Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/2043 E. 2023/3166 K. 07.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2043
KARAR NO : 2023/3166
KARAR TARİHİ : 07.06.2023

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil ikinci kademe tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar ve bir kısım davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve davanın usulden reddine dair yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili, davacıların murisi … ile davalıların murisi… …’nin kardeş olup dava konusu taşınmazların evveliyatlarında müştereken hissedar olduklarını, …’nin paylarının tamamını kardeşi …’a Haziran 1983 tarihinde pazarlıkla ve haricen 3.000.000,00 TL bedelle sattığını, zilyetliğini de teslim ettiğini, 1987 yılında… …’nin satış bedelini az bulduğunu söyleyerek kardeşinden 500.000,00 TL daha istediğini, bu parayı da …’ın yeğeni …’un, … …’nin oğlu … …’ye banka havalesi ile gönderilmek üzere Ordu Ziraat Bankası şubesinde memur olan eşi …’a teslim ettiğini, …’ın aldığı 500.000,00 TL parayı … …’nin T.C.Ziraat Bankası…. Şubesi’ndeki hesabına… …’ye verilmek üzere şerhiyle havale ettiğini, murisleri …’ın 1995 yılından vefat edene kadar taşınmazları kullandığını, sonrasında davacıların kullanmaya devam ettiğini, davalılardan …’un ise taşınmazlardaki payını, kardeşleri … ile …’e takas karşılığı devir ve temlik ettiğini belirterek taşınmazlarda … … ve … adına olan tapu kaydının iptali ile …’a ait veraset belgesindeki pay oranlarına göre davacılar adına tapuya tescilini aksi takdirde davalıların payına isabet eden bedelin tazminat olarak davacılara yine veraset belgesindeki payları oranında ödenmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar …, … vekili; taraflar arasında yazılı veya sözlü bir alım satım sözleşmesi bulunmadığını, arada bir harici satış sözleşmesi olduğu kabul edilse bile resmi şekilde yapılmaması nedeniyle tapu iptal ve tescil isteme hakkı vermediğini, taşınmaz satışı için gönderilen bir bedel olmadığını, davacının ibraz ettiği banka dekontunun taşınmazların satış bedeline karşılık olmadığı gibi, göndericisi ve alıcısının davacıların ya da davalıların murisi olmadığını, dekontta ne için gönderildiğinin dahi yazılı olmadığını, aslının dosyada bulunmadığını, bu dekonta dayanarak taşınmazlarda davalıların payına düşen değerin istenmesinin mümkün olamayacağını, bedelin gönderildiği iddia edilen tarihin üzerinden 31 sene geçtiğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, dekontun yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilip tanık dinletilmesi yönündeki davacı taleplerini de kabul etmediklerini, davacılar tarafından açılan davanın hukuki dayanağı bulunmadığından reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; “tapuda kayıtlı taşınmazların resmi şekilde yapılmayan satışları geçersiz olduğu gibi harici olarak taşınmazların satıldığının da ispat edilememesi nedeniyle tapu iptali ve tescil talebinin reddine; ödemeye ilişkin Ziraat Bankası Ordu …. Şubesinde hesabı bulunan … …’ye gönderilen 500.000,00 TL bedelli 1987 tarihli dekontun aslı veya onaylı suretinin bankadan temin edilememesi, dekont içeriğinden dava konusu taşınmazların satışı nedeniyle yapılan bir ödeme olduğunun ispatlanamaması, ispat yükü üzerine düşen davacının davalıdan iddia ettiği kadar alacaklı olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle alacak talebinin de reddine” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve bir kısım davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalıların murisi…’nin şifai tapu dışı sözleşme ile 3.000.000,00 TL peşin bedel ile kardeşi …’a dava konusu taşınmazları sattığını, satış bedelini az bularak 500.000,00 TL daha istediğini ve Ziraat Bankası Şubesi’nden bu miktarın da gönderildiğini, davalıların şifai satış sözleşmesinden haberdar olduklarını, davacı ve davalıların murisi arasında inanç sözleşmesi olduğunu, yemin deliline dayandıkları halde hatırlatılmadığını, tanıklıktan çekilen tanıklarının yerine başkaca tanık bildirilmesi taleplerinin reddedildiğini, adli yardım talebi kabul edildiği için davacıların vekalet ücreti yönünden sorumlu olmaması gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.

2. Bir kısım davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; her ne kadar davacıların adli yardım talebi kabul edilmiş ise de; yargılama aşamasında yapılan keşifte taşınmazların ve üzerinde bulunan yapıların toplam değerinin 44.044.222,75 TL olduğu, davalılardan … ve …’in hisselerine düşen toplam miktarın ise 4.915.971,82 TL olduğu, bu nedenle 100.000,00 TL üzerinden değil bu değer üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…Somut olayda; davanın ikamesi sırasında muris …’ın davacılar dışında mirasçısı eşi … ‘ın bulunduğunu ve davacılarca miras payına hasren dava açılmakla eldeki davanın dinlenilme imkanının bulunmadığını, dava dışı mirasçının muvafakatının sağlanması veya terekenin atanacak temsilci marifetiyle davada temsil edilmesinin de mümkün olmadığını, dava dışı mirasçı …’ın 06/07/2020 tarihinde vefat etmesinin de sonuca etkili bulunmadığını, yerel mahkemece res’en gözetilmesi gereken dava şartının yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken esastan reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu belirterek davacılar vekili ve bir kısım davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Ordu 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 30/06/2020 tarihli 2018/91 Esas ve 2020/378 Karar sayılı kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine” karar vermiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili, davalıların murisi…’nin davacıların murisine sahip olduğu hisseleri devrettiğini, … ile … arasındaki ilişkinin bir nev’i inançlı akit niteliğinde olduğunu, tanıklıktan çekinen …’ın şifai pay satışından haberdar olduğunu, …’ın tanıklıktan çekinmesi nedeniyle yerine yeni ve başka bir tanık bildirme taleplerinin de reddedildiğini, …’ın eşi tanık …’nın banka memuru olarak para havalesini bizzat yaptığını beyan etmesine rağmen ne için gönderildiğini bilmediğine yönelik beyanlarının çelişkili olduğunu, dekont aslı mahkemeye sunulmasına rağmen gerekçede aslının bulunmadığının belirtilmesinin hatalı olduğunu, dekont aslı için Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü’ne yazı yazılması gerekirken …. Şubesi Müdürlüğü’ne yazı yazıldığını, açıkça yemin deliline dayandıkları halde bu hususun hatırlatılmadığını, dava konusu taşınmazların arsa vasfında oldukları kabul edilse bile Dop oranı düşüldükten sonra davalılara düşen hisselerin değerinin de azalacağını, ayrıca imar planının da iptal edildiğini, bu yönde araştırma yapılmasını, adli yardım talebi kabul edilen davacıların vekalet ücretinden muaf tutulmasını, davalılar payına isabet eden 2.780.762,89 TL üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, dile getirmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tapu iptali ve tescil ikinci kademede tazminat istemine ilişkin olup uyuşmazlık, kararın eksik inceleme veya hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 706 ve 716 ncı maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 29 ve 237 nci maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin içeriği dikkate alındığında ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.