Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/1905 E. 2023/3270 K. 12.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1905
KARAR NO : 2023/3270
KARAR TARİHİ : 12.06.2023

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/140 E., 2022/273 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/246 E., 2021/330 K.

Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi kal ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın bir kısım davalılar vekili ile davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 1662 ada 13 parselde kayıtlı taşınmazın maliki olduğunu, davalıların da müvekkilinin parseline bitişik, 14 parselde kayıtlı taşınmazın maliki olduğunu, davalıların taşınmazında bulunan binanın, davacının taşınmazına taşkın olduğunu, dava konusu yapının davacıya ait gayrimenkule müdahalesinin men’ine, taşınmazın tecavüz eden kısmının yıkılmasına, yıkım masraflarının davalılara yükletilmesine, davacının satın aldığı tarihten dava tarihine kadar geçen süre için şimdilik 500,00 TL ecrimisilin faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Bir kısım davalılar …, …, … ve … duruşmadaki beyanlarında; taşkın yapının sorumlusunun müteahhit firma olduğunu, bu nedenle davanın reddini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile davacının tapu maliki olduğu 1662 ada 13 No.lu parselde bulunan fen bilirkişilerinin 02/12/2020 tarihli rapor ve ekli krokisinde A harfli mavi renk ile taralı 6.46 m² ile B harfli yeşil renk ile taralı 1,20 m² olmak üzere toplam 7,66 m² alana davalılar tarafından yapılan haksız müdahalenin men,’ine, davacının taşınmazına yapılan taşkın kısmın kal’ine, davacının haksız işgal tazminatı (ecrimisil) talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili özetle; bilirkişi raporu doğrultusunda davacının talebine uygun karar verilmesi gerektiğini, aleyhe olan yerel mahkeme kararının iptaline karar verilmesini, mahkemece verilmiş olan ecrimisil ve yeni sınırların tespiti taleplerinin reddi kararının kaldırılması istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.

2. Davalılar vekili istinaf dilekçesi ile özetle; bu tür uyuşmazlıklarda taşkın kısmın yıkılabilmesi için taşkın sayılan kısmın yıkımını durum ve koşulların haklı kılması gerektiğini, ölçülülük ilkesine göre hareket edilmesi gerektiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da ”taşkın kısımda binanın taşıyıcı sistemlerinin olduğu, bu bakımdan yıkılması durumunda taşıyıcı sisteminin ciddi oranda zarar göreceği, bu durumun ya binanın tamamen yıkılması ile ya da statik hesaplarının değiştirilerek yeni duruma göre bina inşaatının yeniden yapılması ve mimarisinin değiştirilmesi ile sonuçlanacağı, her iki durumda ciddi masrafların ortaya çıkacağı, bu nedenlerle binanın taşkın kısmının yıkılmasının mümkün olmadığı” hususlarının belirtildiğini, rapordan da açıkça görüleceği üzere taşkın yapının yıkılması sonucunda meydana gelecek maddi zararın taşkın yapının şu anki değerinden çok daha fazla olduğunu, taşkın yapı maliklerinin iyiniyetlerinin mahkemece gözetilmediğini ve apartmanın taşınmazın çapa bağlandıktan sonra yapıldığını, çapa bağlı taşınmazlarda mülkiyetten kaynaklanan bir hakkı olmayan ve başkasının taşınmazına bilerek bina inşa edildiğinden iyiniyetten söz edilmeyeceğinden bahisle yıkım kararı verildiğini, ancak müvekkillerinin taşkın yapıya ait tapuları yapı yapıldıktan sonra 3. kişiden aldıklarını, kat maliki oldukları taşınmazın davacı tarafın arazisine taşkın olarak yapıldığını bilmelerinin kendilerinden beklenemeyeceğini, ecrimisil hususunda davalı müvekkillerinin kötü niyetli olmadıklarından bahisle talebi reddeden yerel mahkemenin, yapının yıkılması durumunda aşırı zarar oluşmasını gözardı edip yıkıma ilişkin hatalı karar verdiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili; istinaf dilekçesini tekrarla; davalıların taşınmazdaki bağımsız bölümleri sonradan satın aldıklarını, iyi niyetli olduklarını, yıkımın bilirkişilerce de tespit edildiği üzere fahiş zarar oluşturacağını beyan ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davanın kısmen kabulü ve taşınmazın kal’i kararının eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683 üncü maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.

3. TMK’nın 725 inci maddesi; “Bir yapının başkasına ait araziye taşırılan kısmı, eğer yapıyı yapan malik taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkına sahip bulunuyorsa, ona ait taşınmaz bütünleyici parçası olur.

Böyle bir irtifak hakkı yoksa zarar gören malik taşmayı öğrendiği tarihten başlayarak onbeş gün içinde itiraz etmediği, aynı zamanda durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde, taşkın yapıyı iyi niyetle yapan kimse, uygun bir bedel karşılığında taşan kısım için bir irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devrini isteyebilir” hükmünü içermektedir.

4. Yasal ayrıcalıklar dışında, TMK’nın 684/1 ve 718/2 maddeleri hükümlerine göre, arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar TMK’nın 725 inci maddesinde bu kuralın istisnalarından birisi düzenlenmiş, böylece muhdesatla arasındaki bağlantı kesilmiş bina sahibine bazı koşulların oluşması halinde ayrılmaz parça niteliğindeki taşkın yapı için üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır.

3. TMK’nın 725/2 inci maddesinde “durum ve koşulların haklı kılması” şeklinde ifade edilen husus uygulama ve doktrinde inşaatın yıkılması ile inşaat sahibinin uğrayacağı zarar veya yıkılmaması halinde arsa malikinin arsasının uğrayacağı değer kaybının karşılaştırılması şeklinde değerlendirilmektedir. Kastedilen değer sadece taşılan arazinin değerinden ibaret değildir. Bu değerin içinde arazi sahibinin taşılan kısım dışında kalan arazisinin uğrayacağı değer kaybı da vardır. Arsa malikinin arsasının uğrayacağı değer kaybı uzman bilirkişilerden rapor alınmak suretiyle TMK’nın 4 üncü, TBK’nın 50 nci maddesi uyarınca ve aynı zamanda sebepsiz zenginleşmeyi önleyecek biçimde dava tarihine ve objektif esaslara göre tespit ve takdir edilmelidir.

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Somut olaya gelince; davalı taşınmazın, davacının taşınmazına toplam 7.66 m² miktarında taşkın halde bulunduğu hususunda bir çekişme bulunmamaktadır. Dosyada bulunan 16.12.2020 tarihli inşaat bilirkişi raporunda, davacının taşınmazına taşkın dava konusu binanın taşıyıcı elemanlarının yıkımı ile davalılara ait binanın kullanılmasının mümkün olamayacağı belirtilmekle, kal talebinin kabulü halinde fahiş zarar oluşacağı anlaşıldığından mahkemece TMK’nın 725/2 inci maddesi gereğince durum ve koşulları haklı kılması ve diğer koşulların sağlanması durumunda davalılar lehine irtifak hakkı kurulması hususu araştırılıp sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak kal talebinin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.06.2023 oy birliğiyle karar verildi.