları ilgilendiren vasiyetin geçerliliğinin … Hukuku ve … Medeni Kanunu’nun 532 vd. maddelerine uygun şekilde 2 tanık huzurunda resmi memur tarafından düzenlenmesi gerektiğini, kanuna aykırı vasiyetnamenin iptali gerekirken hatalı karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Yine bilindiği üzere 5718 … MÖHUK’un 20/4 ve 7 nci maddeleri uyarınca vasiyetname, ölenin milli hukukunun (ya da vasiyetnamenin yapıldığı yer hukukunun) öngördüğü şekle uygun yapılabilmektedir.

Somut olayda davacı taraf, ehliyetsizlik ve şekil eksiği nedenine dayanmıştır. Dava konusu vasiyetnamenin, yerel mahkemece getirtilen usulünce tercüme edilmiş Alman mevzuatına uygun yapıldığının anlaşılmasına, bu hukuk kuralları içinde vasiyetname için 2 tanık koşulu bulunmamasına, davacı ve asli müdahil tarafından vasiyetname altındaki imzanın murise ait olmadığının ve murisin vasiyetname tarihinde hukuki işlem ehliyetini haiz olmadığının kanıtlanamamış olmasına, davalı yabancı vakfın Türkiye’de mal edinmesi meselesinin ise, az yukarıda açıklanan sınırlı sayıdaki vasiyetnamenin iptali nedenleri arasında bulunmamasına göre, yerel mahkemece kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, kamu düzenine ilişkin aykırılık halleri bulunmadığından taleple bağlı inceleme sonucu, davacı ve asli müdahil vekillerinin istinaf nedenlerinin esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur”
gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve asli müdahil vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili, istinaf başvurusundaki gerekçelerle kararın bozulmasını istemiştir.

2. Asli müdahil vekili, istinaf başvurusundaki gerekçelerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şekil eksiği ve ehliyetsizlik nedenlerine dayalı vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
5718 … Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un “Hukuki işlemlerde şekil” başlıklı 7 nci maddesinde hukuki işlemlerin, yapıldıkları ülke hukukunun veya o hukuki işlemin esası hakkında yetkili olan maddi hukuk hükümlerinin öngördüğü şekle uygun olarak yapılabileceği hüküm altına alınmıştır.

Aynı Kanun’un “Miras” başlıklı 20 nci maddesinde ise;
“(1) Miras ölenin millî hukukuna tâbidir. Türkiye’de bulunan taşınmazlar hakkında … hukuku uygulanır.

(2) Mirasın açılması sebeplerine, iktisabına ve taksimine ilişkin hükümler terekenin bulunduğu ülke hukukuna tâbidir.

(3) Türkiye’de bulunan mirasçısız tereke Devlete kalır.

(4) Ölüme bağlı tasarrufun şekline 7 nci madde hükmü uygulanır. Ölenin millî hukukuna uygun şekilde yapılan ölüme bağlı tasarruflar da geçerlidir.

(5) Ölüme bağlı tasarruf ehliyeti, tasarrufta bulunanın, tasarrufun yapıldığı andaki millî hukukuna tâbidir” hükmüne yer verilmiştir.

Ölüme bağlı tasarruflarda şekil konusu menkul miras, gayrimenkul miras ayrımı yapılmadan düzenlenmiştir. (Nomer/Şanlı Devletler Hususi Hukuku, s.288).

Bu kapsamda 5718 … MÖHUK’un 20 nci maddesine göre, ölüme bağlı tasarrufun şekli, tasarrufun yapıldığı yer hukukuna veya işlemin esasına uygulanan hukuka veya ölenin milli hukukuna tabidir. Bu üç seçimli şekil kuralından amaç, ölenin son arzularının sonucu olan işlemin geçerliliğini sağlamaktır. (Milletler Arası Özel Hukuk … Çelikel s.294)

Diğer taraftan, vasiyetnamelerin geçerliliğini sağlamak amacı ile 05/10/1961 tarihli Vasiyet Tasarruflarının Şekli Konusunda İhtilafına Dair La Haye Sözleşmesi’ne Türkiye’de 1983 yılında taraf olmuştur.

Sözleşmenin 1 inci maddesine göre; “Bir vasiyet tasarrufu şekil yönünden aşağıdaki şartlarla geçerlidir;
a) Vasiyetçinin vasiyet tasarrufunu yaptığı yer iç hukukuna uygunsa, veya

b) Vasiyetçinin vasiyet tasarrufunu yaptığı anda veya ölümü anında vatandaşı bulunduğu Devletin iç hukukuna uygunsa, veya

c) Vasiyetçinin vasiyet tasarrufunu yaptığı veya ölümü anında ikametgahının bulunduğu yer iç hukukuna uygunsa, veya

d) Vasiyetçinin vasiyet tasarrufunu yaptığı veya ölümü anında mutat meskeninin bulunduğu yer iç hukukuna uygunsa,veya

e) Taşınmazlar söz konusu olduğu takdirde, bu malların bulundukları yer iç hukukuna uygunsa” vasiyetnamenin geçerli olacağı belirtilmiştir.

3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle Alman vatandaşı olan mirasbırakanın Almanya’da kendi hukukuna göre düzenlenen vasiyetnamesinin geçerli olduğu, öte yandan imzanın mirasbırakana ait olmadığı iddiası asli müdahil tarafından dava konusu edilmiş iken davacı vekili tarafından temyiz itirazında ileri sürüldüğü gözetilerek davacı vekilinin ve asli müdahil vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Somut olayda mahkemece davacı vekilinin dilekçesi ile bildirdiği mirasbırakana ait tüm tıbbi evrakın temini ile işlem tarihinde fiil ehliyetini haiz olup olmadığına ilişkin Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulundan rapor alınarak sonucuna göre uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesinin kararının BOZULMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.10.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.