YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1989
KARAR NO : 2023/2996
KARAR TARİHİ : 31.05.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Edirne 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; babaannesi muris….’un sağlığında malvarlığının bir kısmını çocuklarına paylaştırdığını, kendisine de bakımını yapmasından ve birlikte yaşamalarından dolayı Edirne Merkez …. Köyü 92, 527, 906 parsel sayılı taşınmazları devretmek istediğini, mirasçıları sorun çıkmasını istemediği için söz konusu taşınmazı davalı … ‘e ilerde kendisine devrini yapacağı inancı ile satış göstermek suretiyle devrini yaptığı ve karşılığında bedel alınmadığını beyanla; dava konusu taşınmazların tapu kaydının iptali ile davalı adına tescili ile 92 parsel sayılı taşınmaz yönünden bilirkişi incelemesi ile belirlenecek değere göre şimdilik 1.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsili talep edilmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dürüstlük kuralına aykırı davrandığını, davalının, o dönem dava konusu taşınmazı alacak maddi gücünün olduğunu, ilgili taşınmazın Edirne Tapu Müdürlüğü’nde düzenlenen resmi senet ile satış ve devir işlemlerinin gerçekleştiğini, muvazaalı olduğu idda edilen satışın gerçek satış olduğunu dolayısıyla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda 16.03.2021 tarih ve 2020/160 Esas, 2021/71 Karar sayılı ilamı ile davacının inançlı işlem hukuksal nedenine dayandığı ve ispat külfetinin davacı tarafta olduğu, davacı tarafça bu ispata elverişli herhangi bir yazılı belge sunulmadığı, davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı ve yeminin davalı … İşitmez tarafından usulüne uygun bir şekilde yerine getirildiği, dolayısıyla davacı tarafın dava konusu taşınmazların tapu kaydının ileride davacıya devredileceği inancıyla muris ….. tarafından davalı … İşitmez’e devredildiğinin usulüne uygun bir şekilde ispat edilemediği, dolayısıyla inançlı işlemin ispat edilememesi nedeniyle tapu iptal ve tescil isteğinin dinlenme olanağının bulunmadığı, bu nedenlerle davanın reddine, yapılan inançlı işlemin ispatı sağlanamadığından dava konusu 92 parsel sayılı taşınmazın bedelinin tazmini davasının da reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalıların tanık deliline dayanmış olduklarını, mahkemece tanık beyanlarının alınarak değerlendirme yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda 27.01.2022 tarih ve 2021/1134 Esas, 2022/134 Karar sayılı kararı ile davacının inaançlı işlem dolayısıyla tapu iptali ve tescil ile bedel davası açtığını, ancak inançlı işlemlerin taraflar arasında sonuç doğuran 3 üncü kişileri aldatmak amacıyla yapılan işlemler olmadıkları, davacının murisinin bir inançlı işlem yaptığını kabul ettiğini, inançlı işlemin yazılı delille ispatının gerektiği, davacının bu yönde bir delil sunmadığı, yemin delililine dayandığı, davalı …’nin taşınmazların bedelinin ödenerek satın alındığı yönünde beyanda bulunup yemin ettiği, bu yönüyle davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı taraf istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerle hüküm temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
3. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı Kanun’un 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.
4. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (6100 sayılı Kanun’un 188 inci maddesi ile 225 nci maddesi v.d) yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde hakimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli, 2014/14-516 Esas, 2015/2838 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır.
5. İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı) 125 inci maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
31.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.